3 Şubat 2018 Cumartesi

Etnografya Müzesi...




Seviyoruz mâaile tarihi okumayı, dinlemeyi, izlemeyi, ve hatta yerinde görmeyi. 😊Buram buram içimize çekmeyi.

Tarihini bilmeyen bir millet kaybolmaya yokolmaya mahkûmdur derim hep evlatlarıma.
Biz kim olduğumuzu bilmeliyiz ki, göğsümüzü gere gere anlatabilelim/aktarabilelim geleceğimize.

Bundandır her örnekte, eskiden atalarımız böyleydi, bunları yapardı, buralardan geldik biz Anadoluya, bu kadar yıllık bir geçmișimiz var vesaire diye anlatıșlarımız.  Berkay bilir mesela Osmanlıdan önce Selçuklu olarak hüküm sürdüğümüzü, yada Orta Asya dan buralara geldiğimizi vs.
Üstelik sadece 8 yașında...

Iste bugunki etnografya müzesi gezimiz de bu altyapıdan dolayı dolu dolu geçti.
Her gördüğünü daha evvel duyduğuyla eșleștirmeye, yeni bilgileri eskilerle birleștirmeye çalıștı durdu.

Bakmak ve görmek arasında fark var nihayetinde.

Mesela bugün gördüğü el yapımı ișlemeli șamdanların, kaselerin altında Selçuklu dönemi yazıyordu.
Berkay "anne bunlar Selcuklu döneminden ama sarayda kullanilan eșyalardır değil mi? diye sordu. 😊 
Evet bazı bilgileri doğru verebilmișiz demekki. 😊


Ve yine apayrı bir mevzu var ki biz tarihi kitaplardan kuru kuruya okuyarak öğrendikz
 yazarın yazabildiği kadariyla hem de. 
Oysa șimdi herșey ne kadar farklı. 
Tarihi yerinde öğreniyor çocuklar. 
Öyle güzel belgeseller yapılmıșki tarih öğretmenini aratmıyor.
#dünyatarihi belgeselini izletin muhakkak çocuklara mesela. Neyse çenem açıldı çok yazmîșım, toparlıyorum ve müzeler yașayan tarihtir diyerek noktayi koyuyorum. 
Sevgiler

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...