pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2015 Salı

Yeşil Fasulye Konservesi...

  

Selamlar herkese
Ben genelde faslyeyi her yıl kış hazırlığı olarak dondrucuya atardım.Fasulyeleri yıkayıp ayıklayıp doğrayıp çiğden poşetlerdim.Bazı poşetlerin içine kış domatesini kullanmak istemediğimden kabukları soyulmş domates de ilave ederdim.Kışın dondurucudan çıkarıp bi güzel pişirirdim.Yani hiç bir işleme tabi tutmadan şoklamadan haşlamadan direk çiğden atardım dondurucuya.Dilerseniz sizler de benim her sene yaptığım bu yöntemi güvenle uygulayabilirsiniz.

Ben bu yıl neden konserve işine girdim.Çünkü dondurucumda hiç yer kalmıyor ve fasulyeler çok yer işgal ediyordu.Bu nedenle bu sene konserve yapmayı daha uygun buldum.

Peki nasıl yaptım fasulye konservemi??

Özellikle bi siteden tarif almadım.Biraz kayınvalidemin biraz da annemin yapımından ilham aldım diyebilirim.Net ölçü verebilecek miyim onu da bilmiyorum ama bunu deneyeceğim en azından.Nasıl yaptığımı buraya yazmak istiyorum çünkü çoook leziz oldu seneye de unutmayıp aynısını yapmak istiyorum...

Malzemeler:
2 kilo fasulye tazecikten
5kg domates
1 küçük soğan
5-6 yeşil biber hafif acılı
tuz

Yapılışı:

1-Fasulyelerimi kayınvalidem ayıklamıştı sağolsun.Sonrasında ben onları yıkayıp doğradım.Aradaki sert fasulyelerin dışını almayıp içlerini çıkardım sadece.

2-Büyükçe bir tencereye biraz sıvıyağ koyup küçük bir soğan doğradım.Birkaç kez çevirdikten sonra üzerine fasulyelerimi ilave edip karıştırdıktan sonra kapağını kapattım.Yeşil biberleri küçük küçük doğrayıp üzerine ilave ettim.Ve bu arada domateslerimi soyup doğrama işine giriştim.doğradığım domatesleri üzerine ilave edip ara ara karıştırdım.Kapağı hep kapalıydı unutmayalım pişerken buharın gücüne ihtiyaç var.
3-Faslyeler pişerken ben diğer yandan başka bir tencerede soyup doğradığım domatesleri pişirmeye devam ettim.Çünkü çok nazik olan fasulyelerim ben domatesleri soyup doğrayana kadar hemencecik pişivermişti.Üzerine tekrardan domates koyup pişirseydim çoook pişmiş olacaktı.Bu nedenle biraz kendime iş çıkardım fasulyenin altını enn kısığa getirdim ve domatesini ayrı tencerede pişirdim.

4-Kaynar sudan geçirdiğim kavanozlara pişen fasulyeleri dondurdum.üzerindeki bosluğu da kaynayan domatesle doldurup kapagını eşime sıkıca kapattırdım.

NOT:
-Küçük bir tencerede kavanoz kapaklarını kaynatıyordum bu işlemler esnasında.eşim maşayla alıp hemen sıkıca kapattı kavanozları sağolsun (Benim baş yardımcım elim ayağım canyoldaşım olur kendileri :) ...
-Gelecek seneye kendime not bence biraz daha az pişirmeliyim.bu yıl tamamen pişiverdiler hatta artan fasulyeleri afiyetle yedik yemekte.Açıldıktan sonra bi tık daha kaynama payı bırakmak adına birazcık az haşlansın minticim :)))
-Kesinlikle salçaya gerek yok kışın,enfes kırmızılıkta oldular zira.
-Heralde galiba sanırsam bir çay bardağına yakın sıvıyağ ilave etmişimdir.Tam ölçü veremiyorum canlar çünkü genelde göz kararı koyuyorum.Yada biraz koyuyorum iki pişiyor bi sonraki karıştırmamda gözüme yağı az geliyor azıcık daha dolaştırıyorum.Bu nedenle bana kızmayın siz de kendinize göre ayarlayın.ama yine de çok katmayın çünkü konserveyi açtığınızda da ilave edebilirsiniz ısıtırken...SEVGİLER...

AFİYET OLSUN...


7 Kasım 2014 Cuma

Çiku (Achras sapota)



bilgi netten alıntıdır
Üst resim netten alıntıdır...

Anavatanı Batı Hindistan'dır.
 Bu meyvenin ağacı kendi haline bırakıldığı takdirde 20 m. yüksekliğe kadar büyüyebilir ise de kültür bitki olarak yetiştirildiği takdirde, budanma suretiyle boyu 3-6 m. arasında muhafaza edilir.

 Çiku ağacı düzenli taçlanan, çiçekleri beyaz ve kokusuzdur. Dalları karşılıklı oluşan, yaprakları aşağı doğru sarkık ve oval şekildedir. Meyvenin şekli hafif yassı bir şeftaliye benzer ve tulü ortalama 7,5 cm. çapı ise 5 cm. civarındadır. Dışında patates renginde ince bir kabuğu ve içinde sarı-açık kahve renginde, kokusu yasemine benzeyen gayet tatlı bir meyve eti vardır. 

Genellikle marcottage yöntemiyle üretilen bu meyvenin fidanları asıl yerlerine 6 X 6 m. ara ile dikilir ve ekseriya dikimden bir sene sonra meyve verir. Ağaçlar, genellikle senede iki defa çiçek açarlar. Ancak bütün sene meyve verirler. Hafif eğimli sahaları seven Çiku ağacı yalnız yağışlı tropik ülkelerde yetişen bir bitkidir. Meyveleri ezilmemesi için biraz ham olarak toplanır ve hasırlar üzerinde korunarak ayrıca olgunlaştırılır. 

Tohumları, yassı bir badem iriliğinde ve gayet parlak siyah-kahve rengi bir kabuğun içindedir. 




Tadına bayıldığım bu lzzetli meyve hakkında bulduğum bilgileri paylaştım sizlerle.
Hayırlı cumalar diliyorum...




20 Eylül 2014 Cumartesi

Sevginizi gösterebilmenin bir başka yolu...


 

Sevgimizi göstermenin bir çok yolu vardır değil mi?...
Kimimiz sarılarak,kimiz şiirler yazarak,kimimiz şarkılar dinleterek gösterirz sevgimizi...

Kimi zaman yaptığımız bir yemektir sevgimizin göstergesi,kimi zaman kusursuz hazırlanmış bir masa...Bazen elde gelen çiçeklerdir,bazen minicik bir hediye.Bazen bakışlarda gizlidir seni seviyorum kelimesi,bazen sıcacık bir sarılışta...

Bazen samimi bir dokunuştur yorulan omuzlara...
Bazen ben yanındayım demenin en güzel yoludur el ele tutuşma...
Kimi zaman saçlarını okşarız sevdiğimizin şefkatle,
kimi zaman burnuna dokunarak göz kırparız yapılan munzurluklara..

Kimi zaman hasret kokan mektuplar yazılır yürekteki sevdalıklara...Kimi zaman mendiller atılır sevdiceğin geçtiği yollara...

Kimi zaman yollar gözlenir,kimi zaman sadece özlenir...Bazen sesini duymak bile yeterlidir...Bazen boynuna sarılıp ağlasan bile nafiledir...

En nihayetinde yürekteki sevginin binbir türlü gösterilişi vardır...siz yeterki gösterin sevdiğinize sevginizi...

Eşinize,çocuğunuza,annenize,babanıza,kardeşinize,arkadaşınıza,komşunuza yada çok sevdiğiniz bir başkasına.....

Ama nolur geç olmadan "seni seviyorum" deyin en yakınınıza...
Hayat çok kısa...
Değmez kırgınlıklara...
Küslüklere dargınlıklara kırgınlıklara yetmeyecek kadar kısa...

Bırakın şımartırım korkusunu...
Bırakın şımarsın en sevdiğiniz size...



İşte sevdiğinize sevginizi anlatmanın bir başka yolu da benden size...

Yapılışı:

İstediğiniz renkteki elişi kağıdını,aynı boyda karelere bölüyorsunuz,üst üste koyarak hepsini birden kalp şeklinde kesiyorsunuz.Yazmak istediğiniz ne varsa minik notlar halinde üzerine tek tek yazıyorsunuz.Tüm kalpleri üstüste getirerek bir köşesini delgeç yardımıyla delip,aynı renkteki iple buradan bağlıyorsunuz.İstediğiniz uzunlukta bırakıyorsunuz ipin boyunu.Ve sevdiğiniz insanın görmesini istediğiniz yere,uçlarından bant yardımıyla,tek tek asıyorsunuz...Kapı girişleri tavsiye edilir bu noktada...

Sonuç :
Tatatataaamm!!! 

Emin olun çok mutlu olacak karşınızdaki....

Haydi sizlerde gösterin sevdiğiniz kişiye,SEVGİNİZİ...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Evde Süzme Yoğurt Yapımı...



Mutlu bir hafta sonu diliyorum herkese...
Hemen hepimizin evinde  yoğurt artıyordur çoğu zaman. Ekşimeye yüz tutan ya da çabucak bitirilemeyecek kadar çok miktarda yoğurdunuz varsa elinizde,endişelenmeyin.
Hemen süzme yoğurda dönüştürüp,çeşitli tatlılarda yada pasta yapımında kullanabilir,krem şeklinde ekmeğinize sürülebilir hale getirebilirsiniz.Ben süzme yoğurdu halis zeytinyağı be baharat eşliğinde çok seviyorum.Kendim yaptığım süzme yoğurdumu da bu şekilde servis yaptım.

mintiden notlar:
***Eğer yoğurduğunuz çok aşırı ekşiyse,bir litre yoğurda bir tatlı kaşaığı kadar toz şeker serpip,çok az da su ilave ederek karıştırıp,o şekilde süzülmeye bırakınız.Yoğurtta ekşiye dair tadın kaybolduğunu,siz de farkedeceksiniz.

***Ayrıca katı hale gelen süzme yoğurdu,daha uzun süre güvenle saklayabilirsiniz.Süzme yoğurdun kıvamını bekleme süresi oluşturuyor.Ben bir gece beklettim.Uzun süre bekletirseniz yada biraz daha ince bir tülbentten süzerseniz,daha katı bir süzme yoğurt elde edeceksiniz.

**Sadece yoğurdun fazla suyundan kurtulmak isterseniz;yoğurdun üzerine,suyu çekecek özellikte bir bez serin ve bezin bir ucunu,bir kabın içine doğru sarkıtın.Yoğurttaki fazla suyun bez aracılığıyla kaba sızdığını göreceksiniz.

***1 kg. kadar yoğurttan yaklaşık 400-500 gram süzme yoğurt elde edebilirsiniz.

gerekli malzemler
1 kg. yoğurt
seyrek dokumalı tülbent

hazırlanışı:
1-Yoğurdu ince gözeneklere sahip bir tülbentin içine koyup ağzını bağlayınız.(Ben akşamdan mutfak musluğuna asmış, altına kase koymuştum.)Dilerseniz süzülecek yoğurdu koyduğunuz tülbentin altına süzgeç benzeri bir kap koyup,süzgeci de geniş bir kabın üzerine süzülmesi için yerleştirebilirsiniz.Bir gece bekletiniz.Eğer istediğiniz kıvama gelmişse saklama kabına  yada servis tabağına alınız.İstediğiniz kıvama gelmediyse,süzme işlemine devam ediniz.

Afiyet olsun...


Mintiden herkese sevgiler...

12 Ekim 2010 Salı

bebeğime kemiksuyu küpleri



işte hanımlar bilenler bilir ama bilmeyenler için pratik bir yöteeemm!!!
bebeğim için yaklaşık 8.ayından sonra çorba ve yemeklerine kemik suyu kullanmaya başladım.lakin her an kemik suyunu bulmak pek mümkün olmuyor haliyle.bende kaynatıp küçük kalıplar halinde dondurmakta buldum çareyi ki süper oldu inanın...
 bir kere inanılmaz pratik.canınız bebeğinizin çorbalarına yada kendi ev yemeklerinize ne zaman kemik suyu  katmak isterse o zaman buzluktan çıkarıp istediğiniz miktarda ekliyorsunuz.işimi inanılmaz kolaylaştırdı.ve bebeğim kemik suyundan mahrum kalmadı.

oldukça büyük bir kemik vermişti üst komşum sağolsun bebeğine yedirirsin diye.ortasında kocaman iliği olan oldukça besleyici bir kemik...ben de teşekkür edip kaynatmıştım bebeğime şifa niyetine...nasıl mı yaptım?hadi buyrun birlikte bakalım...:)

hazırlanışı:
-kemiği temizce yıkayıp düdüklü tencereye koydum ve üzerini basacak miktarda suyla doldurdum.düdüklü tencerede yaklaşık 40 dakika pişirdim..
-sonra soğumasını bekledim.tamamen donduktan sonra üzerindeki yağları tabaka halinde alıp attım.aslında onu bile kullananlar var ama ben tercih etmedim pek.ne de olsa hayvansal yağ.bebeğim için yağlı olmasını istemediğim için üzerini attıktan sonra kemik suyunu buzdolabımdaki buz kalıplarına kepçe yardımıyla paylaştırdım ve dondurdum.
-buzmatikten çıkan donmuş kemik suyu kalıplarını bir torbaya doldurdum ve yine dondurucuya yerleştirdim.bebeğime çorba yaptığımda 3er 4er tane çıkarıp ekliyordum.buz kalıplarım bitti.hepsini kullandım yakında yine alıp yapacağım.bir paket kemik suyum kaldı.onu kullandıktan sonra yaparım yine.size de tavsiye ediyorum...


kemik suyum o kadar fazlaydıki bir kısmını direk poşetledim.bunun için bebeğimi sık emzirdiğim dönemlerde artan sütü yada bir yere gideceğim zaman sağıp sakladığım lansinoh un süt saklama poşetlerini kullandım.sevilay ablam getirmişti bana sağolsun.önce işime yaramaz diye düşünmüştüm ki anne sütünün saklanmasında ve bebeğine ne kadar süt verdiğini bilmende büyük kolaylık sağlıyordu bence.artık bana lazım değil.bebeğim sütü tatlı niyetine içiyor çünkü.ben de bu şekilde değerlendiriyorum anne sütü saklama poşetlerini...

iki adet poşeti de bu şekilde doldurmuştum kemik suyunu.birini bugün karnıbahar çorbasının içine koydum bebeğime yaptığım.inanılmaz faydalı ve lezzetli bir hale getiriyor yaptığınız çorbayı.
anneler bence deneyin bu şekilde saklamayı...
sevgiler herkese...

4 Temmuz 2010 Pazar

KEK YAPMANIN PÜF NOKTALARI



hemen hepimiz,kek ve pandispanya yaparken çeşitli sorunlarla karşılaşırız...eğer ben de bu sorunlarla karşılaşıyorum,kekim kabarmıyor,pandispanyam kabarıp çöküyor,kekim kalıptan taşıyor yada üzeri yanıyor diyorsanız buyurun mintininmutfağından kek ve pandispanya yapımının inceliklerine...
-İYİ KABARAN BİR KEK İÇİN OLMAZSA OLMAZLAR...

Kekin kabarması için temel olarak dört farklı yöntem kullanılır
  1. Kabartma tozu
  2. Karbonat .
  3. Kabartma tozu ve karbonatı birlikte katılabilir
  4. Yumurtayı iyice kabarıncaya kadar çırpılması gerekir...
Kabartma tozu; karbonat, nişasta, krem tartar gibi malzemelerin karışımından oluşmaktadır.
karbonat;Sıvı ve asit içeren (yoğurt, sirke, limon vb.) bir madde ile karıştırıldığı zaman reaksiyon başlar ve karbondioksit kabarcıkları oluşur. Fırında sıcak hava ile kabarcıklar büyüyüp hamurun kabarmasını sağlar.
Kabartma tozu ve karbonat  beraber kullanıldığında;kabartmatozu kabartma işlemi için,karbonat ise asitliği düzenlemek için katılmış olur

tariflerinizde karbonat mı kabartma tozu mu kullanmamız gerektiğine karar vermenin en iyi yolu malzemelere bakmaktır. Malzeme listesinde yeterince asitli (yoğurt, sirke, limon) ürün yoksa karbonat kekinizin acı olmasına neden olur. Bu gibi durumlarda kabartma tozu seçmekte fayda vardır. Yoğurt ve limon kullanılan bütün tariflerde kabartma tozuna ek olarak çok az karbonat kullanılabilir.



NOT:KEKİN İYİ BİR ŞEKİLDE KABARMASI İÇİN YUMURTANIN AK VE SARILARINI AYRI AYRI ÇIRPMAK GEREKİR...

yumurtanın çırpılıp iyice havalandırılması sonucunda da kekler çökmeden pişirilebilir. Burada en önemli noktalardan birisi de yumurtaların bir kaseye kırılıp kontrol edildikten sonra karıştırma kabına aktarılmasıdır. Bu şekilde istenmeyen bir durumla karşılaşıldığında bütün mazlemelerinizi atmak zorunda kalmazsınız. Kabarmanın arttırılması için suflelerde olduğu gibi yumurtanın sarısı ve beyazının ayrılıp, cam bir kapta beyazın kar haline gelmesi sağlanır. Yumurta sarıları, şeker, yağ, un gibi malzemelerle karıştırıldıktan sonra yumurta akı yavaş yavaş eklenir.
keke katacağınız yoğurt oda sıcaklığına yakın olmalıdır ki kabarmayı önlemesin...



-KEKE KATILAN UN İYİ AYARLANMALIDIR...

 Un karışıma katıldıktan sonra çok fazla karıştırılmamalıdır. Fazla karıştırma gluteni ortaya çıkartacağından ekmeklerde olduğu gibi lastiksi bir yapının oluşmasına neden olur. Bir kaşık yardımı ile yedirilirse çok daha iyi sonuçlar elde edilir. Kek hamuru boza kıvamında olmalıdır. Un miktarı az olursa kekiniz çöker, fazla olursa sert ve kuru olur.

Kek hamuruna katılan her su bardağı un için 1 yemek kaşığı un eksiltip yerine 1 yemek kaşığı nişasta eklerseniz ağızda dağılan kekler yapmanız mümkün olacaktır.


-KEKE ÇEREZ VEYA KURU MEYVE PARÇALARI EKLERKEN DİKKAT EDİN...

keke ekleyeceğiniz malzemeleri en üstüne serpiştirmek en iyi yöntemdir.ancak,içine karıştırmanız gerekiyorsa katacağınız meyve veya çerezleri nişastaya bulamanız en iyi yöntem olarak tercih edilir.nişasta nemi alacağından kekte çökmeye neden olmayacaktır...



NOT:HAMUR MİKTARININ KALIBIN 3/4 ÜNÜ GEÇMEMESİNE ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR....



-KEK İÇİN EN UYGUN FIRIN SICAKLIĞI...

kek ve pandispanyalar için en uygun fırın sıcaklığı 170-180 derece olmalıdır.ve mutlaka fırın önceden ısıtılarak hazırlanmalıdır.

-KEK KALIBININ YAĞLANMASI...

kek kalıbı katı yağla yağlandıktan sonra buzdolabında bekletildiği takdirde yapışmama konusunda garantili sonuçlar alınır. Kalıba yağlı kâğıt sermek de başka bir çözümdür. O zaman kâğıtta kat yeri oluşmamasına dikkat edilmelidir.. Ayrıca topkekler için kağıt kalıplar da kullanılabilir. Kağıt kalıplar bir topkek kalıbının içine konulabileceği gibi, alüminyum folyodan oluşturulacak çerçevelerin içine de konulabilir.
NOT:KEK VEYA PANDİSPANYA HAMURU FIRINA SÜRÜLDÜKTEN SONRA İLK 20 DAKİKA FIRININ KAPAĞI KESİNLİKLE AÇILMAMALIDIR...

Eğer fırınınızın bir tarafı daha fazla kızartıyorsa bu süre dolduktan sonra kekinizi çevirerek her yerin eşit kızarmasını sağlayabilirsiniz. Üstünün çok kızardığına kanaat getirirseniz bir parça yağlı kâğıt ya da alüminyum folyo ile kapatmanız yanmasını engeller.
Hepimizin bildiği kürdan testinden yani batırılıp çıkarılan kürdanın temiz çıkmasından sonra kek fırından alınıp üstü temiz bir bezle örtülüp on dakika kadar ılınması beklenir. Sıcak kekin kalıptan çıkartılması mümkün değildir. Çıkartmaya çalışırsanız dağılır. Ilıklaşan kek kalıptan çıkartılıp bir ızgara üzerinde soğutulur. Izgaranız yoksa kâğıt havlu serili bir servis tabağına almanız kekin nemlenip, ıslak ıslak olmasını engeller.
NOT:eğer yaptığınız kek ve pandispanyalar kalıbınız yada tepsinizden taşıyorsa;büyük ihtimalle tarifteki miktara uygun ölçüde bir kalıp kullanmamışsınız demektir.yani tarif miktarına uymayan küçük bir kalıp kullanırsanız taşma sorunuyla karşılaşırsınız.
kekinizin üzeri yanıyor yada içi pişmiyorsa fırınınızın ısısıyla ilgili bir problem olduğunu düşünmelisiniz.çok yüksek ısılarda pişirmek içini çiğ bırakırken,üstünün yanmasına neden olacaktır.
ama eğer böyle bir sorunla karşılaştıysanız dünyanın sonu değil,üzerinin daha fazla yanmaması için üzerini hemen aleminyum folyayla kapatmanızı,içinin pişmesi için ise;su dolu bir kapın içine koyarak tekrar fırına yerleştirmenizi tavsiye ederim.bu şekilde kolaylıkla bu sorunlardan kurtulabilirsiniz...
NOT:EĞER PANDİSPANYALARINIZ İYİ KABARDIKTAN SONRA TEKRAR ÇÖKÜYORSA O ZAMAN İKİ ŞEY AKLA GELİR...

BİRİNCİSİ;TARİFTEKİ UN MİKTARI YETERLİ OLMAYABİLİR.ÇÜNKÜ EĞER KEKE UNU AZ İLAVE EDERSENİZ ÇÖKME YAPAR,ÇOK İLAVE EDERSENİZ KURU VE SERT OLUR...

İKİNCİSİ;FIRININ SICAĞINDAN ÇIKARTIP ÇOK SOĞUK BİR YERE GÖTÜRMÜŞ OLABİLİRSİNİZ...ÇÜNKÜ ÇÖKMELERİN ASLİ NEDENİ ANİ ISI DEĞİŞİMLERİDİR...BANA GÖRE KEK VE PANDİSPANYALARI HEMEN FIRINDAN ÇIKARMAK YERİNE,FIRIN KAPAĞINI HAFİF AÇARAK AŞIRI SICAĞI ORTAMDAN UZAKLAŞTIRMAK EN GÜZELİ...




NOT: KEKİN İÇİNE LİMON KABUĞU RENDELERSENİZ BEYAZ BİR KEK PORTAKAL KABUĞU RENDELERSENİZ,SARI BİR RENK ELDE EDERSİNİZ...

NOT:KEKİNİZİN GÖZENEKLİ OMASINI DEĞİL DE,HAZIR KEKLER GİBİ SIKI OLMASINI İSTİYORSANIZ İÇİNE KABARTMA TOZU KOMMAYIP DAHA KÜÇÜK EBATLARDA BİR KALIP KULLANIN DERİM BEN,MİNTİNİN MUTFAĞI OLARAK...


 UMARIM KEK VE PANDİSPANYA YAPARKEN SIKINTI YAŞAYAN ARKADAŞLARA BİR NEBZE OLSUN YARDIMCI OLABİLMİŞİMDİR...kek ve pandispanya yaparken ki sıkıntılarınızı yada değişik önerilerinizi yazabilirsiniz...

SEVGİLER...MİNTİ...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...