Gah,saadeti kaybetmenin elemiyle kavrulursun,gah ummadığın bir saadetle sürrur bulursun.
Çektiğin elemlerin ateşiyle yanar kavrulur,belki bir dem kül olur,gün gelir yandığın ateşteki lezzeti bulursun.İşte o,lahuti ateşte pişirebilmektir yüreği,aslolan.Belki de,sabra mahkum edilmek de bu yüzden.Yüreklerin sabırla mihenk oluşu bundandır belki de...."Seviç kapısının anahtarı sabırdır" der ( W. Jacobs) .Ben buna gönülden inananlardanım.İnsan yüreğine sabır ekmeli her dem.Sabırla açılır tüm kapılar.Sabırla bırakır gece,yerini ancak gündüze.Sabırla kavuşur bülbül,sevdiceği gülüne.Sabırla olgunlaşır meyveler,yanarak güneşte.Sabırla geçer kara kışlar ancak.Ancak sabredersen,açar yüreğinde baharlar.Sabretmeyi bilmeli ki insan,sabrın sonundaki mükafatın bilsin değerini değil mi?,a!dostlar?.Derin ahlarla değil lakin,dirhem dirhem sabreyleyebilmeli,gönül dediğin.
Nasıl der? Cüneyd-i Bağdadi;"Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı,yudum yudum içine sindirmektir" diye.İşte öyle sabır ekebilmeli yüreğe.Yüzüne bir acı tebessüm kondurmadan,gözlerindeki mağrur bakışı bırakmadan,el öpmeden,bel bükmeden sabretmeli gönül,sabredecekse eğer. Ehil olmayanlara sabretmek, ehil olanlara cilâdır. Nerde bir gönül varsa sabırla cilâlanır..
Sabır;ruhun,yüreğin en temiz cilasıdır diyorum ben de..
Sabır üstüne ne çok şey var söylenmeyi bekleyen,söylenemeyen...Keşke yüreğimden geçenleri dökebilmeme,daha çok vakit olabilse.Şunu söylemeliyim bir de;sabredenlerin mükafatını verecektir Yaradan.Bu nedenle her dem,sabredebilmeli insan.
Yüreğim ne vakit çağlasa,sarılıyor elim kalemime.İmdat istiyor yüreğim,kelamlardan.Sizlerle hemhal olmak,hasbihal etmek istiyor,yüreğimden taşanlarla.
Dilerim sıkmamışımdır sizleri...
Dilerim sürç-ü lisan etmemişimdir.
Beşeriz,nihayetinde hepimiz.
Olursa kusurlarımız, neolur affediveriniz:)
Böylesine güzel dilleşmenin,kaynaşmanın ardından,gelin sizi tanışık olduğunuz nefis bir lazzete götüreyim.
Aman! Malatyamızda ne çok severiz bu lezzeti bizzz!!!,anlatamam!!!.Annem,anneannem bir yaptın mı,koca koca kaplarda yaparlar hep.Yazın o bunaltıcı sıcağında nasıl güzel olur bilemezsiniz:).Annem için bu çorba olsun;yanına bir baş kuru soğan olsun,azıcıkta yufka ekmek olsunbir de...Ohhh değmeyin anneciğimin keyfine.Nasıl sever anlatamam size.Ben de severim elbette.Asla hayır diyemeyeceğim,yazları bolca tükettiğim lezzetlerdendir kendisi...Hayat cemresi Hatice ablam da yayınlamıştı bu tarifi Kendi mutfağında.Dedim ya!biz Malatyalılar bayılırız bu çorbaya... Yapımı ise inanılmaz kolaydır,bilginize sunulur:)
Malzemeler:
yarım su bardağı nohut
1 su bardağı aşurelik buğday
3-4 su bardağı yoğurt
Nane
Tuz
Yapılışı:
1-Aşurelik buğdayı(dövme) yıkayınız.Soğuk suyla ıslatınız.Nohutu da yıkandıktan sonra,akşamdan her ikisini de ıslatınız.
2-Ertesi gün sularını süzüp pişirmek üzere tencereye alınız..Ben düdüklü tencerede pişiriyorum.Daha güzel açılıyor aşurelik buğday.İyice açılıncaya kadar pişirilmesi gerekir.Pişirme süresi kullanılan aşurelik buğday markasına göre değiştiğinden kesin bir süre veremiyorum ama en az 1 saat pişirmenizi öneriyorum.
3-Piştikten sonra soğumaya bırakınız.Bu arada yoğurdun içine tuz atarak bir çırpıcı yardımıyla iyice çırpınız.İsterseniz içine kuru nane de ekleyebilirsiniz.Soğuyan aşurelik buğdayı yoğurda katınız.İstenilen kıvama gelinceye kadarda soğuk su ilave ederek iyice karıştırınız.
Buzdolabında bekletip,iyice soğumasını sağladıktan sonra yemeklerinizin yanında soğuk servis yapınız.
not:aşurelik buğday,soğuduğu zaman topaklanmalar oluşturabilir.Bunu;ister elinizle,ister bir kaşık yardımıyla karıştırıp ezerek ortadan kaldırabilirsiniz.
En kalb-i sevgi ve selamlarımla...
Yüreğinizden eksik olmamak dileğiyle...