mintilife etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mintilife etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2017 Pazar

Mutlu Evliliğin Pūf Noktaları...


Merhabalar herkese,
Kolay kolay alıntı yayın yapmıyorum bloğumda.Kendime ait olmayan yazi, fikir ve fotoğraflara yer vermemeye özen gösteriyorum genelde.Ama sevgili Adem Hocam öyle gūzel anlatmış ki evlilikte önce birey olabilmenin ehemmiyetini, her bir cūmlesine katılıyorum.Ve bloğumda dursun istiyorum....
Evet, evlilikte eşler önce birey olarak görebilmeli birbirlerini.Biz evliliğimizde buna gerçekten dikkat ediyoruz.Birbirimizin özel alanlarına mūdahale etmiyor, özel ilgilerimiz için zaman ayırıyoruz.Ve buna karşılıklı saygı duyuyoruz.Bence bir ailede,ailece geçirilecek vakit kadar,eşlerin birbirleriyle yada birebir çocuklarıyla geçireceği vakit kadar kendilerine de vakit ayırmaları gerektiğini dūşūnūyorum.Ve lafı çok uzatmadan bu işin dûayenine birakıyorum.

 Evlilikte Birey Olabilmek...Adem Gūneş
Evlilik ayrı bir şey, aile olmak ayrı bir şey.
İnsanlar giderler nikah defterlerini imzalarlar, hoplarlar zıplarlar. Bir de düğün yaparlar, gelinlik damatlık giyerler. Sonra bir evin içerisine girerler; aa biz evlendik şu anda. Biz şu anda evliyiz. Tamam, evlisin. Ancak aile olmadın.

Aile olma basamağına doğru çıkarken; kişinin, ilk önce eşini bir birey olarak görme yetisine, yeteneğine sahip olması lazım. Nikahlı olmak, evli olmak, onu kendi “malı” olarak görmek değildir.

Benim gibi düşünsün, benim gibi hissetsin, benim gibi yaşasın. Sen erkeksin ama? Senin gibi düşünsün; ama o kadın, senin gibi düşünmüyor ki.

Çocuğa benim gibi baksın; olmaz ki senin ellerin kalın, onun elleri ince.
Hayata benim gibi baksın; ya hayata senin gibi bakamaz, çünkü sen baktığın zaman yeşili sarıyı görüyorsun, o yeşilin tonlarını görüyor.

Bir eş, eşini, birey olarak görmeye başlamadıkça, aile olmaya gidilmez.
Pedagojinin aile yapısının özünde eşlerin birbirlerini birey olarak görmesi, ondan sonra aidiyet duygusunun geliştirilmesi vardır.

Genellikle evet bizim toplumumuzda birey olmadan ait olmaya teşvik ediliyor. Evlendin, barklandın vs oldun şimdi ait oldun.
Hayır. Birey olmadan ait olmak, edilgen olmak demektir.

Önce kişinin, kendisinin bir birey, bir insan, hem de mikrometrik ölçüde eşiyle aynı insani özellikleri taşıyan, aynı insan özelliklerini taşıyan bir birey olduğunu fark etmesi lazım. Arkasından ait olma gelecek.

O halde bizler notlar vs.ler alıyorsak kenara bir yere, "Pedagoji Okulu’nun notları" diye bir şeyler not alıyorsak eğer, oraya belki de en önemli cümle olarak şunu yazmak lazım: "Bir kişinin, aidiyet duygusu kazanabilmesi için, önce birey olma yetisine erişmiş olması lazım." Birey olmadan ait olma duygusu, edilgen olmaktır.

Bir çok evliliğin temel problemi de zaten bu. Aile olamadan birçok evliliklerin artık huzurunun, tadının, tuzunun kalmamasının temel sebebi bu.
Konunun ayrıntıları için Adem Güneş'in
YouTube ya da Facebook hesaplarındaki
PEDAGOJİ OKULU 16 dersinin videosunu izleyebilirsiniz 😊😉
#pedagoji #pedagojiokulu16notları #çocukeğitimi #çocukegitimi #ademgunes #ademgüneş #pedagojiokulu #canlıyayın #youtube #facecookcanlı #telegramdapedagojiekibi

4 Ocak 2017 Çarşamba

Merak,kalıcı öğrenmenin birincil anahtarıdır.@ö

mintiden sevgiler

Çocuklarımızın, minik izler bırakmasına izin verelim Hayatımıza....
Engellenen çocuk öğrenemez mi? Elbette öğrenir, çūnkū bu bizim doğamızda var.Tamamen içgūdūsel bir durum.Engellenen çocuk öğrenir lakin, bir sūre sonra merak ve keşfetme isteğini kaybeder.Engellenen ve bastirilan ççocuklardan liderlik ruhu bekleyemeyiz.Çūnkū onlar yönlendirilmeye, komut almaya alışmış, sınırlandırılmış çocuklardir.

Bu nedenle çocuklarımızı yetiştirirken, bebeklik döneminden itibaren onlar için oluşturduğumuz gūvenli alan içerisinde özgūr ruhlarina ket vurmamaya, keşif duygularini ellerinden almamaya özen gösterelim.
Merak,kalıcı öğrenmenin birincil anahtariđır.

31 Aralık 2016 Cumartesi

Eski Yılda Kalanlar...Yeni Yıldaki Planlar...




2016 YILININ GETİRDİĞİ GÜZELLİKLER VE YAPABİLDİKLERİM;
  • Öncelikle elbetteki bebeğimi kucağıma alıp mis kokusunu içime çekmem🐥🐣
  • Büyük bir haz alarak okuduğum okulum...Çok şey kazandırıyor...📒📚
  • Oğlumun okula başlaması :) mini mini 1ler:) Çok idealist ve sevgi dolu bir öğretmene denk gelişimiz... 
  • Elbetteki evimizi alıp,borcunu bitirmiş olmanın heyecanı...
  • Annemin ve kayınvalidemin 2016da yepsssyeni EVlenmeleri..😂😂 Sağlikla oturun canoşlarim...😇😉
  • Yıllardır dilimdeki araba markasına kavuşmanin heyecani...
  • Yeni insalarla tanışmak...
  • 2 çocuklu bir hayatı sevdiğin insanla yaşamak....💝💟💕
  • 2016 yılının en sevdiğim yanı evimde çocuklarımın yanında olmak oldu..👍👍. bu şahane geldi 10 yıllık çalışma hayatının ardından....Koca parası yiyorum şimdilerde😇.Bi akrabamın akıl fukarası kızınının kıytırık aklıyla dediği gibi;" bak yine kocamla övünüyorum😂😂."..Napcaz bebeğim, on parmağında yüz marifeti olunca öv öv bitiremiyo insan😝Ama ben inaniyorum,medeniyetin merkezinde yetişmişsin sen, az daha çalış seninde olacak😂😂👍Neyyyyyssssse ne diyodumhıh çok tatlı oluyomuş ev hanımlığı 💞😍😇😇
  • Sevdiklerimin aile büyüklerimin ve yakın akrabalarımın sağlıkla sıhhatle dağ gibi yanımızda oluşları..👍
  • Arabasızken gidemediğim yerlere gitmenin verdiği güzellik...Zırtbırt gezebilmeler😂
  • Kuzencanın evliliği...Dostlardan birinin bebişini kucağina alması,diğerinin nikahı basmasi ve 2016i gelini olması😇   
  •  2016 YILININ GÖTÜRDÜKLERİ;
  • 2016yılı boyunca aldığimiz şehit haberleri  :'(
  • Mūslūman kardeşlerimizin kan zulūm ve gözyaşına sadece seyirci olabilmemiz...elden bişeyin gelmiyor olmasi
  • Bombaları kanıksamış yavrucuklar, kıyıya vuran kuzular...acı ve gözyaşiyla boğuşan, mermileri oyuncak yapan, açlıkla savaşan çocuklar...Bizim çocuklarimiz o yavrucuklardan ćok mu kıymetli? Zerre farklari yok :'( :'( :-( Dilerim 2017 çocuklarin acı çekmediği bir yıl olur
  • Çok sevdiğim bi arkadaşımın işini kaybetmesi :(
  • İşsiz olmak ve memuriyetten 1 yıl daha uzakta kalacak olmak :) Bir bu eksikliğe ūzūlmedim😆
  • 2016 yı minik bebişimle evde geçirdiğim için istediğim yerlere gidememem..
  • Anneannemlerin İstanbul sonrasinda Ankara ya bana gelemeyecek oluşları😕😩 Oysa çalismiyorken ,hazır evdeyken onlari ağirlamak ne cok isterdim😇😢 Nasip degilmiş.
  • 1 Yaş daha büyümüş olmak...  
  • Bilerek yada bilmeyerek beni seven insanları kırmak,incitmek :(

2017 YILINDA HEDEFLEDİKLERİM;

  • Arabayı eşimi yanıma almadan kullanabilecek ustalığa gelmek 😉🚗🚘
  • Daha çok gezmek,sinemaya,tiyatroya,konsere gitmek diyecem ama nerdeeee minik bebeğimle 😆 bol bol okumak...
  • Telefon istiyoruuuum ama bu kez Samsung olmasin.Note da kalsın😬😣😒...O kendini biliyor...Neden 14 şubat olmasın :) Evlilik teklifi aldığım gūn olduğu icin özel, sevgililerin gunu oldugu icin degil...😇😇
  • Doğa ile başbaşa olmak...Bisiklet.... (Doğa kimse artik😁)
  • Aile boyu 5-6 günlük otel tatili...Bol bol yüzmek
  • Marmaristeki ve Tokattaki arkadaşlarimı ziyaret ...zor ama olsun neden olmasın :)Çok uzaksıniz be kızlar 
  • Karadenizi boydan boya gezmek..
  • Makedonya...Maybe 2018...Hayaller Hayaller...
  • Sevdiklerimle daha çok vakit geçirmek...Malatya Kırşehir İstanbul.. Oğluşlarin anneanne babaanne ziyareti...
  • 2017 Kpss'sinde boy göstermek :))EEE bu yıl okul bitiyo ne de olsa değil mi?....
  • Ne olur neresi olur? karar verebilmiş değilim ama özel bir yaz kursu oğlum için,,,
  • Belki hayallerimizdeki yeni şehre gidebilme ...tayin vs...olur mu? Olur veya zorolur ben isteyeyim de .😂kenarda dursun...
  • Okulumu bitirmek ve hayalime doğru yolalmak...

8 Kasım 2016 Salı

Canima Can Katanim...Ömrüme Ömür..



Nasıl da geçivermiş sekiz koca yıl.♥♥♥♥♥♥♥♥
Sanki daha dūnmūş gibi
Daha dün tanımış,kalbimin derinine daha yeni kazımışım gibi.
Demini yeni almış,sıcacık,dumanı hâla üstünde.
Büyüsü,sihri hiç geçmemiş,hiç örselenmemiş.
Gizlenmiş,saklanmış,gözlerden bile sakınılmış,
Ve hiç Dokunulmamış gibi...

Bugünmüş gibi taze..bugünmüş gibi burnumun direğini sizlatan türden😇
Yani eskimemiş cancağızım,eskitememiş zaman...
Üzerine koyduğumuz iki yildizla şimdi daha bi görkemli..★★

Gözlerine hapsettiğin günden başlar esaretim..Ve ben o dehlizi hiç geçmeyeyim....Gölgenden başka gölge düşmesin yüzüme.Ve gölgen üstümüzden hiiiiiiiiiiç eksilmesin tek dileğim...
İncim,kiymetlim bilirim sevmezsin özeli deşifreyi.Ama kalbim senle dolup taşmakta.Dilim değil,yüreğim "sen" diye akmakta.

.Dileğim; uzun sağlikli yillarımız olsun.....Dileğim;hep aynı ışıltıyla seyredeyim kendimi gözlerinde....
Ve Dileğim;"gölgende yaşlanayım.
Yüreğin hiiiiç eksilmesin ömrümden.Ömrümü, ömrüne adadim, ömrüm.
Seher vakti huzurum,ebedi durağımsın...Sen benim kabul olan duamsın...Dilerim;Seninle doğsun tüm gün'lerim.Noolur Rabbim, onsuz batmasin güneşim...
Ruheşim,gönüldeşim,hüznüm,baharım,bitmeyen sevdam,söylenmemişim....

Sevdalar yalancı,sevdacılar aç.Aşığım diyenler bilmem kaçıncı yürekteler.Yürek dediğin bir akar,birine bakar.
Aşkın yıllananı daha makbül derler...
Nice yılların olsun o halde 😇🎂🎂🎂💕💖💗💖💕💖💗💖

Sensin mutluluğuma sebep...
Sensin beni kendine mimleyen....Hayata sobeleyen....Pamuklara saripta sarmalayan,ve dahi sevmelere doyamayan.
İyi ki doğmuşsun,iyi ki çıkmışsın karşıma da,
Aşk-ı Derûn olmuşsun.♥♥♥♥♥♥♥


Not:Her bir kelam 💖💞mintyyüreğe aittir.

29 Ekim 2016 Cumartesi

Yaşasın Cumhuriyet Bayramı...



Sevdirelim çocuklarımıza Cumhuriyetimizi...Anlatalım anlam ve önemini....
Atamızın bu yolda Türk milletiyle el ele yürek yüreğe yaşadığı zorlukları,dökülen kanları,toprağa verilen nice canları,babasız kalan çocukları...
Kazanılan kutlu zaferleri...

Kolay elde edilmedi bu vatan...
Bir karış toprağını dahi dünyalara değişmem......

Daha nice yılların yüzyılların olsun TÜRKİYEM ...

Göklerde dalgalansın her dem,nazlı nazlı  alyıldızım...
Hiç bir vakit dinmesin bu topraklar üstünde ezan sesim...


Yapılan mini mini jestlerle işleyebiliriz vatan sevgisini millet sevgisini, bayrak sevgisini o minik yüreklere...

Bu özel gün özel kılınmalı çocuklara...
Ailenin heyecanlandığını önemsediğini,değer verdiğini görmeli çocuklar...
"Saygı kavramını ancak saygı duyarak işleyebiliriz minik gönüllere"(@)

Çok da zor değil aslında...
Biraz erken kalkıp o güne özel daha bi düzgün giyilebilir mesela...
Her zamankinden daha ciddi belki..
 Yada daha bi özenli...
Asılmalı bayraklar camlara,balkonlara...
Bayram coşkusu yaşatılmalı ellerinden tutularak kutlamalarda...
Yürekteki aşkla sallanmalı bayraklar ellerde...
Eh bir de böylesi önemli günleri hatırlayabilmeleri,önemini belleklerine kazıyabilmeleri adına tabağına minik bir jestle gönülleri fetkhedilebilmeli...

Unutmayalım Çocuklar Bizim Geleceğimiz...

**Yaşasın Türk Milleti...
**Yaşasın Cumhuriyet..
.
****Ne mutlu TÜRKÜM Diyene...

@minty


23 Ekim 2016 Pazar

2 Çocuklu Olmak...


İki çocuklu anne olmak;birini bir gözünden esirgerken,diğerini diğer gözünden esirgemektir... :)

Küçük olanın kokusuna burnunu gömerken,büyük olanı da yanıbaşında istemektir...

Küçük olana sarılıp öperek,dokunup severek uyuturken,büyük olanın kendi odasında,yalnız yatağında uyumaya çalıştığını düşünüp üzülmektir...:(

Birinin altını değiştirirken,diğerinin şiirini ezberlemesine yardım etmektir...

Büyüğe ödevlerini yaptırmaya çalışırken, okul beslenmesi için patatesi bebek kucakta soyabilmektir :)

Küçük olanı pusetine koyup,büyük olanı okuldan almaya giderken 3 torba çöpü de atıvereyim diye merdivenlerden paldır küldür inmeye çalışmaktır...

2 çocuklu hayat koşturup durmaktır...

Her iki çocuğunu da giydirip,hazırlayıp,beslenmesini koyup,ödevlerini,kitaplarını,kalemlerinin uçlarının açık olup olmadığını kontrol ettikten sonra tam da kapıdan çıkacakken son dakika geri dönüp unuttuğun beslenme örtüsünü ütüleyebilmektir...

Okul çıkışına yetişebilmek adına son gaz koşarken,pusetteki bebeğine bu durumu (düüüt düüüüt çekilin yoldan şeklinde kahkahalarla :) oyun haline dönüştürebilmektir...

İlerde "annem bana sürprizler yapardı" diyebilmesi adına beslenme kutusuna kağıttan minik kalpler koyarken,miniği de ayrı tutmamak adına henüz anlamasa da kağıttan oyunlar hazırlamaktır...

Yerdeki bir kıyafeti; ayağınla tutup değişik manevralarla ve yere kapaklanmadan  bebeğin kucağındayken alabilmektir... :)

Her gece bebeğini öpüp koklayarak yatırdıktan sonra,büyüğüne haksızlık olmasın diye o uykuya dalmadan yetişip her gün değişik bir hikaye uydurabilmektir..

2 çocuklu olmak her bir fırsatı ayrı ayrı değerlendirebilmektir....
Onlar oyun oynarken kahvaltılarını yada yemeklerini hazırlamak.....
Onlarla oynarken bir yandan pc deki işlerini halletmek....
Onlar uyuyorken ev içindeki görevlerini yerine getirmek,...
Onlar babaları tarafından yıkanıyorken koşa koşa marketten unuttuğun bir şeyi alıp gelebilmektir...
Yani boş bulduğun her dakikayı değerlendirmektir...

Gece defalarca defalarca uyanıp açık olan üstleri örtmek için oda oda dolaşmaktır...

İki çocuklu olmak sorumlulukları ikiye katlarken,aile içi mutluluğunu,aile olmanın mutluluğunu da ikiye katlamaktır..

16 Ekim 2016 Pazar

İşten Ayrılalı 1 Yıl Olmuş Tam...

Not:Bu resim de neyin nesi demeyin...
Oğlumun resmi....
Gülmeyin ama resimdekiler de çekirdek ailemiz...
Komediyiz...
:)
Hoşuma giden ise;bulutlar bile gülümsüyor...
İçindeki mutluluğu resmine yansıtması ne güzel...
(not:çöp çocuk kitabına bi göz gezdirin derim)
 :) :) :)


İşten ayrılalı 1 yıl olmuş tam...
Bir de bana sorun bakalım o kadar uzun zamandır evdeymiş gibi hissediyor muyum?
Sanki daha iki hafta olmuş evde kalmaya başlayalı.
Öylesine açım evde olmaya...Çocuklarımla baş başa kalmaya...

Ne kadar da hızlı geçiyor zaman...Çalışırken daha çok farkederdim ,daha bi ivedi idi yaşamım.
Evde kalmaya başlayalı yavaşladı sanki.
Daha bir huzurlu, daha bir dingin,daha bir YAŞANASI...

Ama geriye az bir zamanın kalıyor oluşu stres etkisi yapıyor haliyle.
Bence en iyisi düşünmemeli.
Daha 1 yıl evdeyim Rabbim izin verirse...
Stres yapmak yerine sanırım en güzeli kalan zamanı sindire sindire,içine çeke çeke yaşamalı...
Zira ayrılıklar baş gösterecek sonrasında...
Oğlum; gün boy okulunda olacak mesela,akşam kalan vakitte ödevle şunla bunla geçecek ve doyasıya zaman geçiremeyeceğim evladımla şimdi geçirdiğim gibi ...
Bebeğim;gün boyu kreşte olacak,eve geldiğimizde yine uyku saatine kadar azıcık koklayabileceğim kuzumu :( Öğretmenleriyle geçirdiği vakit benimle geçirdiği vakitten daha çok olacak neredeyse...Onlar benden daha çok görecekler kuzucuğumu :( ...
Vermiycem bakıcıya,kreşe...Gitmiycem işe falan... :(

Hep yanı başımda olsunlar istiyorum...
Kokularını içime çekebileceğim kadar yakınımda olsunlar istiyorum....
İşte bundandır işe başlayacak olma telaşlarım...

Ahh!çalışan annelere çocukları 8 yaşına gelinceye kadar ücretsiz izin verilse keşke...
Tamaaaam!!!
Abarttım dimi?
Duygusal anneye bağladım yine...
Napiiim,büyümelerinin her bir anına şahit olmak istiyorum...
Hep gözlerimin önünde olsunlar istiyorum...
Rabbim sağlıklı günlerini görmeyi nasip eylesin inşallah diyorum...
Ve yamacımda oynayan kuzucukların oyun saati sona erip,artık uyku saatleri başladığından sizlere hoşçakal demek istiyorum...
Sağlıcakla Kalın......




5 Ağustos 2016 Cuma

Hayat 1-0 Yendim Seni...

Resim netten alıntıdır.

Ne çok hirpaladin ne çok zorladin öyle.
Soyle bitmeyen zalimliklerinin ardi geldi mi? Söyle hayat canima batan dikenlerin haddi belli mi?
Acimadan kavurdun harli alazda....Hadi yolun bul dedin puslu ayazda....Emekletmeden yurutmekti niyetin değil mi?
Seni gidi zorba!
Tökezlerim sandin...Pusulami sasarim da düz yolumdan saparim sandin...
Eyvallah...
Yanildin 😊

Ardima baktigimda yitik bir cocukluk mevcut evet ve az kullanilmisindan bir genclik :)
Ama bilmedigin bir şey var...
ARDIMA BAKMAYI BIRAKALİ COK OLDU....

Şimdi kayip mutluluklarim yerini sevgi sellerine birakti...Şimdi yitme zamani değil bitme zamani.Filiz vereli cok oldu ,simdi derme zamani....Uzaklardan bakmiyorum sana artik.
Yaşıyorum...
Bak şimdilerde kilidin ellerimde.
Sen ise  kanayıp duran kayıp bir menzildesin...
Geriye dönmek mi?Deli misin?

Artık menzilim belli...
Ektiğim sevgi tohumlarinin hasat mevsimi....
Şimdi koskocaman sevgi tarlam var benim....içinde hayat buldugum minik avuçlarim,ışiltisinda kaybolduğum bir cift kara göz var...Biriktirdiğim dostluklar,sırtımı dayadığım aile büyükleri,azmettiğim başarılar,sahip olduğum tüm güzellikler...

Bak .
Mutluluk  AVUÇLARIMDA.
Kaynağı ise;  alınterimde.

Şimdi ne mi yapıyorum?
Nasip eyleyene şükr eyliyorum.

 Ve...
Gülüyorum sana...
Bana azmin zaferi...Sana maglubiyet birakiyorum...

"Bazen böyle esiyo işte:)
Yine meltem esti gönlümde...
5.8.16 
günün er saati.."
@

26 Nisan 2016 Salı

Yürek Aşka Kanmali Eyzün....



❤❤Asiktan zarar gelmez eyzün....
Ask her dem olmali...
Yurek askla dolmali..
Aşka demlenmeli...Aşka doymali....
Lakin ennn buyuk AŞK askin sahibine olmali...Yürek en cok ona yanmali...
Oyle yanmali ki maşuk olmali...
Sirf O'nun askina O'nun dunyadaki tecellisine asik olmali..
Yani Eyyyzün...
Yürek aşkla harmanlanmali....
Âska ve aşkı verene aşkla kanmali........Teslim olmali......❤❤❤

Bir kelebek yarasiydi....


Bir kelebek yarasiydi...
Vakit vardi....
Ne bugün dünden kalandi.....
Ne ömür yarına kadardı....
Mutluluk bunlarin arasindaydi.....

26 Şubat 2016 Cuma

Yillar Geciyor




Ömür akiyor....
Yillar coooook hizli geciyor...
Ne tutabiliyor insan zamani...
Ne de yakalayabiliyor âni....

9 Ocak 2015 Cuma

Gülümse Hayata...


Sahip olduğumuz en  büyük varlık, içimizdeki mutluluk şüphesiz.
"Mutlu insan dünyanın en zenginidir" gözüyle bakıyorum hayata.
Ve kendimi zengin görüyorum :)
 Öyle olabilmek adına çaba göstermeli diye düşünüyorum.
 Günün yorucu meşgaleleri arasında,dünyadaki asıl varoluş amacı unutulmamalı,küçük şeyler için kırmamalı insan en sevdiğini diyorum...
Soruyorum;gama,kedere,derde,tasaya yer verecek kadar,uzun mu hayat???
Küsmeye,üzülmeye,üzmeye var mı zamanınız??
Hanginiz sevdiğinize canı gönülden "Seni seviyorum"dedi?Diyebildi???
Kim en sevdiğine,sımsıkı sarılabildi.
Söylenmemiş ne çok söz var kimbilir içimizde.Söyleyemediğimiz ne çok bitmemiş cümle?
Haydi öyleyse neyi bekliyoruz ki söylememek adına!!
Hayat sevdiklerimizi bizden çalmadan,cümlelerimiz yarım kalmadan sarılalım hayata..

Sarılalım hayata sımsıkı,ve geçen zamana inat bir kere daha söyleyelim,en sevdiğimize sevdiğimizi.
Geç olmadan,yarım kalmadan
seni seviyorum
diyebilelim.

Seni seviyorum anne,baba,kardeş...Seni seviyorum dost,arkadaş,eş...
Seni seviyorum Ya Rab.Enn çook Seni Seviyorum...
Seviyorum seni;içimi ısıtan güneş ve sevdiklerimin kokusunu yüzümde hissettiren rüzgar...
Seni seviyorum ;beni üşüttüğün için kış,üşütüp de sevdiceğime sokulmamı sağladığın için... 
Seviyorum seni ağaç,sana uzanan ellere inat,en derine sal diye köklerini ...
Seni BİLE seviyorum  kötülük yapan insan;iyiliğin kıymetini bilmemi sağladığın için...Ve seni seviyorum ki sevgimle erisin içindeki kötülük...
Seni de seviyorum eyy! affetmeyi bilmeyen insan,semgimle sana affetmeyi öğretebilmek için.Allahın seni affetmesi için seviyorum seni...
...
 Seni seviyorum bebeğim,içimde büyüt diye düşlerini...
 Ve ve ve...
Seni seviyorum hayat;hala nefes alabiliyor,sevdiklerime "seni seviyorum" diyebildiğim için...


Haydi sende,karartma düşlerini,uzat en sevdiğine ellerini...
Mutlu olabilmenin yollarını karşındakinden beklemeden sen ara bu defa...
Kabahatli olmasan bile özrü sen dile.
Yüzünde tebessüm oluşturacak ne varsa onu,sen yap bu vakit...
Kimseden beklemeden,kimseden istemeden,tam da istediğin gibi,yapmak istediğin şeyi ;SEN YAP...
En güzeli;
EN İÇTEN HALİNLE GÜLÜMSE HAYATA ...
Yaratılan güzellikleri gör,yaratılanı YARADANdan dolayı hoşgör...
...
Yaşanacak kaç mevsim var kimbilebilir Rahmandan gayrı?
Kaç gün kaç saat???
İşte bu nedenle severek ve şükrederek yaşamalı hayatı.
Sev ki...sevebil ki...hayat da,seninle güzelleşsin...
Sevgi dolu bir yürek,,,sevgi dolu bir yuva...sevgi dolu bir hayat diliyorum tüm gönüllere...
"minty"

28 Aralık 2014 Pazar

Yusuf Yüzlü Miniğim...


"Ahh çocukkkkkkk !! Canımın canıyla sohbete dalarken mescidin içinde, bilezik diye adlandırdığı tesbihleri kırmızı halının üzerinde dans ettiriyordu...Sohbetimizi bölüp, arkadaşımın yüzüne bakma eylemimi sonlandırıp koşma hızını ayarlayamayan gözlerim onunla buluştu .. Durduk bir süre .. Sadece baktık .. baktık .. baktık .. Yanına gittim..Bilezikleriyle oynadığı zamanki hızından olsa gerek, yüzüne bakmak nasip olmamıştı .. Bana bakmasını istedim anlık bir iç sesle .. Baktı .. Baktı .. Baktı .. Ahhhhhhh Yusuff... ahhhhh Yusufffff diye haykırdı bağrım.... Sarıldım, kokusunu üzerime sürdüm..Kitap okudum dinledi , mescidin içinde deliler gibi koştum onunla eğlendi, eğlendik... Avcunu açtı, dualar ettik .. kevser suresini okudu bana .. Nas, Subhaneke ... Ahhhh dedirtti ahhhh ... içimdeki erkek evlat isteme arzusunu doruklara çıkardı bu çocuk ... sonra annesi geldi yanımıza tebessüm ederek .. Çocukla oyunlara dalarken Ankara'da yaşadıklarını  Antalya'ya geldiklerini söyledi annesi.. Oradan bağladık sohbeti. .Yolcuyuz dedi .. Peki siz diye yöneltti soruyu .. Bizde yolcuyuz .../ Derin mi derin sohbet oracıkta filizlenmeye niyetliydi çoktan , tevafuk kardeşliğini yol esnasında yolcularla karşılaşan dolu mu dolu anneyle .. Ve ve ve o çocuk ... Arkadaşımla sohbete devam ederlerken evimden getirdiğim mandalinamı onunla paylaştım.. Sohbetin derinliğini bozmasın diye ... ona kalsa çocuk doğası gereği annesini hep soru yağmuruna tutacak, sohbetin tadına cımbız sokacaktı .. Ama tatlı cımbız.. Biz de mandalina oyunu oynadık meraklı sorularını avutaraktan .. yedi yedik .. Mandalina kabuğunun içine doldurdu çekirdekleri. Ankara'ya götürüp dikecekmiş... Neyse ....o kadarrrr çok anlatılacak şey yarattı ki bana .. Veda zamanı vurmuştu bu yolculara.. Ellerini kocaaaaaamaaan açıp sarıldı bana ... ama nasılll bir sarılma... Allahımmmmmmm... Kokusunu çektimm derin derin ... Son bakışı ve avcunun kenarından kopardığım öpücüğü yetti bana .... Şükür Allahımm... Binnn şükürr.." Ayşegül Güneş"



Diye yazıyordu sayfasında,güzel yüzlü Ayşegül'ümüz,oğlum hakkında...
...Antalya yolculuğunda tanıdık sevdik hemhal olduk kendisiyle...Daha 21 yaşında belki ama yüreği emin olun 21 bin yaşında...Böylesine genç bir yaşta bunca güzel huyu nasıl da toplayıvermiş kendisinde şaşıyorum.Ben 21imdeyken daha uçarıydım diyorum kendi kendime... 
Oğluma sayıyor da sayıyor güzel sözleri ardı ardına..."Maşallah algısı çok açık, maneviyatı yüksek bir çocuk diyor".
"İnşallah" diyorum.

İnşallah, haktan,Hakikatten,Hakkın yolundan hiiiç ayrılmaz diyorum...Elimizden geldiğince haramı helali,hakkı batılı,olmazı OLduranı,öğretmeye çalışıyoruz miniğimize.Biz, haram lokma geçirmeden kursağından büyütmeye çalışıyoruz..Helalden gelen AZ'ın ,haramdan gelecek ÇOK'tan çok daha kıymetli,çok daha bereketli olduğunu nakşetmeye çalışıyoruz benliğine...

Karanın aka karıştığı,helalin haramdan ayrılmakta zorlaştığı ahir zamanda doğru yoldan ayırmasın Yüce Mevlam inşallah küçüğümüzü...Vatanına milletine,anasına babasına,atasına dedesine hayırlı bir evlat olsun dileğim...Yolu Peygamber (sav)in yolu olsun...Herşeyden önce hayırlı bir kul olsun inşallah...

NOT:
Bir tevafuk neticesinde buluşup, hemhal olduğumuz Ayşegül ve Ebru'ya sevgilerimle...
Minty

21 Aralık 2014 Pazar

Yitik bir çocukluk benimkisi...Soluk bir siluet...Yorgun bir yürek...


Resim netten alıntıdır.

Yine efkarlıyım bugün...
Kadere...Kendime...Hayata kırgınım...
Yorgunum...
Çoook yorgunum...
Hani anneler öpünce geçermiş ya tüm acılar,benim de öyle olsun istiyorum.Şefkat dolu bir el gelip saçlarımı okşasın ve geçecek bebeğim,bak ben yanındayım desin istiyorum...Ve maziden kalan tüm sızılarım uçuuup gitsin istiyorum...Yüreğim sızlıyor bilmiyorum,bilemiyorum nedenini.Yaşanmamış çok şey var hayata dair...
Çocukluğa dair...
Hayatın bir noktasında bitkisel hayattaymışım da sadece bedenen yaşamışım gibi geliyor...

Ruhum can çekişiyor çocukluğum gelince aklıma...
Burnumun direği sızlayıveriyor...


İnsan kendi kendisine üzülür mü hiç?
Kendi çocuk halini düşünüp,o, mini mini ama naçar,ama babasız, ama yapayalnız kıza ağlar mı?? Ağlıyorum işte!!
Sarıp sarmalayacak bir sıcaklık arayan o,minicik kıza ağlıyor şuan yüreğim!!...
Şefkat arayan...Sıcak bir tebessüme muhtaç olan....Kendisini sevsinler diye,o minicik bedeniyle bir ömür çırpınan küçük kıza...
Geçmişteki yalnızlığa mı ağlıyorum??Şuan sahip olduğum mutluluğa mı bilmiyorum??... Bizi böylesine sarıp sarmalayan bir babamızın olması mı babasızlığımı çağrıştırıyor?
Bilemiyorum...


Karşılıksız sevgi var mıdır.?
Vermeden alır mısın hayatta?...
Beni benden bile daha çok seven olmuş mudur çocukluğumda...??
Cevabı bilinmeyen sorularla,sorgulamalarla dolu hayat...

Yitik bir çocukluk benimkisi...
Soluk bir siluet...
Yorgun bir yürek...

Doldurulamayan bir yalnızlık gerisi...
...
Sanki hiç yaşamamışım gibi...
Kırgınım hayata...Maziye...Çocukluğa...
Yitiğim...
Hiçim adeta...
                                                                                                                  " Minty"



*******************************************************************************
Sıcacık yuvamda,en mutlu olduğum anda kalemime hücum etti kelimeler...
Alıkoyamadım yazmaktan kendimi...
İnsan,en büyük yalnızlıkları kalabalıklarda,
En büyük acıları en mutlu olduğu anlarda hisseder.@a

Oğlumun başını sevgiyle okşarken babası,
Ocakta çayımızın fokurdaması, 
Fırından çıkan kekin kokusu,
Yavrumuzun mutlulukla şakıması.............

Evi ev yapan,
insanı mutlu kılan herşeye sahipken,
sıcacık yuvamda böylesine mutluyken,
içimde çırpınan çocuktan,bugünüme sızan 
sessiz bir haykırıştı bu belkide......

(Pazar akşamı ailece,gelecek misafirlerimizi beklerken yazılan bir yazı...)

30 Kasım 2014 Pazar

Çocuklarda Çizgi Çalışmasının Önemi Ve Rakam Yazma Eğitimi




 Herkese selamlar
Çocuklarımız okul öncesi dönemde bizim işlediğimiz, yönlendirdiğimiz ,şekillendirdiğimiz hamurlardır...
Ben böyle düşünüyorum en azından...
Bizler nasıl şekillendirirsek onlar o yönde şekillere bürünmekteler...Ben de eğitimcilerin büyük çoğunluğunun düşündüğü gibi 0-6 yaş yaş sonrasının,eğitim için geç bir süreç olduğunu düşünüyorum.Çocuklarımız bu yaş aralığında bilgiye eğitilmeye yoğurulmaya inanılmaz müsait oluyorlar.0-6 yaş aralığında insan beyninin tam kapasite ile çalıştığı unutulmamalıdır.Ve bu süreçte anne-babalar çocuklarının anlayamayacağını, öğrenemeyeceğini yada onlar için henüz erken olduğunu düşünmemelidir.

Sevgi en büyük öğretme aracıdır...Gözlerle iletişime geçilerek başlanılmalı ilk eğitime...Onlara masal tadında anlatılmalı öğretmek istenilen şeyler...

Ben,bebeğimle bu yönde bir iletişim ve etkileşim gerçekleştirdim...
En minik aylarından başlayarak ona dış dünyayı tanıtmayı amaçladım...Başını tutmakta zorlandığı anlarda bile ben onunla sözsel ve tensel iletişimdeydim zaten.Karnımda dahi konuşuyordum onunla.Çocuklarınızla konuşun.Onlara anlatın dünyayı.Kimi zaman masal tadında, kimi zaman ninni ymuşaklığında, kimi zaman öğretmen edasında...

Çocuklarınız sizi anlayacaktır emin olun.

Oğlumu rakamlarla 1 yaş civarı tanıştıran bir anneyim ben.Kendi yaptığım kartlarla,zamana yayarak oyunla beraber öğrettim rakamları ilk...O da inanılmaz meraklıydı zaten.Rakamların kendilerinden çok kavramsal anlatmaya çalıştım ona.
Yani 2 rakamını görsel olarak öğretmekle kalmayıp 2elma/3 top vs. şeklinde de öğretmeye çalıştım.Çok erken yaşta tanıdı rakamları ve öğrendi hiç zorlanmadan.Sonrasında aldığı kreş eğitiminden dolayı üstünde durmadım.
Yaptığım en büyük yanlış 3-4 yaş aralığında bebeğime çizgi çalışması yaptırmamam oldu.Bu eksikliğin bizde bir eksiklik olduğunu özel okulumuza gittiğimizde farkedebildim ancak.Meğer özel eğitim alan 3-4 yaş çocukları kalem tutmayı çizgi çalışması yapmayı rakam yazmayı yavaş yavaş öğreniyormuş.Kurum kreşimizde bu tarz bir eğitim yada yönlendirme olmadığından dolayı oğlum yeni okulunda birazcık zorlandı.Öğretmeninin gayreti ve kendisinin azmiyle üstesinden geldik bu sıkıntının.

Bu süreçte biraz yoruldu,akranlarına yetişemediği için biraz üzüldü.Ama en nihayetinde yetişti elbette.Şuan 20ye kadar tüm rakamları yazabiliyor.5 rakamının ayna görüntüsünü kullanıp,3 rakamını hala düzgün yazamasa da iyiyiz şimdilerde.Daha iyiyiz... 

Anlayacağınız çocuklarınıza minik motor kaslarını kullanabilmesi ve bu kasları daha iyi kontrol edebilmesi için lütfen erken yaşlarda çizgi çalışması yaptırınız...Özel okulun 3yaş,4 yaş,ve 5 yaş sınıflarında çizgi çalışmasıyla minik motor kaslarını geiştiren çocuklar 6yaş sınıfında öğretmeninin yazmasını istediği rakamları,hiç zorlanmadan yazabiliyor.Oğlum en başından beri özel okula gitmediği için bu aşamaları atlamak ve direk sonuca varmak zorunda kaldı.Bu nedenle de zorlandı.Bu süreçte ona yardımcı olabilmek amacıyla çok araştırma yaptım,çizgi çalışması çıktıları alıp küçük kaslarını kontrol edebilmeyi evde öğrettim.Eğer daha bilinçli olsaydım bu öğrenme sürecini daha geniş aralığa yayarak bıktırmadan zorlamadan öğrenmesini sağlayabilirdim.Dar aralıkta öğrenmeye sıkıştırarak akranlarından geride kalmasını önlemiş oldum sadece...

Bu nedenle anneleri bilinçlendirmek için "Çocuklarda Çizgi Çalışmasının Önemi Ve Rakam Yazma Eğitimi" yazımı hazırladım.Umarım annelere faydalı olabilmişimdir...

Yukarıda yazdıklarım;tamamen şahsi fikirlerim ve edindiğim tecrübelerden ibarettir.Mutlak doğruluğu içermeyebilir, edinilmiş tecrübelere dayanmaktadır....

Aşağıda da internetten sizler için araştırdığım bilgiyi paylaşmak istiyorum...
Çocuklarınıza rakam eğitimini verirken sizlere yardımcı olacağına inandığım bilgiler aşağıdaki gibidir...
Bilgilerinize arzolunur...
Sevgiler....
Minty


Rakamları Yazma“0,1,2,3,4,5,6,7,8,9” ile yazılan semboller ”rakamlar” olarak isimlendirilir (Kennedy ve Tipps 1997).
Rakamları tanıma ve yazma birbirinden farklı becerilerdir. Bir rakamı yazmadaki beceriksizlik, matematik başarısındaki becerisizlikle karıştırılmamalıdır. Bir rakamı güzel yazma, problem çözmek için o rakamı kullanma ile aynı anlama gelmemektedir (Burton 1985, Hatfield ve ark. 1997).
Rakamları doğru olarak yazma ancak birinci sınıfta üstesinden gelinebilecek bir beceridir. Çocukların yazma becerilerini geliştirmek için okul öncesi dönemde bol miktarda rakam yazma çalışmalarına yer verilmelidir. Ancak öğretmen rakam yazma çalışmaları için kağıt kalemle rakam yazma çalışmalarından daha çok diğer rakam yazma çalışmalarına yer vermelidir. Örneğin, kum, un, toz boya üzerine parmakla rakam yazma gibi. Okul öncesi dönemde formal eğitimde rakam yazma çalışmalarını hızlandırmaya gerek yoktur. Rakamları doğru olarak yazma birkaç yılda yavaş yavaş gelişir ve çocuğu bu konuda zorlamamak gerekir.
Rakamları yazmaya 1’den 5’e kadar olan rakamlarla başlanılmalıdır. Çocuk 5’e kadar rakamları öğreninceye kadar öğretmen her gün yalnız bir veya iki rakam öğretmelidir. Öğretmen rakamları yazmayı öğretirken çocukların rakamları doğru yazdıklarından emin olmalıdır. Çünkü yanlış alışkanlıkları düzeltmek doğruyu öğretmekten daha zordur. Bunun için öğretmen, çocukların rakam yazmaya doğru noktadan başlamaları için onlara rehberlik etmesi ve hangi yönde çizeceklerini göstermesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, rakamları yazma yönü yukardan aşağıya doğrudur (Nair ve Pool 1991).


Rakam yazma çalışmaları yaparken öğretmenin dikkat etmesi gereken noktalar:*Öğretmen rakam yazma çalışmalarına öncelikle kağıt ve kalemle başlamamalıdır. Bu amaçla yapılabilecek bazı etkinlik örnekleri şunlardır;
-Zımpara kağıtlarından rakamlar oluşturma ve kesme
-Kumaşlardan rakamlar keserek onları kartona yapıştırma
-Rakamlar şeklinde çimlendirme deneyleri yapma
-Kuru baklagillerle rakamlar oluşturma ve yapıştırma
-Tebeşir, sulu boya veya parmak boya ile rakamları boyama
-Havaya el ve burun ile rakamlar çizme
-Çamur ve kil ile rakamları yapmasını isteme
*Öğretmen rakamın doğru yazımını masanın üzerine koyabilir veya bu rakamların yazılı olduğu kartları sınıfa asabilir.
*Rakamların yazımını öğretirken çocukların yazdıkları denetlenmelidir. Çünkü daha sonra yanlışları düzeltmek daha zordur.
*Sol elini kullanan çocuklar için öğretmen mümkünse sol elini de kullanarak model olmalıdır. Bu çocukların öğretmeni izlemeleri ve model almaları açısından kolaylık sağlar.
*Panoya asılması veya tahtaya yazılmasının yanı sıra öğretmen model olması açısından her çocuğun önüne rakam modelleri koymalıdır. Bu çocuğun yatay ve dikey görünüşleri kopyalamaları açısından çocuğa yardımcı olacaktır.
*”Dört” rakamının yazılı formları farklı yerlerde farklı şekillerde kullanıldığı için, bu çocuklar için şaşırtıcı olabilir. Bu nedenle öğretmen her iki yazılımında aynı rakam olduğunu anlamasında çocuğa yardımcı olması gerekmektedir.
*Öğretmen çocukla rakam yazma çalışmaları yaparken çocuğun 0’dan 9’a kadar tüm rakamları yazdığından emin olması gerekmektedir.

Aileler çocuklarına aşağıdaki ifadeleri söylemekten kaçınmalıdır.
Eğer ağlarsan giderim.
Ağlayacaksan seni burada bırakıp giderim.
Ağlayacak ne var bak kimse senin gibi ağlamıyor.
Kimseye kendini sevdirmez, çok yabani.
Okula gitmek zorundasın, evde yalnız kalamazsın.
Sen artık büyüdün bebekler ağlar.
Şımarıklık yapıyorsun. Her gün geldiğin yer ne var şimdi ağlıyorsun.
Ağlamadan sınıfına git, akşama ne alayım ne istersin?
Ağlama sonra sana ağlak çocuk derler.
Ağlayınca ne kadar komik oluyorsun.
Ağlarsan akşama gelip seni almam.
Sen çok akıllı bir çocuksun.
Neden ağlıyorsun.
Benim kızım abla olmuş ağlamıyor artık.
Ağlama sesi duymak istemiyorum.
Hiç arkadaşların ağlıyor mu? Çok ayıp arkadaşların seni görmesin.
Böyle davranırsan bu okulda kimse seni sevmez.
Bugün kal yarın gelmezsin.
Galiba sen okula alışamayacaksın.
Acaba bugün başlamasa mı?
Arkadaşların seni sevmedi mi?
Öğretmenin sana iyi davrandı mı?

10 Kasım 2014 Pazartesi

Sevgiyle,Saygıyla,Minnetle,Gururla Anıyoruz.....




Yerin doldurulamaz,onca yokluğa rağmen Türkiye Cumhuriyeti devleti için yaptıkların,eserlerin,hizmetlerin,devrimlerin ortaya çıkardığın yeniliklerin anlatmakla saymakla bitirilemez.Bir Türk evladı olarak GURUR DUYUYORUM....Seni ve tüm şehitlerimizi saygıyla hürmetle minnetle anıyoruz...


1 Kasım 2014 Cumartesi

Geçen Haftalarda Biz.......India Gifts,Köfte Yağmuru-2, Dominos Keyfi,D&R Gezmemiz Ve Daha Fazlası...



Daha çok okumak...
Daha çok şey öğenmek...
Daha daha daha....
Elimden gelebildiği kadar daha çok yol katetmek istiyorum...
Bunları dile getirken boş bomboş geçen,en genç yıllarım geliyor aklıma.Ben diyorum,ben de diğer tüm gençler gibi vakt-i zamanında okumalıydım,okuyabilmeliydim.
çoluk çocuk-iş-hayat koşuşturmasının tam ortasında değil.

Eşim,"sendeki hırsın onda biri bende olsa yeter de artardı bana "diyor.
Gülüyorum...


Eşim;hayatımda rastladığım en donanımlı en zeki insan.
Abartmıyorum....
Ciddi ciddi öyle yani.
"Bay vikipedia" diyorum kendilerine..
Bunca bilgiye şaşıyor,şaşırıyorum...Gururlanıyor saygı dyuyorum...Bir eksiği de var hemen belirtiyorum ..Başarı için zekaya sahip olduğunuz kadar azim ve hırsa da sahip olmanız gerekmekte bence...
Nıck!
Dirhem hırs yok anacım!:)

Mesela!!!Bir Kimyager olarak önünde sadece TUS engeli var Biyokimya Uzmanı olabilmek için.
Ancaaaaak beyefendimiz sınava girmek yerine pc.de strateji oyunu oynamayı tercih ediyor,yada hobileriyle ilgilenmeyi:) Onun bu önemsemeyip boşvermeleri beni çıldırtıyor:)
Tamam prestijli bir işte ve iyi bir birimde çalışıyor,çok önemli işlerle uğraşıyorsürekli seyahatlerde,denetimlerde,gezmelerde ama ne var azıcık (bir sınavcık) dişini sıkıp Biyokimya Uzmanı olsa.? 
dimi?

Yok efendim,yok.malesef yok.
Ben şu çocuklu halimle Veterinerlik okuyup,sonrasında Tus'a hazırlanmaya niyetleniyorum (ama örgün olmasından mütevellit gözüm yemiyor açıkçası,o;ayrı!) ama,onun kılı kıpırdamıyor...

O bana "sendeki şu hırs ve azim bende olsaydı keşke"diyor.
Ben ise ona "sendeki şu zeka ve diploma bende olsaydı keşke" diyorum :))
Gülüşüyoruz...

Biliyoruz ki ikisi de tek başına bi anlam ifade etmiyor.İşte tam da bu noktada oğlumun zeki olması için dua ederken hırslı ve azimli olması için de dua ediyorum.Hırsını faydalı şeylere ilme kullanmasını diliyorum elbette...

Bu arada Kimya ve Veterinerlik bölümü mezunlarının TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı)'a girmelerinin gerekliliğini altını çizerek belirtiyorum.Gerçi bu bölümleri bitirip,bu avantaj hakkında bilgi sahibi olmayan yoktur heralde,ancak ben yine de bilgilendirmek istedim.
Hoş!! önünde böylesine kek bir fırsatı eşimden başka,tepecek kimse olduğuna da inanmıyorum.:(

Daha önce büyük uğraşlara rağmen 63-64 puanla TUS u kazanamayanların yerine ,52-53 gibi düşük puanlarla asistanlığa yerleşti Kimya,Eczacılık ve Veterinerlik bölümü mezunları...Bu değerlendirilmesi gereken şahane bi fırsat bence.Ve değerlendirenleri tebrik ediyorum buradan...Tabiki bizim asistanlarımızı da:))

Neden fırsat olarak görüyoruz peki??
Sadece yan dallar giriyor sınava çünkü .Çünkü Biyologların önünü kapattılar TUSa.
Biyologlara TUS engelinin gelmesiyle, meydan Kimya,Eczacılık ve Veterinerlik mezunlarına kaldı.Sınavlar kolaylaştı atanma puanları düştü.Çünkü yarışanlar aynı seviyedeler.Yani 6yıl tıp okumuş doktorlarla aynı yarış içerisinde değiller....

...Ayyyyyy ne güzel bişiiiii bu ya.Düşünsenize önünüzde sadece tek bir sınav engeli var.TUSa hazırlanacak 52 gibi puan alacak hayatınızın geri kalan 4 yılını paranızı alarak asistan olarak devam edecek,4 yılın sonunda ise atandığınız bir Laboratuvara Uzman olarak gideceksiniz.Para kısmını hiiç konuşmuyorum bile...Bi düşünün.
Bu prestijli meslek beni mest ederken eşimin kılı bile kıpırdamıyor.Ben onu hırslandırmak adına Veterinerlik okuycam,sonra TUSa giricem sonra da Uzman olucam diyorum."TAMAM" diyor.:))))))Sadece "tamam,ne güzel"diyor.
:)))))
Off neyse işte benden bu kadar.İnşallah ikna olur.Yada inşallah bu kaymaklı fırsatın kendi farkına varır diyorum.Asistan arkadaşlar biz ikna edelim eşini diyorlar ama ne fayda.İşinde rahat olduğundan pek yanaşmaz biliyorum...
Neyse hakkımızda hayırlısı olsun diyorum.


Mutfağımın bu bölümünü çook seviyorum.
Mutfak masamızın bulunduğu alan..
Tablo;Evim.Net ten.
Ünlü Japon kalesi...


Arkadaşım Muradiyenin tarifine göre yaptığım ve Berkay_ın bayılarak yediği kolay tava pizza...
Gerçekten yapımı kolay kendisi lezzetli.Elbette diğer pizzalar gibi değil ama masrafsız ve hızlı olmasından dolayı tercih nedeni...Eksiği ise biraz kuru olması...

Dün ise Dominos'un Bol Malzemos+Extravaganza sı söylenilip ailece afiyetle mideye indirildi.Tavsiyem Dominosun Kayseri Ateşi ama bunlar da hoştu gerçekten.Ancak tercihiniz kesinlikle İnce Hamur olsun.Ve parmesan kenar tavsiye ederseniz tadından yenmez söyliyim :))


Küçük beyimizin en sevdiği şeyi yapıyoruz bu aralar.Evde "Köfte Yağmuru" keyfi....
İlkini sinema da izledikten sonra ikincisini evde izler olduk...Hemde bıksakta usansakta DEFALARCA :(
Eğlenceli bi animasyon ama fazlası bayıyor......


Berkayın eline konan uğurböcüğümüz :))
Epey bi elinde kolu nda gezdirdikten sonra kendi rızasıyla doğaya salmaya karar verdi.Vebalkonumuza kadar uzanan koca ayva ağacının bi yaprağına bırakıverdi...


Hindistan dönüşü bizleri bulan minik hediyelerimiz .Berkaya her dönüşünde bi oyuncak getirmeyi ihmal etmeyen babamız bu defa araba serisi yapmış :)
Nihayet ipek bir fularım oldu nar çiçeği desenli.Yuppi!
İnanılmaz mutluyum.
Yumuşacık vee %100 silk :)

Çiku isimli bi meyve geldi  bide :) tropikal meyveleri çook severimbu arada .Çiku da aromatik ve çok lezzetliydi.Görünümü patates,lezzeti ananas+portakal+mango karışımı bişey.Tam olmuşunu yemek makbulmüş diye koyuvermiştim bi kenara olgunlaşsın diye.Yemek nasip olmayacak ya ,2 günde tüm meyvelerim çürümüştü malesef.
Anlayacağınız sadece bi tane yiyebildim..:(


Arkadaşlarla epeydir yaptığımız haşhaşlı çörek polemiğine son noktayı koyuyorum
ve "Minty yapar"diyorum.
Üstat Elif hanım tarafından tadına bakıldı ve onaylandı :)
OLMUŞ OLMUŞ...PEK GÜZEL OLMUŞ...
Bu arada bu çöreği çok sevdiğimi bilen canım arkadaşım Ayşeciğimin annesi bana taa Amasyalardan dövülmüş haşhaş alıp getirmiş.Canım arkadaşıma bu ince jesti için çok teşekkür ettim tabiii.
Ve hemen yapıverdim.Gerçi bayram sabahı yememiz için veren Sevimser teyzemin çörekleri kadar olmadılar ama eh oldular işte benimkiler de.Yavaş yavaş geliştiricem daha da...


Veee bir kez daha yakından ipek fularım...
Çok şımardım tabisiiiii.....
Biraz görmemiş oldum ama eveet hiç ipek şalım olmamıştı yani görmemişliğim doğru :))))


Ve kendi beğendiği zarif el işçiliği Gümüş-Zirkonyum kolye setim...Bi şekilde yine ilerde hatılanmak üzere benim dünyamda yer aldılar kendileri...
Yaşlandığım zaman bu yazılarımı keyifle okumak istiyorum.Allahım sağlık sıhhat ve ömür verirse tabi...Anı yazmak anı biriktirmek inanılmaz güzel...

Bloga yazmadığım süre zarfında işi dolayısıyla Erciyes Üniversitesine gidip 2 gün kalıp işlerinin bitirp geldi eşim.Yarın da Ege Üniversitesine günübirlik gidip gelecek işi gereği yine.Akşam evde olacağı için bi sıkıntı yok benim için...

Yine bu süre zarfında kuzencanlar gelip bir hafta misafir oldular bizde.Berkayla inanılmaz tatlılardı,inanılmaz yaramazlardı.Çok eğlendik,çok çıldırdık...Ama oğlmun yaşıtı kuzeniyle birlikte zaman geçirmesi anı biriktirmesi inanılmaz güzeldi.Cemoş Cemoş diye geziyor şimdilerde....Kuzenlerimle büyüyen biri olarak bunun çok güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...Birlikte çok güzel zaman geçirir kız kıza dolu dolu sohbetler ederdik.Severdik birbirimizi...Şimdilerde Buki kuzencanla hala öyleyiz elbette.Umarım minik kuzenler de devam ettirirler sevgilerini...

Benden/bizden bu kadar...

En sevdiklerinize hep yakın kalabilmeniz dileğiyle...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...