28 Şubat 2011 Pazartesi

Yumurtalı Pazı Kavurması

Öylesine yoğun günler geçiriyorum ki anlatamam.
İşe başlamak için gerekli evraklar,koşuşturmalar bir telaş bir telaş anlayacağınız.Bebeğimle geçirdiğim son günümdü bugün.Yani işlerimi koştura koştura halledip öğleden sonramı miniğimle geçirdim.Yarın da yapılacak çok iş var.
Ama bir fark,yarından sonra işlerim bitse bile artık işbaşı yaptığımdan miniğime koşamayacağım.Neyse sağlık olsun diyorum.
Netbook alıncaya kadar sanıyorum ki  bloğumla akşamdan akşama ilgilenebileceğim şimdilik.Tabi henüz belli değil,ama çok uzak kalmayacağımzın garantisini verebilirim en azından.Yine tariflerimi ekleyeceğim elbette.
Evet şimdilik Minti'den haberler böyle...

Bu arada;sevgili kardeşim Şima'nın (Cafe Pepela'nın) Libya cehenneminden sağsalim  ülkemize dönmüş olma mutluluğunu yaşıyorum.
Sevgili kelebeğim biliyorum çok zor günler bunlar,ama geçecek Allahın izniyle inşallah.Çok büyük bir imtihandı sizler için.Kolay şey değil yaşadıklarınız.Çok geçmiş olsun bir kez daha ve
ÜLKENE,EVİNE HOŞGELDİN ARKADAŞIM.

***
Muhabbetten,hasbihal etmekten pazı kavurmasına gelemedik bir türlü.En az ıspanak kadar beğendiğim lezzettir kendileri.
Bakın yumurtalı pazı kavurmasını nasıl yapıyor Minticiğiniz?
Hemen geçiyorum tarifimize:)
Malzemeler
1 demet pazı
1 ortaboy kuru soğan
3-4 yemek kaşığı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı kırmızıbiber
tuz
2-3 adet yumurta


Yapılışı:
1-Yemeklik doğradığınız soğanları sıvıyağda yumuşayana kadar pişiriniz.Üzerine,doğrayıp yıkadığınız pazıyı, kırmızıbiberi ve tuzu ilave edip hafifçe karıştırdıktan sonra,tavanın kapağı kapalı vaziyette pazılar yumuşayana kadar pişiriniz. Daha sonra kapağı açıp ara sıra karıştırarak pazıların suyunu çekmesini sağlayınız.

2-Pazı piştikten sonra,tavanın orta yerine çırpılmış yumurtayı dökünüz ve kapağı kapatıp çok kısık ateşte yumurtalar pişinceye kadar pişiriniz ve servis yapınız.
 
MİNTİ'DEN HERKESE SEVGİ VE SELAMLAR...

Kaynatılarak Yapılan Limonata...


  
Hastalığın,gribin kol gezdiği şu günlerde size Minti'den şifa dolu bir tarif:)
Ev limonatasını pek severim lakin bunun lezzetini de çok sevdim inanın.Ben grip olduğum günlerde genellikle bu tarife nane de ekler,sıcak sıcak içmeyi tercih ederim.Ama soğuk halini de beğendiğimi söyleyebilirim.
Sözü uzatmadan tarifine geçelim isterseniz:

Malzemeler:
3-4 adet limon 
4 su bardağı su
2 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi
1 çay bardağı toz şeker


Yapılışı
1-Şekeri,suyu
ve limon kabuğu rendesini bir tencerede kaynatınız.Kaynamaya başladıktan sonra 2 ila 5 dakika sonra ocağı kapatıp,süzünüz.Üzerine sıktığınız limonların suyunu ilave ettikten sonra,yaklaşık 5 dakika daha kaynatıktan sonra ocağı kapatınız ve soğumaya bırakınız.

2-Buzdolabında soğuttuktan sonra arzu ettiğiniz şekilde servis yapabilirsiniz.
afiyet olsun...
 
Mintiden sevgiler...

27 Şubat 2011 Pazar

Bebeğimin Kitapları ve Eğitici Oyuncakları:)




 Selamlar Herkese,
Birkaç arkadaşıma sözverdiğim üzre,bebeğim için kendi yaptığım kartları nihayet görüntüleyebildim.Hazır kartların resmini çekerken bebeğimle vakit geçirdiğim eğitici oyuncakları da resimleyeyim istedim.
Annelere fikir olması amacıyla yayınlıyor,
"bebeğimizle gün boyu neler yapabiliriz?"sorusuna bir nebze de olsa cevap vermiş oluyorum.

Her bebek değişik huylara,karekter özelliklerine ve değişik yapılara sahiptir.Asla bebeklerimizi bir başka bebekle kıyaslamamamız gerektiğini unutmuyoruz.

Aman anneler!!!
Bu çok hassas bir nokta.Kendi içinizde bile kıyaslamayın bence,ama eğer kendi kendinize düşünüyor olsanız bile, bunu minik bebeğinize,yansıtmamanız gerektiğinin üzerine basa basa söylemek istiyorum.
Daha sağlıklı ruhta bireyler,daha özgün karekterler yetiştirmek istiyorsanız bebeğinizi eksiğiyle fazlasıyla kabul edip,ASLA başka bir bebekle kıyaslamamalısınız/kıyaslamamalıyız...

Benim bebeğim gün içinde en çok legoyla ve kitaplarıyla zaman geçirmeyi seviyor.Ben ona ilk kitaplarını 8.ayında almıştım.Başlarda pek ilgilenmemişti açıkçası,lakin şu anda adeta vazgeçilmezi.Ben,gün içinde vermediğim zaman bile,"pita pita" deyip parmağıyla kitaplığı gösteriyor.Biraz sabrederek ve sevgiyle bebeğinize kitap aşkını aşılamalısınız.

 

İlk kitaplarının ismi:
afacanım ve ben serisinin RENKLER isimli kitabı ve
minik arkadaşım serisinin ŞİRİN AT isimli kitabıydı.

Aslına bakarsanız bu kitaplar 8 aylık bebekler için değil açıkçası.O aylarda bir sayfada sadece bir objenin olması gerekmekte.Ama ben bebeğimin seviyesine bunların uyacağını düşündüğümden bunları almıştım.Biz hep biraz ileri yaş kitaplara bakıyoruz.Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum.Ama bebeğim sayfasında az nesne olan kitaplardan sıkılıyor,bu nedenle ben de bebeğimin ihtiyaçları doğrultusunda hareket ediyorum.

RENKLER kitabını biz çok sevdik.Size de önerebilirim.Biz bu kitapta renkleri öğrenmeye henüz geçmedik bebeğim 14,5 aylık şuan.ama nesnelerin bir çoğunun ismini biliyor yada sorduğumuzda gösterebiliyor...

örneğin açık fotoğrafladığım kırmızı sayfadaki nesnelerden ayakkabı,balon ve elmayı gösterebiliyor 

"elma" yerine "ema",
ayakkabı yerine "akbı" 
şeklinde isimleriyle cevaplayabiliyor.


Bu bizim "eğitim halısı" oyuncağımız.Anneler bunu size kesinlikle öneriyorum.İnanılmaz güzel,ekonomik vekullanışlı bir eğitici oyuncak.Üstelik bu oyuncağı 3-4 yaşına kadar kullanabiliyorsunuz.

Hemen anlatmaya geçeceğim ama Ankarada olanlar için söylüyorum;Forum Ankara alışveriş merkezindeki büyük oyuncak mağazasında rahatlıkla bulabilirsiniz.
Ekonumik üstelik.

Bu oyuncakla neler yapılabiliyor.
**Öncelikle belirtmek istiyorum ki bu oyuncak,henüz bizim yaş seviyemize uygun olmayan bir oyuncak.Ama bazen kelimeleri söyletmek için açıyorum,henüz etkin birşekilde kullanmıyor elbette.

HARFLER,KELİMELER VE HECELER ANA TUŞLARI VAR.
Dilediğinizde 

***A'dan Z
'ye tüm harflerin başharfini oluşturduğu kelimeleri tuşlara basmak suretiyle dinleyebiliyorsunuz.

***Tek tek harfleri ve rakamları basarak dinleyebiliyorsunuz.

***3-5 tane değişik müziği dinleyebiliyorsunuz


***Dilerseniz kelimeleri hecelettirerek dinleyebiliyorsunuz...

**En güzeli ise "bu sayı nerde" diye soru soruyor,siz,cevap amacıyla rakamın üzerine basıyorsunuz,yanıtınıza göre sizi tebrik ediyor yada yeniden denemeniz gerektiğini söylüyor:)

**Çok kapsamlı bir oyuncak.Bence 2-3 yaşlarında çok daha iyi netice alınabilir diye düşünüyorum.


 Oğlumun en sevdiği işlerden biridir yapboz takmak.Bu yaşlarda daha kolay takılabilir,daha büyükçe legolar tercih etmek gerekiyor.Benim oğluşum şu anda hiç sıkılmadan yaklaşık 14-15 tanesini üstüste takabiliyor.


Bunlar da benim yaptığım kartlar.
Aslında kitapçılarda,oyuncakçılarda bu tarz eğitim kartlarını çok rahat bulabilirsiniz.Ama ben kendim uğraşıp yapmak istedim.Yaparken miniğimi de olaya dahil ettim.

Bunun için;babamızdan hayvan resimlerinin ve rakamların pc.çıktılarını alıp getirmesini rica ettik.Babamız bize yapıştırıcıyla birlikte getirdi sağolsun.Biz de ebatlarına uygun boyda çikolata kutusundan kartlar kestik.Çıktıları da kartlara olacak ölçülerde kestik,yapıştırdık ve epeyden beri kullanıyoruz...


Bebeğimin önüne bu kartları seriyorum.Ve ismini söylediğim kartı bana uzatmasını istiyorum.Şuanda;
kedi-köpek-elma-muz-horoz-tavşan ve kuzu kartlarını bana uzatabiliyor.

Kartları elimde biriktirip tek tek "bu nedir oğlum" diye sorduğumda da;
***kedi ve köpek kartlarını gördüğünde onların taklitini yapıyor.

***Elma ya "ema"
muza  "muu"
tavşana "tatan" 
diye cevap verebiliyor.Kartlarla olan diyaloğumuz bunlardan ibaret.Bu aralar tavşanla kuzu kartlarını eline alıp inceliyor.Çünkü en çok o kartlarda şaşırıyor.Balık ve zürafa kartlarını ise hiç tanımıyor,tanımak için de uğraşmıyor nedense:)



 Rakamları öğretip öğretmeme konusunda çelişkiler yaşıyoruz babamızla.Ben de doğrunun ne olduğunu bilmediğimden pek acele etmek istemiyorum.Zaten pek ilgi de duymuyor açıkçası.Ama herşeye rağmen 1 rakamının kartını gösterdiğimde,işaret parmağını kaldırarak "biiii"diye bağırıyor:))

Babamız rakamsal öğrenmeden ziyade,kavramsal öğrenmeden/öğretmeden yana.
Yani 2'yi rakam olarak bilmesi için erken diyor.Ama iki adet nesnenin biraraya geldiğinde 2 ettiğinin öğretilebileceğini savunuyor.
Yani;2adet elma,3kalem,1 kedi gibişeklinde öğretmenin daha doğru olacağını vurgulamaya çalışıyor.
...

Bu konuda bilgi sahibi annelerin yorumlarını bekliyorum.:)



Bunlar da,bebeğime son aldığım kitaplar.Hepsi birbirinden güzel,hepsi birbirinden eğitici.Bebeğim de oldukça meraklı.Bakalım,daha öğreneceğimiz çok şey var.Birlikteee...




Bu kalın sayfalı Tonton serisi;Ya-pa yayınlarına ait kitaplar.
İnanılmaz eğitici ve eğlenceli.
Bunların bir de "tonton müziğim" isimli bir kitabı var ki,onu almadık.
Bunlar daha fazla çevresinde bulunan ve karşılaşabilceği nesneleri içeriyordu.
Gerçekten tavsiye edilebilecek nitelikte...


"Minik adımlar" serisinin kitaplarının içeriği çok zengin.Bebeğinize anlatacağınız çok şey bulabilirsiniz.Resimlerde görünen nesneleri,olayları anlattığımda dinlemeye bayılıyor ve merakla takip ediyor küçüğüm.


Anne mintinin dünyasından bugünlükte bu kadar.
Bebek kokulu günler diliyorum...
En kalb-i sevgilerimle

25 Şubat 2011 Cuma

Roka Salatası

Herkese hayırlı cumalar,
"Salatanın her çeşidine varım"
diyenlere benden gelsin roka salatası:)
Daha öncede söylemişimtim sanırım bizim evde roka salatası sadece balığın yanına yenir diye.Ama ilk kez bunu balık harici yapıverdik.
Sunumunda da domates kullandım,pek lezzetli oluverdi
Yapılışı pratik,
Arşivimde yer alsın istediğimden yayınlıyorum... 

Malzemeler:
1demet roka
1-2 adet domates
çeyrek demet maydonoz
çeyrek demet dereotu
yarım limon
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı

***Tüm malzemeleri bol suda yıkadıktan sonra arzu ettiğiniz büyüklükte doğrayıp servis tabağına alınız.Üzerine tuz,limon ve zeytinyağını ilave ettikten sonra servis ediniz.

Afiyet olsun...

Yüreğinizden umudu hiç yitirmemeniz dileğiyle...
Minticikten sevgiler...

24 Şubat 2011 Perşembe

Bebeğimin Lezzetleri(Kuskus ve Sebze Çorbası,Cevizli Muhallebi ve Daha Fazlası:)

 
Selamlar tüm gönüllere.
İşe başlamanın tatlı ama azıcık buruk heyecanı içerisindeyim.
Bir yandan yaklaşık 1,5 sene ara verdiğim iş hayatıma yeniden dönüyor oluşumun heyecanı,çok özlememiş olsam da gayriihtiyari mutluluğu.
Diğer yandan 1,5 sene boyunca zorunlu bir kaç saatlik ayrılıklar hariç bebeğimin kokusundan hiç uzak kalmadığım için,ondan uzak kalacak oluşumun burukluğu...
Sizler anlayın halimi işte:)
Ama yine de çok şükür ki bebeğimle doya doya uzun bir zaman dilimini paylaştık.Koklaştık.Anne-evlat olmanın hazzına vardık.Bu imkanı bana sağlayan sevgili eşime çok teşekkür etmek istiyorum.Onun desteği olmasa belki ev alma,araba alma işlerinden dolayı daha erken başlamak isteyebilirdim.Ama eşim;bunların hepsini zaman içinde nasibimiz varsa gerçekleştirebieceğimizin,yaşımızın genç olduğunun ve geri dönüşü olmayan bu tatlı zamanları doya doya yaşamam gerektiğinin farkına varmamı sağladı.Bana her alanda verdiği sayısız desteklerinden dolayı minnetarım eşime.Allahım onu başımızdan eksik etmesin inşallah...

Evet sevgili dostlar bebeğimle olmanın son demlerini yaşıyorum.Bu nedenle çok fazla ziyaretlerinize gelemiyorum.Lütfen Minticiğin kusuruna bakmayın.Şu geçiş dönemini atlattığımda sizleri daha sık ziyarete geleceğim inşallah...

Bu ayrıntıya da dikkatleri çektikten sonra bir başka husus ise bebeğimin birikmiş yemek resimleri...
Şu anda bebeğim 15. ayına yaklaşıyor.Artık biz ne yiyorsak ev yemeklerini hiç ayırt etmeden yiyor Maşallah.Ama yine de ara ara bizim için çorba pişirmediğim zamanlarda,tembellik yaptığım yada dışarda yiyeceğimiz zamanlarda bebeğime hala özel olarak çorba ve yemek hazırlıyorum.

Mesela;sadece ona özel balık pişirebiliyorum hala.Bizim etli yemeklerimiz olmadığı günlerde sadece bebeğime özel kıyma,et yada tavuktan birini minicik porsiyonlar halinde pişirip yediriyorum ona.Bu resimleri inanın ne zaman çekmişim,hangi ara yapmışım bilmiyorum.Ama bebeğime yaptığım şeyler ilerde anı olarak kalsın diye hepsini bir postta yayınlamak istedim.Minik bebeği olan annelere de belki fikir olur diye düşünüyorum...
BAKALIM BEBEĞİNE DEĞİŞİK ZAMANLARDA NELER YAPIVERMİŞ ANNEMİNTİ:)

SEBZE ÇORBASI
Malzemelerini de görüntülemişim zaten.
1adet patates
1adet havuç
1adet kurusoğan
1adet kabak
1adet domates
2-3 dal maydonoz
3-4 dal dereotu
****
Tüm malzeleri rendenin minik tarafından geçirdim,maydonoz ve dereotunu da minik minik doğradım.Çok az yağda bir iki kez malzemeleri çevirdikten sonra göz kararı suyunu ilave ettim.Ve ağzı kapalı olarak pişirdim.Ara ara suyunu çektikçe su ilavesi yaptım.
Bebeğime 13 aylık oluncaya kadar hiç tuz vermedim.
 Ama artık çok az olmak kaydıyla lezzet vermesi amacıyla yiyeceklerine katıyorum.
Evet bu çorbamız bu kadar...
Şifa olsun kuzucuğuma...

CEVİZLİ MUHALLEBİ

Bildiğimiz şekilde muhallebiyi yapıp,içerisine şeker değil pekmez katarak muhallebiyi tatlandırdım.Ve içerisine ceviz katarak bebeğime yedirdim.
Şifa olsun:)

 
 KUSKUS ÇORBASI

Misafirlerime kuskuslu lezzetler hazırlayacağım zamanların birinde yapıvermiştim bu çorbayı bebeğime,hatırladım şimdi:).İçeriği oldukça basit,lakin bebeğimin sevdiği bir lezzet oluvermişti.
Çok az zeytinyağı,kuskus ve bir adet domates rendesinden oluşuyor çorbamız.

Domatesin kabuklarını soyduktan sonra rendeleyin.Çok az yağı tencereye koyarak domaresi çevirin.üzerine kuskusu ve suyunu ilave ederek pişirin.Ben çok az da irmik katmıştım.Dilerseniz katmadan da pişirebilirsiniz miniklerinize:)
Şifa olsun:)

KIYMALI BULGUR ÇORBASI

Bebeğime yine,es sık yaptığım lezzetlerden biri.
Çok az kıymayı yağda hafif pişirip,içerisine bulguru,domates rendesini,suyunu ilave edip pişiriyoruz.Dİlerseniz salça ilave edebilirsiniz.

Ben yine 1 yaşına kadar bebeğime salça vermedim. 
Ama artık yemeklerine katıyorum.Dilerseniz bu çorbayı pirinçle de yapabilirsiniz.

Çorbada sınır tanımıyorum.
 O anda elimin altında ne varsa,onunla çorba yapıveriyorum bebeğime.
Mesela;biz bugün eşimle Dominos'tan yiyeceğimiz için bebeğime özel mercimek çorbası yaptım.İçine çok azda pirinç attım.Oldu sana çorba.

Sebzelerden,brokoliden,sadece karnıbahardan,pırasayla havuçtan,ne bileyim aklınıza ne geliyorsa onu çorbaya dönüştürün ve bebeğinize yedirin.Ben bebeğime kerevizin bile çorbasını yaptım.Biberin çorbasını,eriğin çorbasını.Bu hususta sınır yok...Bebeğime yaptığım her çorbayı görüntüleyemiyorum tabi.Aklıma estikçe görüntülemişim işte.Ama yaptığım çorbayı,en fazla iki gün yediriyorum bunu hemen belirteyim.
İki günde bir mutlaka değişik bir çorba pişiyor benim mutfağımda bebeğime özel:)




Ve bebeğime hazırladığım meyve püresi.İnanın minik not kağıdı olamasa içeriğini tahmin bile edemezdim.:)Allahtan temkinli bir insanım.:)

 
 Öyle zannediyorum ki yazdan kalan bir meyve püresi:)Şuan bebeğime meyve vermekte inanılmaz zorlanıyorum.Bazen mandalina yiyor,bazen de oynaya oynaya azıcıkta olsa minicik bir elma dilimi yiyor o kadar.onun dışında meyveyle aramız yok.Hıı!bir de babasının muz sevdası sayesinde muz yemeyi seviyor...



 Yine protein içeren (kıymalı,etli,bulgurlu yada hububatlı)yemek ve çorbalarınızın yanında,bebeğinize muhakkak yoğurt yedirmenizi öneriyorum.Ben bebeğime özel hala yoğurdumu evde kendim mayalıyorum.Tüm annelere öneriyorum.

Evet bebeğime ilerisi için anı olarak ekliyorum bu postu.Hem nasip olursa ikinci bebekte unuttuğum lezzetleri hatırlayıveririm belki:)

Anneminti'den şimdilik bu kadar.
Hazırlanıp bebeğimle son kez dışarlarda dolaşmanın keyfini yaşamak istiyorum.
Sizlere sevgilerimi gönderiyorum...

23 Şubat 2011 Çarşamba

Yoğurtlu Pazı

  
Pazının faydaları da ıspanağın ki kadar çok sanırım.
Ben pazının en çok yoğurtlu halini seviyorum.Hatta bayılıyorum.Pratik ama lezzetli bir tarif.Bebeğim de severek yiyor üstelik.Sanırım aramızda bu lezzete hayır diyecek kimse yok gibi:)Hımm!!Ne güzel bir durum bu:)Yiyenlere,yapanlara şimdiden afiyet olsun diyorum ve sizlere sevgiler gönderiyorum...
Malzemeler:
1 demet pazı
2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
2 diş sarımsak
1-1,5 su bardağı yoğurt
Tuz
Pulbiber

Yapılışı:
1-Pazı yapraklarını bol suda iyice yıkayınız.ve irice doğrayınız.Teflon bir tavaya koyarak çok az su ilavesiyle kapağını kapalı tutarak,kendi buharında haşlayınız.Çok su koyup,piştikten sonra süzme işlemi yeşil sebzelerin,o güzelim vitaminlerinin heba olmasına neden oluyor.Bu nedenle mümkün olduğunca buharda ve çok az su ilavesiyle pişirmek gerekiyor.

2-Pişen pazıları soğumaya bırakınız.Eğer aşırı suyu varsa bir miktar süzünüz ama dökmeyip çorbalarınızda kullanabilirsiniz,yada daha güzeli bardağa koyup afiyetle içebilirsiniz.

3-Diğer yandan sarımsakları soyup doğrayıp yoğurtla karıştırınız,yoğurda da biraz tuz ekleyiniz.Soğuyan pazıları yoğurda katarak karıştırınız.(Ben servis tabağına aldıktan sonra üzerine yoğurdu döktüm ve yağını gezdirdim,karıştırmadım daha evvelinden)

4-Bir tavada sıvıyağın içine pulbiberi atarak kızdırıp,yoğurdun üzerine gezdiriniz.Ve servis yapınız.
Afiyet olsun.

http://4.bp.blogspot.com/-CGFBT3NRC-U/TWSzK11IwII/AAAAAAAAAio/YjDI8kRVlEo/s1600/cat%255B3%255D.jpg 
Bu güzel ödülü 
sevgili Gutguturuna'm ,
sevgili  Sezobigo'm
layık görmüşler bloğuma.Beni mutlu ettiğinizi belirtmek istiyorum sevgili gönüldaşlarım.Mutlu olmama sebep ödül değil,beni sayılı arkadaşlarınız arasında görmeniz.En kalb-i sevgi ve selamlarımı gönderiyorum...Ben de bu ödülü bloğuna emek veren tüm blogdaşlarıma gönderiyorum...
 mintiden sevgiler
 

21 Şubat 2011 Pazartesi

Annelik;Şefkat ve Sabır Gerektirir(bebeklerdeki çekmece karıştırma tutkusuna rağmen:)

 

Anne olduğunda insan;şefkati,sevgiyi ve sabrı birkez daha ekiveriyor yüreğine:)Anne kalbi,bir kez daha harmanlıyor merhamet tohumlarıyla yüreğini.Anne olunca,şefkatle yıkıyorsun hergün yüzünü.Sana muhtaç mini mini bir kalp avuçlarındayken,için bir kez daha sevgiyle dolup taşıyor...Ve iki minik göz,kendini sevgiyle sarmalayan bu yüzü,beynine kazımak istercesine bakıyor her defasında anneciğinin yüzüne:)

Evet,bebeklerin kendilerinden bile evvel tanımaya çalıştıkları varlıklardır annecikleri:)Uzun uzun bakışmaları,yüzünüzün her mm2'sini gözleriyle taramaları işte bu yüzdendir belkide.Bebek anneyi tanıdıktan sonra,ondan aldığı sevgi ve güven sayesinde kendini keşfetmeye başlar.İlk keşfettikleri yerler,gözlerinin hemen önünde duran,yumuk elleridir elbette.Bebekler uzunca bir süre,annelerinden aldıkları sevgiyle kendi uzuvlarını en ayrıntılı halleriyle incelemenin,keşfetmenin,öğrenmenin hazzını yaşarlar.Ve zamanı geldiğinde,size anlatamasalar bile,artık kendi farkındalıklarını tamamlamışlardır.

Bundan sonraki ilk hedef,elbetteki kendine en yakın yaşam alanı olan,kendi çevreleri olacaktır.Bebek için keyifli mi keyifli,anne için bir hayli zor bir süreç,işte tam da bu zamandan sonra başlamış demektir.Zor,lakin bebeğin gelişimi için oldukça gerekli bir süreçtir.Bu süreci atlamadan yaşaması,yaşayarak öğrenmesi gerekmektedir.

Ben de bu süreçten geçen ve çok şükür ki sabır gerektiren bu süreci bebeğimle paylaşabilen ve onun yanında olabilen şanslı annelerdenim.Benim için zorlu olsa da bu süreç;sabretmemi ve onun bu dönemi en sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için,ona yardımcı olmamı gerektirmekteydi.Ben,belki de birçok annenin aksine çekmeceleri,dolapları yasaklamayan,hatta oturup bebeğimle birlikte kurcalayan ve dağıtan bir anneyim.Bebeğimin güvenliğini sağladıktan sonra ona,çekmeceleri dolapları ve karıştırdığı tüm yerlerdeki nesneleri öğrenmesinin hazzını,fazalasıyla yaşattığıma inanıyorum.Bu nedenle ki bebeğim,bu süreci 1 ay gibi kısa bir sürede kolayca yaşadı ve bizim için bu süreç tamamen kapandı.

Zor olmadı mı?Evet benim için oldu.Ama onun için çooook keyifli bir dönemdi.İşimden ayrılıp onun yanında kalıyorsam,çekmeceleri yada onun dağıttığı kirlettiği yerleri toplamaktan, temizlemekten başka benim ne işim olabilirdi ki?Değil mi?İşte ben de tam bu şekilde düşündüm.Ve öyle yaptım:)


İnanın mutfağın ortasında soğan çekmecesini bile dağıtmasına izin verdim.Soğanın kabuklarını soymaktan yerlere saçmaktan vazgecinceye kadar bıkmadan,ona soğanı,patatesi,sarımsağı,şekillerini,kokularını,yerlerini tek tek tanıttım.Sonrasında elbette bana halı silmek,yer silmek,toplamak, bebeğimi yıkayıp temizlemek gibi bir hayli iş yükü çıkıyordu ama bebeğimin sağlıklı gelişimine olan katkısını düşündüğümde bu içimi rahatlatıyor,yorgunluğumu alıyordu.

Anne olarak 2 seçeneğiniz vardır bu dönemde:
***Ya,uzuuuunca bir süre bebeğinizi engelleyerek,kızarak,sindirerek,onun psikolojisini hiçe sayıp,rencide olmasını sağlayarak,hiç bir anlamı olmayan ve bitip tükenmeyen BOŞ Hayırlarla hem kendinizi hem bebeğinizi yorar yıpratırsınız,

***Ya da bu geçici durumu önce kendiniz kabullenir,bebeğinizin öğrenmesine,keşfetmesine,tanımasına yardımcı olarak,bu süreci;daha sağlıklı,daha kolay ve daha hızlı atlatmasına yardımcı olursunuz.
Tercih sizin...:)

Ben 2.seçeneği tercih eden bir anneyim.Ve bunun mutluluğunu yaşıyorum.Bebeğim bu keşif sürecinden sadece 1ay sonra,artık hiçbir çekmeceyi dağıtmıyor hiçbir dolabı karıştırmıyordu.Çünkü;kapalı ve göremediği tüm alanları birlikte tanıyıp,yerlerini birlikte öğrenmiştik:))

İşte bu nedenle,bebeğinizin keşif duygusuna ket vurmamınızı ve bebeğinize sınırlar çizmemenizi öneriyorum. 
Ona,"Hayır demeyin"demiyorum.Hayırlarınız mutlaka olmalı.Örneğin;ben,evin her alanını keşfetmesine izin vermeme rağmen,sadece bir dolap kapağını açmasına izin vermedim,vermiyorum da:)
İçinde çok önemli şeyler olduğundan değil,sadece kendi özgür alanlarının varlığını kabul ettiği gibi,benim yasaklarımın olduğu alanların varlığını da kabul ettirmekti amacım.Şuan,sadece izin vermediğim o dolabı merak ediyor inanın bana.Ve beni denemekten asla bıkmıyor:).Asla taviz vermiyorum elbette.Kapağı açsa bile benim "Hayır,o kapağı kapatmanı istiyorum" komutumun ardından,açtığı gibi tekrar kapatıyor benim yavrucuğum(kıyamam ben ona).Bunun gibi siz de ona hükmettiğinizi değişik şekillerde gösterebilirsiniz.Bu bir otorite yöntemidir.

Unutmayın bebekler sınırlarının olmasından hoşlanırlar.Bu onları güvende hissetirir aslında.Lakin dar bir alanda sınırlı kalmak da istemezler aynı zamanda.Bu nedenle sınırlarını,sınırlarınızı iyi belirlemelisiniz.Tüm bu sınırları,kuralları belirlerken şefkati,sevgiyi yüreğinizden ve tebessümü yüzünüzden eksik etmemelisiniz bebeğinize karşı elbette.

Herşeye rağmen bir annenin,bebeğinin yanında olması,büyüme aşamalarına tek tek şahit olabilmesi,onu her an koklayabilmesi,sarıp sarmalayabilmesi kadar güzel bir duygu yok sanırım.Allah'ım bu duygulardan,mahrum kalmak zorunda kalan tüm annelere yardım etsin.Anne olunca anlıyor ki insan,bir anneye verilebilecek en büyük ceza onun bebeğinden uzaklaştırılması,bebeğinin elinden alınması.Allahım böylesi acıları yaşayan annelere mükafat olarak cenneti versin dilerim.Ve tüm annelere bebeklerini bağışlasın Yüce Mevlam.Hiç bir bebeği de,anne kokusundan mahrum bırakmasın inşallah...
"Minti"
 
 Not:Annelik adına,bebek gelişiminin zorlu,gerekli ve zorunlu aşamalarından"bebeklerdeki karıştırma tutkusu" adına yüreğimden dökülenler,tamamen bana ait duygu ve düşüncelerdir.
Alıntılara yer vermiyorum bloğumda/kendi dünyamda:).Verecek olsam dahi mutlaka"alıntıdır"ibaresi kullanıyorum.
Bunu özellikle belirtmek istiyorum.
Annelere mintiden sevgiler gönderiyorum.

Hadi birkere daha koklayın yavrularınızı doya doya.
Geç olmadan,onlar henüz büyümemişken,bir nefes kadar size yakınken bir kere daha,doyadoya kanakana göseterin sevginizi yavrularınıza.
Mintiden bu defalıkta bu kadar.
Yüreğinizden sabrı,şefkati ve merhameti hiiiç eksik etmeyin inşallah.
Esen Kalın...

20 Şubat 2011 Pazar

Kapalı Tepsi Mantısı


hamuru için
2 su bardağı un
1 yumurta
1 tatlı kaşığı tuz
ılık su

İçi İçin:
300g kıyma
2 adet kuru soğan
2 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı karabiber
 
Pişirme aşamasında kullanmak için:
2 yemek kaşığı salça
1 lt kaynamış su
1 çaykaşığı tuz

Yapılışı:
1.Hamur için gerekli malzemeleri genişçe bir kabın içine koyarak karıştırınız ve çok sert olmayan bir hamur hazırlayıp dinlenmeye bırakınız.

2-Bu arada iç malzemelerini hazırlamak için soğanı doğrayıp suyunu süzünüz.kıymaya ekleyip baharatlarını ilave edderek karıştırınız.

3-Hamuru iki bezeye ayırarak incecik açınız.Açtığınız hamurları tezgahın üzerinde karelere kesiniz.Karelerin üzerine fındık büyüklüğünde kıymalı içten yerleştiriniz.Her bir kareyi bohça şeklinde büzerek kapatıp yağlanmış tepsiye dizinizÖnceden ısıtılmış fırında bir süre kızartınız.Hamurun rengi hafif değişmeli.

***.(Tarifin orjinalinde;minik kare hamurların içine iç konulduktan sonra,ortası açık kalacak şekilde kayık biçiminde kapatılır.Lakin sanırım arkadaşım ve kayınvalidesi bu şekilde tam kapamayı tercih etmişler)

4-Hamurlar hafif renk değiştirdikten sonra,2yemek kaşığı salçayı 3-4 su bardağı suyla ezip içine 1 çay kaşığı tuz atınız.Bunu mantıların üzerine gezdiriniz.Tepsiyi 250C fırına koyup,pişiriniz.Su kıvam kazanıp,mantılar suyu çektiğinde fırını kapatıp,mantıları servis tabaklarına alınız.Sarımsaklı yoğurtla birlikte servis yapınız...

Afiyet Olsun...

Bu gülümseten ödül için sevgili arkadaşım İçimizdeki Karnaval'a teşekkür ediyorum.Gerçekten gülümseten bir ödül:)Yüzünden gülücükler eksik olmasın arkadaşım.Ben de bu ödülü gülümsemeyi seven herkese ve tüm ziyaretçilerime gönderiyorum.
Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın diyorum.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Vişne Kompostosu (Elmalı)



Sevgili arkadaşımın hazırladığı lezzetlerin tariflerini de,hemen paylaşmak istiyorum sizlerle.
İlk olarak yaz kış tüketilebilen bir lezzet olan,vişne kompostosunun yapılışını anlatmak istiyorum.Dilerseniz içerisine kuşüzümü yada armut gibi meyveler katarak daha da zenginleştirebilirsiniz elbette.Yine şeker miktarını zevkinize göre azaltabilir yada artırabilirsiniz.

Ve eğer kış için hazırlayacaksanız,bu şekilde hazırlayıp sıcakken kavanozlara koyarak saklayabilirsiniz.Kayınvalidem bana iki büyük kavanoz vermişti mesela.Aysel annem kış için yaptığı kompostolara şeker koymuyor ama,kışın pişireceği vakit şekerini ekliyor.Böylece yüzde yüz doğal bişekilde hazırlanıp,saklanmış oluyor:)Sizlere bu yöntemi tavsiye edebilirim.

Malzemeler
Yarım kg. vişne
2.5 litre su 1,5 su bardağı toz şeker
1-2 tane karanfil
1 çubuk tarçın1-2 adet elma

Yapılışı:
1-Vişnelerin saplarını ayıklayıp iyice yıkayınız.Su ile şekeri derin bir tencereye koyup kaynatınız.Soyulup küpler halinde doğranmış elmaları,tarçın kabuğunu,karanfilleri ve vişneleri tencereye atıp 15-20 kadar orta ateşte pişiriniz.
2-Kompostonuz hazır olunca ocağı kapatıp,kompostoyu soğumaya bırakınız.Ardından buzdolabına kaldırarak iyice soğutunuz.Servis yapacağınız kaselere koyarak sunumunuzu hazırlayınız.
Afiyet olsun!

Fındıklı Kurabiye

 
Arkadaşım bu kurabiyelerin tarifini Sevgili Portakal Ağacı Hatice'den almış.Lakin fındıkları fazla ufaladığından orjinalindeki gibi olmamış sanırım.Zaten ufak çaplı değişikliklerde var tarfinde:)Fındıkları biraz iri dövülmüş olmasına özen göstermek lazım ayrıca.

Malzemeler:
  • 125 gr tereyağı (oda sıcaklığında yumuşamış)
  • 1 adet yumurta
  • Yarım su bardağı pudra şekeri
  • 1,5-2 su bardağı kadar un
  • 1/2 paket kabartma tozu (1 tatlı kaşığı)
  • 1 su bardağı dövülmüş fındık
 Üzeri için:
Pudra şekeri


Yapılışı:
1-Yoğurma kabında öncelikle yağ ve pudraşekerini elle biraz yoğurunuz.Yumurtayı ve dövülmüş fındıkları ilave ederek karıştırınız. Azar azar un ve kabartma tozunu ekleyerek yoğurma işlemine devam ediniz.

2-Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edinceye kadar yoğurunuz. Hamurdan istenen büyüklüklerde parçalar alıp yuvarlayınız.(Dilerseniz bu aşamayı yaparken,siz de Portakal Ağacı'ndaki gibi hazırladığınız kurabiyeleri yumurta akına batırıp,dövülmüş fındığa bulayabilirsiniz.)Yağlı kağıt serilmiş yada yağlanmış tepsiye diziniz.150 derecede 15-20 dk. kontrol ederek pişiriniz.

3-Fırından çıkıp,ilk sıcağı gittikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis yapınız...

Afiyet Olsun...
Herkese Gönlünce Geçireceği Güzel Bir Haftasonu Diliyorum.
Mintiden Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...