31 Ekim 2011 Pazartesi

Kuru Patlıcan Dolması

Mutlu günler diliyorum herkese,
Aslında canım çok da bişey yazmak istemiyor ama,
ne yalan söyleyeyim ilerde anımsayıp üzerinde düşüneceğim,mutlu olup tebessüm edeceğim yada buruk hallerime gülüp geçeceğim iki kelam etmeden de geçmek istemiyorum tariflerimi yayınlarken.
Kasım ayının 2'sine Bulgaristan yolcusu eşim ve içim buruk bu nedenle.
İlk başlarda bu Şube Müdürlüğü işine sevinmiştim ama tüm denetim ve yurtdışı işleri sırf bu sıfattan dolayı ona kaldığından,ve bizi birbirimize uzak kıldığından dolayı da hayıflanmıyor değilim hani.Ama yine de şükredip hayırlarla ve selametle gidip gelmesini temenni ediyorum dedikten sonra kurutulmuş sebzeler arasında en çok sevdiğim patlıcan kurusuna lafı getirmek istiyorum.Bana kış akşamlarını hatırlatan bu yemeğin tarifini vererek yazımı çok uzatmadan noktalamak istiyorum.
Şimdiden afiyet olsun diyorum...
 Malzemeler:
 *15 adet kurutulmuş dolmalık patlıcan
*2-3 adet kuru soğan,
*4-5 diş sarımsak,
*1yemek kaşığı domates salçası,
*1 su bardağı bulgur
*1 kahve fincanı pirinç
1 kahve fincanı zeytinyağı,
*1 çay kaşığı toz şeker,
*Karabiber, pulbiber, çok az kimyon, tuz,
*1 yk. nar ekşisi veya bir dilim limon suyu
Maydonoz,

 Yapılışı:
1-Kuru patlıcanları, kaynar suya koyup,çatal batacak şekilde yumşayıncaya kadar yaklaşık 10 dakika haşlayınız.Kaynayan suyu değiştirirerek haşlama işlemine devam ederseniz,patlıcanın  acı tadından kurtulmuş olursunuz.

2-Dolma içini hazırlamak için; önce zeytinyağında kıyılmış soğan ve sarımsakları atıp,üzerine salçayı ilave edip kavurunuz.Ben bol salça kullanmadım silme 1 yemek kaşığı salça yeterli olmakta.Yıkanmış bulgur ve pirinci ekleyerek hafifçe kavurunuz.

3-Sıcak suyla birlikte tuzunu, şekerini koyup suyunu çekene kadar pişiriniz..Baharatlarla birlikte, maydonoz ve naneyi ekleyip kaşıkla karıştırınız.

4-Hazırlanan bu karışımı, patlıcanların içine bir parmak eksik olacak şekilde doldurunuz.
Tencereye dizme işlemi bittikten sonra, üzerine biraz tuz serpiniz. Dolmaların bir parmak altında olacak şekilde kaynar su ve çok az sıvıyağ gezdirdikten sonra kısık ateşte yumuşayana kadar pişiririniz.

5-Pişmesine yakın limon suyu(ya da nar ekşisi) ilave ederek 5-10 dk. daha pişirip ocaktan alarak ılık olarak servis yapınız.Sarımsaklı yoğurt eşliğinde servis yapmanızı öneririm.Şimdiden afiyet olsun...

mintiden sevgiler

25 Ekim 2011 Salı

Portakallı Balkabağı Çorbası


Hayırlı günler diliyorum,gönlünden kardeşliği paylaşmayı ve yardımı eksik etmeyen muhabbet tutkunu gönül dostlarına.
Milet olarak acı günleri yaşadığımız şu günlerde ne kadar üzgün olduğumu anlatamam sanırım.Evet çok üzgünüm lakin öfkem hüznümden büyük.Nice şehitler verdik biz bir hiç uğruna.Daha kaç ananın yüreği yanacak bilinmez.Daha kaç evladımızın muradı boynunda asılı gidecek.Ve bu gidişe kim dur diyecek?

Selam olsun diyorum ben;millet aşkını,toprak aşkını,vatan aşkını yüreğinin tam ortasında hissedebilene.
Selam olsun diyorum,allayıp pulladığı,gözünden sakındığı biricik evladını,yüreğindeki yangınla şehitliğe uğurlayabilene.

Evet bir yanda şehitlerimizin acısı yüreklerimizi kor gibi dağlarken ve daha acısı tazecik içimizdeyken Van depreminde hayatını kaybeden canlarımızın üzüntüsüyle kahrolduk adeta.Depremde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet,yakınlarına ise başsağlığı dilemekten ve bu elim felakete,için için üzülmekten başka birşey gelmemekte elimizden.
Eşimin görev icabı haftasonu Van'da olması ve pazar sabah 11 uçağı ile Ankara'ya dönmüş olması Van depreminde yaşadığım paniğin ikinci nedeni sanırım.Gerçekten verilmiş sadakamız varmış diyorum.Konferans sonrası yemek yedikleri restourant göçük altındaymış şimdi.Rabbime binlerce kez şükürler ediyorum.Ve bu büyük acıya tanıklık edenlere gerçekten sabırlar diliyorum,düşüncesi bile bu kadar zorken...

NOT: Cahide/Jibek ablamın belirttiğine göre, MNG kargo yardımları ücretsiz taşıyacakmış. Eğer yardım toplama imkanınız varsa lütfen acele edelim. Allah bu acıyı yaşayan kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum.


Bu arada eskisi kadar sayfamı sık güncelleyemiyorum;
bebeğimin büyümesiyle önceliklerim tamamen yer değiştirdi.Bana olan ilgisi kat kat arttı ve ben onunla geçirdiğim her dakikayı gerçekten değerli kılmak istiyorum.Bu nedenle internette zaman geçirmek yerine,onun duygusal gelişimine daha çok katkıda bulunmak istiyorum.Beni en çok minik bebeği olan çalışan anneler anlayacağı için,onların hoşgörüsüne sığınıyorum.Hobi olarak başladığım blog işini ihmal ettiğimde elbetteki üzülüyorum ancak,hayattaki hiçbirşey ailemden daha kıymetli olamaz,
bunun da altını çizerek belirtmek istiyorum.

Her ne kadar zaman sıkıntısı yaşıyor olsamda mutfakta zaman geçirmekten büyük bir haz duyduğumu itiraf ediyorum.
Bu nedenle yola devam ediyorum.
Yani;Minti'niz her ne kadar sık yayın yapamıyor olsa da yine lezzetlerle haşır neşir durumda.
Ve yine Mintiliği üzerinde:))

İşte bu nefis çorba da bebeğime şifalı lezzetler yapma keşifleri peşindeyken tam bir Minti durumumda geliverdi aklıma:))Pek de nefis oldu.

 Malzemeler:
250 gram balkabağı
1 adet yemeklik doğranmış soğan
1 diş sarımsak
2 kaşık zeytinyağı
1-2 tatlı kaşığı tereyağı
5-6 bardak su
tuz ,karabiber, arzuya göre defne yaprağı
1 adet portakalın suyu
1 y.k.un

 Yapılışı:
  • Balkabağını soyup kuşbaşı olarak dilimleyerek hazırlayınız.Aynı şekilde soğan ve sarımsakları da doğrayarak hazır hale getiriniz.
  • Tencerede tereyağını kızdırıp,sıvıyağı eklerek unu kavurunuz.. İnce kıyılmış soğan ve sarımsaklarla doğradığınız balkabaklarını ilave ediniz.
  • Su ilave edip karıştırınız ve orta ateşte 15-20 dk.pişiriniz.
  • Balkabakları tamamen yumuşayana kadar pişirme işlemine devam ediniz ve çorbayı blenderdan geçiriniz.
  • Tuz, karabiber ve bir adet portakalın suyunu ilave edip kısık ateşte arada karıştırarak 5 dakika kadar pişirme işlemine devam ediniz.
  • Pişen çorbanızı dilediğiniz şekilde servis yapabilirsiniz.Ben bu portakallı lezzeti,portakal çanağında sunmak istedim.
Yüreğinizden sevgiyi,merhameti eksik etmemeniz
ve sevdiklerinize hep yakın kalmanız dileğiyle...
Mintiden Sevgiler...

17 Ekim 2011 Pazartesi

GERÇEK AŞK...


AŞKLARIN EN GÜZELİDİR İNSANIN EŞİYLE YAŞADIĞI...EN ÖZELİ...EN GERÇEĞİ...

HAYATIN HER ANINI PAYLAŞTIĞINIZ, İYİ GÜNDE ,EN ZOR ANDA,HASTALIĞINIZDA,MUTLULUĞUNUZDA YANINIZDA OLAN İNSANA AŞIKSANIZ,GERÇEKTEN MUTLUSUNUZ DEMEKTİR.EN DOĞAL HALİNİZİ GÖREN,SİZİ O HALİNİZLE SEVEN BEĞENEN İNSAN,HİÇ BİRŞEYİNİZİ SAKLAMADIĞINIZ SAKLAYAMADIĞINIZ İNSAN KULAĞINIZA AŞK SÖZCÜKLERİ FISILDIYORSA EĞER,AŞKIN MERKEZİNDESİNİZ DEMEKTİR.

HASTALIKTAN YATAK DÖŞEK YATARKEN BİLE YANINIZA SOKULABİLEN,SALYA SÜMÜK AĞLARKEN BİLE YANAĞINIZI ELİYLE SİLEBİLEN ,GECELERİ ÜZERİNİZİ HER DEFASINDA BIKMADAN USANMADAN SEVGİYLE ÖRTEBİLEN,GÖZ YAŞLARINIZI BİLE ÖPEBİLEN KİŞİDİR GERÇEK SEVEN.

GÖZLERİNİZE BAKARKEN SEVGİYLE YÜREĞİ KABARIP ,GÖZYAŞLARINI SADECE SİZİN İÇİN AKITAN KİŞİDİR BELKİ DE.
HASTALANDIĞINIZDA,SİZİN İÇİN SABAHLAYAN KİŞİDİR.VAZGEÇİLMEZLERİNDEN BİLE SİZİN İÇİN VAZGEÇEBİLEN KİŞİDİR.SİZİ,İLK GÜNKİ KADAR HEYECANLANDIRABİLEN KİŞİDİR.

.GECENİN BİR YARISI SİZİ UYANDIRIP "SENİ SEVİYORUM" DİYEBİLEN,KİŞİDİR AŞKLARIN EN GÜZELİNİ YAŞADIĞINIZ İNSAN.NEFESİNDE UYUYUP,NEFESİYLE UYANABİLDİĞİNİZ,HERGÜN EVE GELECEĞİ SAATTE,AYNI HEYECAN VE AŞKLA KAPIYA KOŞABİLDİĞİNİZ KİŞİDİR
 EŞİNİZ OLMAYI,HAKEDEN İNSANDIR SİZİ GERÇEKTEN SEVEN...

HAYATTAKİ EN ZENGİN İNSAN İSE;İŞTE BU GÜZELLİKLERDEN MAHRUM KALMAYANDIR:)
"minti"

9 Ekim 2011 Pazar

Saklı Cennet Dalyan...

Selamlar herkese,
Gezi notlarıma fırsat buldukça devam etmeyi düşünüyorum.Dedim ya!biz bu yaz tatile değil de Akdeniz turuna çıktık adeta.Canım memleketimin her köşesi ayrı bir cennettir eminim.
Lakin bunca cennet köşe arasında Dalyan'ı da görün derim.Ben böylesine sakin,böylesine dinlendirici bir yer daha görmedim.
Havasında ne var bilinmez, gidince kendiniz de göreceksiniz,insan gayriihtiyari sakin ve dingin bir havaya bürünüyor.Tüm telaşlardan,tüm koşuşturmacalardan arınıyor adeta.
 

Eğer kafa dinlemek,tabiatın en bakir haline şahit olmak,aynı zamanda da eğlenmek,gezmek,muhteşem bir kumsalda doyasıya denize girmek istiyorsanız Dalyan'dan başka bir yere gitmeyin derim.
Küçüçük,şirin mi şirin bir yer.
Sanki ilk siz keşfetmişsiniz de bu cennetten kimse haberdar değilmiş gibi bir his uyandırıyor insanda.
Dinginliği insanın ruhunun dinlemesini,kendiyle başbaşa kalmasını sağlıyor.
Aslında bunları buraya yazmayı bile kıskandım ilk zamanlar.
Böylesine bakir bir cenneti kimse bilmesin,kimsecikler gitmesin istedim:)))Sanki ben bahsetmezsem,benim bakir cennetimden kimse haberdar olmayacak:))peh!!!.Ama diğer turizm yerlerinde olduğu gibi turistlerin ayak basmadığı yer kalmamasından korkuyor insan.Şaka biyana,Allahın lütfu bu doğa harikası güzellikten,sizlere bahsetmemek,bencillikten öteye gitmezdi sanırım.
Eğer imkanınız varsa bu saklıcenneti,varın kendiniz görün derim.

Ama şimdiden söyleleyeyim;öyle dolup taşan turistler,sabaha kadar avaz avaz çalan barlar,lüks lüks oteller bulamazsınız Dalyan da.Butik oteller,oda kahvaltı veren küçük lakin inanılmaz sıcakkanlı akdeniz insanlarının işlettiği,şirin aile işletmeleri karşılar sizi.
Sabah kahvaltısını otelin işletmecisi olan,şeker akdeniz kadınlarının neşeli sesleri,hoş sohbetleri eşliğinde yaparsınız.Açık büfe kahvaltınızda yok yok diyemem belki,ama inanın canınız ne isterse söylersiniz,karşılıksız anında yapılıp sunulur önünüze.Düşünün bir kere;biz ertesi sabah ödedik "eh!alın artık ücretinizi rica ederiz" diye diye."Sorun değil keyfinize bakın ne acelemiz var "şeklinde yaklaşıyor insanlar.
Başka yerlerdeki gibi parayı ödemeden anahtarı vermemezlik etmiyorlar yani...
 

Yolumuz kesinlikle bir kere daha düşsün istiyorum Dalyan'a.Ancak bu seferki gibi iki gün kalmak yerine bir hafta kalıp ruhumu dinlendirmek,ailemle tabiatın kucağında başbaşa olmanın tadına varmak istiyorum nasipse.Gerçekten görülmeye değer bir yer.Üstelik canınızın sıkılmasına mahal vermeyecek kadar da eğlenme imkanına sahipsiniz çeşitli tekne turlarıyla.
Sezonununda giderseniz;birçok tekne turu alternatifiniz var hemen söyleyeyim.
Akımda kalan tekne turları;
Oniki adalar turu:Bu turda;akşama kadar tekneyle,o civardaki ünlü 12 adaların yaklaşık 6-7 tanesine götürüyorlarmış sizi.Adalarda bol bol yüzme molası verip,yemeğinizi de verdiğiniz tekne tur ücretine dahil ediyorsunuz.Yanılabilirim ama sanırım 70-80 lira ödüyorsunuz bu tur için.

Mehtap turu:Kadehler eşliğinde mehtabı seyretmek isteyenler için ideal olan bu tura vakti zamanında sadece mehtaplı gecelerde çıkılırmış.lakin sezonunda hergece katılabiliyormuşsunuz.Biz çıkmadık,eylül ayında pek sıcak bir gece olmayacağı için:))Bu turda köyceğiz gölü civarında ızgaraları yakıp mangal keyfi yapıyor,ilerleyen saatlerde yakılan kocaman ateşlerin çevresinde keyifli bir gece yaşıyormuşsunuz sevdiğinizle...

Caretta Caretta Turu:Sanırım ağustos ayı Carettaların yumurtalarını kumsalın sıcak kumlarına bırakma zamanıymış.Bu nedenle yine temmuz ağustos gibi anne Carettaların bu güzel anına şahit olmak adına düzenlenen bir turmuş.Biz malesef bu kocaman sevimli yaratıkları göremedik:((İki kolunuzu yanlara açın.İşte bu büyüklükte kaplumbağalar görme imkanı,hatta şapka takma,onlara dokunma imkanı bile bulabiliyormuşsunuz.Kaptanımızın anlattığına göre beslemek amacıyla olyata takılan ekmek,yumurtlama mevsimi olmasa bile onları kıyıya çıkartmaya yetiyormuş sanırım.Hatta bizim katıldığımız tekne turundaki arkadaşlar İztuzu Plajında görmüşler kaplumbağaları ancak dediğim gibi biz görmedik.
 NEDEN Mİ?
Çünkü;biz o ara,koca denize düşen gözlüğümüzü arama telaşındaydık.Yine mi gözlük kaybettin minti??Denizde gözlük bulabileceğini mi sanıyorsun minti?gibi sorular sorabilirsiniz bana.Ben de hemen evet diyebilirim bu sorularınıza.Bu defa eşimdi kaybeden.Dalganın arkadan çarpmasıyla düşüverdi sanırım gözlük.Sonradan farkettik ve başladık denizde gözlük aramaya:))))
Merak etmeyin,buradaki deniz,plaj bambaşka.
25-30 metre açılsanız bile deniz koltukaltı hiznızda.
Ve su berrak.
Dibinde ise bir tane dahi taş bulamazsınız.
İşte bu nedenle bu muhteşem sahilde kaybettiğimiz gözlüğü kısa sürede buluvedik(çok şükür).Ama bu arada arkadaşların kaplumbağa eğlencesini de kaçırmış olduk.Olsun bir başka sefere gelme nedenimiz olur:))
Ve hazır konu açılmışken bu güzel plajdan bahsetmek istiyorum.8 günlük gezimizde Konyaaltı plajı,Olimpos,Phaselis,Kaş,Side plajı da dahil olmak üzere ben böylesine güzel bir kuma sahip plaj görmedim.Bir tane taş bulamazsınız inanın bana ve incecik bir kum.Üstelik denizin 25-30 metre ilerisinde dahi dibinde tek bir taş yok.yumuşacık kumla kaplı bir deniz...25 metre ilerde dahi denizin dibini ve ayaklarınıza dokunan minicik balıkları görebiliyorsunuz.
 
Biz iki saat kadar yüzme imkanı bulduk.Ardından teknemizle çamur banyosuna doğru yola koyulduk.Doyamadık,ama burayı keşfetmiş olmanın mutluluğuyla,biriktirdiğimiz tatlı anılarla, güzel saatlar eşliğinde gönlümüzce geçirdiğimiz güzel İztuzu plajına bir daha ki gelişimizde daha uzun kalacağımıza dair sözler vererek vedalaştıktan sonra, zor da olsa ayrıldık...:))
(BEKLE BİZİ İZTUZU...BİR BAŞKA BAHARA...)

Doğa harikası olan İztuzu plajının uzunluğu öğrendiğim kadarıyla 6 km civarındaymış.
Tatlı suyla tuzlu suyun birleştiği bir yerde incecik,altınsarısı kumu ve kristal berraklığındaki suyuyla bu plaj gerçekten harika.Yazın gece plajda kalmak yasakmış,carettaların yumutlama dönemine rastladığı için.Yine yazın şemsiye saplamak yada çocukların çukur kazması falan da yasakmış sanırım.Böylesine itina gösterilmesi çok güzel gerçekten.Bu plajı gördüğünüzde caretta carettaların yumurtalama için neden burayı tercih ettiklerini tahmin edeceksiniz:))


Çamur banyosuna gitmeden önce kralmezarlarının resmini çekmek üzere minik bir mola verdi kaptanımız 
Biz de bu ustalık abidesi kalıntılara doya doya bakma ve fotoğraf çekme fırsatı bulduk.Ve bu arada da kaptanımızdan kralmezarları ile ilgili toplu bilgiler edindik. 
Ardından şahane bir ada restourantta  açık büfe yemek yeme imkanı bulduk.


Kaptanımızın anlatığına göre kral mezarları M.Ö 4. yy dan beri ayakta.Arkeolokların açıklamalarına göre tamamı Kaunoslulara ait tapınak cepheli bu özel mezarlar o dönemdeki zenginliğin bir göstergesi.Mezarların en gösterişlileri krallara aitmiş.Lakin görünen küçük mezarlar halktan kişilere yapılan mezarlarmış.Mezarlar yukarıdan ip sarkıtıp ,sallanmak suretiyle yapılırmış ve herbirinin üzerinde o dönemin kralına ait özellikler resimlerle kazılıymış.Tam olarak bilmiyorum ama sanırım son dönemlerinde Kaunos'lular Lykyalıların istilasına uğradıklarından bazı mezarlar tamamlanamamış.Yine Kaunuslular için çoğunun sıtmadan öldüğü bilgisini de iliştiriverdi kaptanımız bu minik fotoğraf molasında:))
 
Kral mezarları her açıdan ayrı güzel,günün her saati başka görünüyor insana.Ve bu bu görkemli mezarlardaki,güneş ışınlarının dansını izlenmek şahane bir duygu..

Dalyan'a gidipte çamur banyosu yapmadan gelmek olmaz...
Biz de bu keyfi yaşayalım istedik ve yemek molası sonrası doğru çamur banyosuna....

Tekne turlarından bahsettim.Bir de hemen hergün yapılan günlük tekne turu var Dalyan'da ki biz de bu tura katıldık.Sabah 10 dan akşam 17 ye kadar teknedesiniz.Üstelik yemek dahil tekne turu ücreti için sadece 25 tl ödüyorsunuz.Çamur banyosu için ekstra giriş ücreti 5 tl meraklıları için belirtip bilgilendirmek istedim.Ama unutamayacağınız bir gün geçiriyorsunuz. Bizim turun güzergahı şöyleydi;
İlk olarak Kaya mezarları manzarası,ardından İztuzu Plajında 2 saatlik mola,Adada açık büfe yemek,ardından 1 saatlik çamur banyosu,sonra köyceğiz gölü turu,sonra isteyenler için 1 saatlik Kaunos turu ve Dalyan merkeze dönüşle turunuzu tamamlamış oluyorsunuz.Biz turdaki her ayrıntıya katıldık ve gerçekten günün sonunda yorulmuş lakin inanılmaz bir gün yaşamış ve çok gezip çok eğlenerek geri dönmüş olduk.

Çamur banyosu inanılmaz keyifli...
Turistler şifa niyetine günde 2 kez geliyorlarmış bu şifalı çamur ve kükürtlü suya...Canım memleketimin nimetlerinden bizden daha fazla faydalanıyorlar vesselam:((
Eskiden daha fazla sayıdaki bu çamur yatakları şimdilerde saadece 4 kaynakta kalmış.Çamur banyosunun ardından güneşlenip kuruyan insanlar heykel görünümüne kavuşuyor.
Ardından duşunuzu alıp,temizlenip 178 cm derinliğindeki şifa havuzlarına giriyorsunuz.Ben bu daracık havuza doluşan insan gürühuyla,şifalı da olsa aynı suyu paylaşmak istemedim açıkçası:)))Bu noktada tercih sizin,şifa havuzu sizleri bekliyor Dalyan'da...
.Kükürtün yoğunluğundan dolayı yumurta gibi kokuyorsunuz çıkınca ayrıca.
Ama şifa mı?
Şifa:))

 Dalyan hem Akdeniz hem de Köyceğiz gölüyle bağlantısı bulunmasından dolayı ayrı bir öneme sahip.
Dalyan nehri üzerindeki kısa bir yolculuğun akabinde,Köyceğiz gölüne ulaşıyorsunuz.
Öyle her köşesini gezme fırsatınız olmuyor ama genel anlamda fikir sahbi oluyorsunuz.Gölün ortasındaki kocaman sazlıklardan gelen kuş seslerini dinleme fırsatı buluyorsunuz
Eğer hava koşulları müsait olsaydı gölde de yüzme molası verilecekti.
Ancak biz yüzme molası vermeden sadece tekne turu yapıp manzaranın tadına varıp Kaunos kalıntılarının yolunu tuttuk...
DALYAN...
Havası,suyu,muhteşem dinginliği,görsel zenginliği,
bakir tabiatı,çamur banyosu,şahane plaj keyfiyle,kumuyla,tarihi kalıntılarıyla,diğer turistik yerlere oranla daha uygun konaklama imkanlarıyla
huzuru arayanların yeri...


Biz inanılmaz güzel 2 gün geçirdik...
Biriktirdiğimiz tatlı anılarla,
çektiğimiz 1000'i aşkın dijital fotomuz,elimizde şipşak Dalyan fotoğraflarıyla,
içimizde sıcacık huzur,yüzümüzdeki tatlı tebessümümüzle geri döndük.
Yolumuzun yeniden Dalyan'a düşmesi dileğiyle diyorum,
Minti'den sevgiler...

4 Ekim 2011 Salı

Ebegümeci Yemeği


Günaydınlar,
güzel bir gün olmasını diliyorum ve nöbetimin en yoğun saatlerine doğru yavaş yavaş yaklaşırken,biran önce bir tarif paylaşıp işime devam etmek istiyorum.Ebegümeci çayından daha evvel bahsetmiştim.Dilerseniz  bu sayfamdan tekrar bakabilirsiniz.Aynı döneme ait bir tarif.Paylaşmak bu güne nasipmiş.Elinizde ebegümeci varsa bu enfes lezzeti deneyin derim.Ispanak yemeğine benzeyen bir lezzeti var.
Şimdiden afiyet olsun diyorum ve yapılışına geçiyorum:)
 Malzeme Listesi:
1 bağ  ebegümeci  (yaklaşık 1/2 kg )
1 adet kurusoğan
2 çorba kaşığı  sıvıyağ
2 çorba kaşığı bulgur
1 çorba kaşığı domates salçası
tuz

Yapılışı:
1-Ebegümeçlerini yıkayıp doğrayarak hazır hale getiriniz.Tencereye kurusoğanı doğrayıp,sıvıyağda rengi dönünceye kadar kavurup, 1 kaşık domates salçası ekleyiniz.

2-Üzerine ebegümeçlerini ekleyip. bulgur ve tuz ilave ettikten sonra çok az su ilavesiyle(belki 1 çay bardağı kadar)ağzı kapalı halde pişiriniz.Ilık servis yapınız.Servis esnasında sarımsaklı yoğurt kullanabilirsiniz.
Afiyet Olsun...

Bir başka yazımda buluşuncaya kadar 
yüreğinizden;aşkı,sevgiyi, umudu,şefkati 
hiç eksik etmemeniz dileğiyle...

30 Eylül 2011 Cuma

Side Gezi Notlarım:)Tatilimizin İlk Günü

Selamlar yeniden,
Tatilden dönüldü,hatta tatil sonrası oluşan yerleşme hezeyanı bile sona erdi.
Peki tatilimiz nasıl geçti?Cevap:tek kelimeyle harika(:
Daha evvel de söylediğim gibi tatilimizin başlangıç noktası Side oldu.
Gitmeden önce internet üzerinden rezarvasyonlu gittiğimiz için bir sıkıntı yaşamadık.Kaldığımız otelleri;odamıza çıkıp dinlenmeye geçtiğimizde,internet üzerinden ayarlıyor,gideceğimiz yeri ise navigasyona bırakıyorduk ve biz sadece keyfini çıkarıyorduk.
Yola çıkıp,nerde akşam orda sabah misali gezginlik yapacak arkadaşlara ve "ben tatilimde bol bol gezmek istiyorum" diyenlere muhakkak navigasyon cihazı almalarını öneriyorum.Aksi taktirde yön belirten levhalardan pek nasiplenemeyen yollarda bir hayli canınız sıkılacak ve birçok kez emin olun bilmediğiniz yollarda dönüp dolaşacaksınız.Bu nedenle;sizlere ilk tavsiyem güncellemesini hızlı yapabilen bir navigasyona sahip olmanızdır.Biz tatile çıkarken son anda karar verip, Konya sokaklarında yolları aşındırıp sabahın 9'unda Vatan Computer kapısında açılmasını bekleyip,alıp,öyle yollara koyulduk.Piranha'nın bir modelini aldık.HD görüntüye,Başarsoft ve i-GO yazılımlarına sahip,2000 km lik gezimizde bizi hiç yanıltmadı.Ve iyiki de almışız dedik,tavsiye edebiliriz.

Bu arada Konya'yı da gezme fırsatı buldum.Belki ilerde resim eklerim Konya'ya dair.Eskişehir'i Konya'ya tercih ederim dediğimde "Konya'nın tarihe şahitlik etmiş olması yeter" der eşim.Bu nedenle ben de saygı duyuyor lakin görsellik açısından biraz eksik bulduğumu da eklemek istiyorum:/...


Evet gelelim Side maceramıza...
Side'de bir gece geçirdik ancak doyamadık.Antik gezimiz Müze Kartla birlikte harika bir hal aldı.Müze kartı tavsiye ediyorum tarihi gezileri ve müzeleri seven arkadaşlara heryere rahatlıkla girebiliyorsunuz.Biz Kapadokya gezimizde de edinmiştik.Turizm bakanlığının yerli turist için yapmış olduğu bu "tek" ayrıcalıktan faydalanın diyorum çünkü turistik yerlerde fazlasıyla paranız harcanıyor.


Side'ye girer girmez büyülendim itiraf ediyorum..
Sıcaklık hariç Side tek kelimeyle harika.
Tarihi yerlerin dokusunda kendinizi kaybedeceksiniz inanın bana.Sonra,minik minik tek katlı yerleşkeler,oteller,dükkanlar,dar sokaklar inanılmaz şirin.Hoş sanırım restore edilip yeni bir yüz kazandırılmaya çalışılacakmış Side'ye,esnaf bu konuda pek dertli.
Kimi yıllarca sürdürdüğü işletmesini devam ettirememekten dertli,kimi işletmesinin alışılagelmiş şirin havasının yüzünün değişecek olmasından.
Bu arada bu şirin beldenin insanları sıcacık ve çok içten.Yapılacak değişikliğin nedeni dar yolların,sokakların  genişletilmesi  ve derme çatma görüntüsünden uzaklaşıp,tüm tarihi evlerin restore edilerek daha düzgün bir görüntüye kavuşturmak istenmesi sanırım.
Bence bu hali çok çok şirin ,bu nedenle yolunuz düşmese bile,düşürmeye çalışın ve bu şirin beldeyi muhakkak görün derim.
Yalnız Side'ye gitmeden önce muhakkak rezervasyon yaptırın.Çünkü ilk sorulan soru "Rezervasyonunuz var mı?" oluyor,benden söylemesi.

Side'de boş otel bulmak güç olabilir çünkü tam bir turist cenneti. 
Aşırı sıcağa rağmen Antik Kenti görmek ve Side'yi yaşamak isteyen onlarca yerli yabancı turisti Side'nin hemen heryerinde görüyorsunuz.


Side'nin en önemli yapısı konumunda olan 15.000 izleyici alabilen Antik Tiyatroyu gezerek başlayabilirsiniz Antik Kentteki yolculuğunuza. 
Roma eseri olan tiyatronun bölgedeki diğer antik tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eğimli bir arazi üzerine kurulmamış olmasıymış. 
Tiyatro iki katlı ve 20 m. yükseklikte kemerli bir yapı üzerine oturtulmuş olup orkestra ve sahne kısımları yıkıntı halinde.Sonra Vespasianus Anıtı,Şehir surları,Sütunlu Cadde,Antik Hastane ve daha birçok gezilecek tarihi yerleri görebilirsiniz.Side" adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına gelmektedir ki Side gerçek bir nar cenneti.

 Turistlerin en çok resim çekip,çektirdikleri yerlerden biridir Vespasianus Anıtı.
Öyle zannediyorum ki ortada bulunması gereken heykel,müzede koruma altına alınarak sergilenmekte.
 Çarşısı çok renkli,lakin inanılmaz pahalı.
Abajurlar,biblolar,takılar,kıyafetler ve en çok da değişik değişik baharatlarla dolu olan bir çarşısı var.mesela karabiberin bir çok rengine,kırmızı tatlı karabiber,yada beyaz renkte karabiberi,çok rahat bulabilirsiniz envai çeşit baharatların olduğu minik aktarlarda...


Deniz kenarındaki yatları yada tur gemilerini izleyebilir hatta sevdiceğinizle gün batımına şahit olabilirsiniz.Gün batımının en güzel görüldüğü yerelerden biri olarak nitelendirilir side antik kenti.
Biz bu güzel manzaranın ardından yemek yiyip,otele tekrar dönüp,içeceklerimiz eşliğinde bir sonraki gün için otel rezarvasyonlarına  baktık.
Ardından müziği,tantanası,eğlencesi hiç eksik olmayan side sokaklarında,bir de ilerleyen saatlerde dolaşmayı tercih ettik.
Boş bir işletme bulamazsınız.Hemen heryerde müzik eğlence hat safhada.Hele bizim kaldığımız otelin karşısında sanki düğün varmış gibi sabaha kadar eğlence havaları çaldı durdu.Rahatsız olmuyorsunuz nedense,hoş bir atmosferi var Sidenin.



Eylül ayında bile inanılmaz bir sıcağa sahip Side'ye eylül ayından evvel gitmemenizi öneririm.Yaz aylarında 40 dereceyi geçtiği söylenen bu şirin yerde biz Eylül ayında bunaldık inanın bana.


Restoran ve yeme-içme kısmına ise hiç mi hiç değinmeyelim isterseniz.İnanılmaz pahalı bir yer Side.
Düşünün testi kebabı 76 tl.iskender 26 tl.ve bunlar dört senedir zam konulmayan fiyatlarmış.
Türk müşterinin talebi azmış,turistler ise fiyat bile sormuyorlarmış diyor ayaküstü konuştuğumuz çarşı esnafı.Hatta yerli turisti içeriye buyur ettiklerinde tepki bile alıyorlarmış.Aslında bunun nedenini fiyatlara baktığımızda anlamak çok da zor olmasa gerek.
Yani öyle her keseden insana hitap eden bir yer değil Side.Hatta Burgerking yada Mcdonalds falan bulmak namümkün bir durum.Ama dilerseniz Manavgatın merkezinde birşeyler yiyip Side'ye geri dönerbilirsiniz :)

Ama Side deki Uğur restourantı tavsiye edebilirim.Uğurlu Restourant da olabilir tam çıkaramadım şimdi.En azından lezzete daha uygun fiyatlara ulaşabilirsiniz.


Apollon Tapınağı Side'nin simgesi konumunu taşıyor.Bu nedenle Side'ye giderseniz burada resim çektirmeden ve yine Apollon Tapınağının simgeleyen minik hediyelik eşyalar edinmeden dönmeyin derim.

Kaldığımız otelin merdivenlerinden Apollan tapınağını ve denizi izleyebilme imkanımız vardı.Minik fakat inanılmaz tatlı bir de bahçemiz vardı.Dileyenlere Şato Oteli tavsiye edebilirim.Sıcak samimi ortamı,şirin mi şirin bahçesi ile inanılmaz dinlendirici bir ortamı var.Üstelik merkezde:)



Side’deki antik kalıntılar, sıcak bir iklim, kum,plajlar, şahane alışveriş dükkanları ve modern konaklama tesisleri şehrin çekiciliğini artırmakta.Bu arada side antik  kentine geldiğinizde denize sıfır antik liman caddesinde,deniz manzaralı resturantlarda balık yemeden gitmeyin derim.Tarihin muhteşem dokusu, denize bakan muhteşem manzarasıyla bütünleşiyor. 

İşte Mintiden şimdilik bu kadar.
Sevgiyle kalın...

22 Eylül 2011 Perşembe

Kaş'tan Saklıkent'e ...

Selamlar arkadaşlar,
Tatilimiz dolu dolu geçiyor.tek sıkıntımız zamansızlık.Buralarda saatler öyle hızlı akıyor ki şikayetçiyim.
Nerde akşam orda sabah misali geziyoruz bakalım.Kaş'a uğrayıp şöyle bir geçecektik ki bir bakmışız burada sabahlamışız.Buradan Saklıkent'e geçmeyi planlıyoruz ama planımıza bakmayın siz.Çok güzel gördüğümüz yere aşık olup kalıyoruz işte.Kaş gerçekten panorama zengini,muhteşem bir yer.İlerde ayrıntılı yazarım.Kahvaltı yaparken ancak bu kadar yazabiliyorum...Resimler ve ayrıntılar ilerleyen zamanlarda.
Kalın sağlıcakla...
Mintiden Sevgiler...

18 Eylül 2011 Pazar

Side-Fethiye-Köyceğiz...Sevdiceğimle Tatildeyiz...


Selamlar herkese...
Minti nihayet tatil yollarında.
Pek gecikmiş bir tatil oldu ancak çok da güzel bir zamana denk geldi.Kalabalık çekildi,aşırı sıcaklar gitti ve sezon fiyatları indi...
Önceleri eylül sonuna kalmış olmak sıksa da canımı şimdilerde çok hoşuma gidiyor.Zira biz öyle güneşlerde boyluboyunca uzanıp gününü güneş altında kendini yakarak heba edenlerden değiliz.Kısa süreli kumda serilmek olabilir,ancak kıymetli zamanımı orada heba edemem açıkçası.Tabiki o insanlara da saygı duyuyorum lakin gerçekten anlamıyorum.Gezmek dolaşmak,eğlenmek,keşfetmek yeni yerler tanıyıp,yeni heyecanlar yaşamak varken kumda yanmak niye?Neyse vardır bildikleri diyerek bu konudan uzaklaşıyorum.

Evet...
Herşey hazırlandı.Bavullara mayolar,terlikler,şapkalar yerleştirildi.Eksikler gözden ayrı ayrı geçirildi.Tüm detaylar düşünülüp tarafımdan halledildi.Bebeğimin tek başına kocaman bir bavulu oldu:))Atlıycaz arabamıza,canımcım şöförüm:) bizi nereye götürürse oralara doğru gideceğiz bakalım.Hedefimizde Marmaris,Fethiye ve Köyceğiz vardı ilk etapta.Ancak şuanda SİDE'DEYİZ:)Dedim ya!canımız ne tarafa isterse,bu yaz o tarafa yöneleceğiz diye.Sevdiceğim"Side antik kentiyle merhaba diyelim yolculuğumuza"dedi,biz de öyle bir başlangıç yaptık.Ancak yarın nerede olur,neler yaparız inanın bilmiyorum.
Herşeyi oluruna bırakıyorum.
Önemli olan zaman-mekan değil,sevdiğinle beraber olmak değil mi?
Beni en çok mutlu edecek olan şey de bu zaten.
Yeni ve farklı yerleri sevdiceğimle birlikte görecek olmam.Yoksa tek başıma dünyayı turlasam-yeni bir kıta keşfetsem dahi umrumda olmaz sanırım:))
 Evet...Şimdilik Minti'den bu kadar,Side Antik Kentine ve Side'ye ait görüntüleri ancak Ankara dönüşü ekleyebilirim sanırım.Ve bir hafta sürecek olan yolculuğumuzdan arta kalanları:))....
Ancak bu posttaki resimler de Minti'nin objektiflerine ait, söyleyeyim...
Kendinize iyi bakın...
Sevgilerimle...

15 Eylül 2011 Perşembe

Eskişehir Gezimiz


Selamlar yeniden...
Görüşmeyeli çok oldu değil mi?Bu aralar nöbetleri arka arkaya aldım sanırım.Bol bol çalışıyorum.Nöbet çıkışlarında da bebeğimden uzakta geçirdiğim zamanın öcünü alırcasına onunla zaman geçirerek bu açığı kapatmaya çalışıyorum.Dün mesela Ümitköydeki arkadaşıma(oğlu,oğlumun sütkardeşi bu arada:)gezmeye gittik oğlumla.Gün boyu sütkardeşi ve ilk arkadaşı olan Poyraz'la inanılmaz keyifli zaman geçirdi bebeğim.Hatta uyumak bile istemedi Poyraz'dan ayrılacak diye o kadar yani:)Onu mutlu görmek tüm yorgunluğu aldı inanın bana:))

Neyse gelelim asıl konumuz olan Eskişehir gezimize...
Evet  resimde gördüğünüz yer Eskişehir...
Venedik değil...
Bu arada beni tanıyanlar Venedik'e olan aşkımı bilir.En çok görmek istediğim yerlerden biridir,hatta başında gelir.
Dünya gözüyle bir kez,görmek istediğim yerdir Venedik.Eh Venedik'e gidemedim ama Eskişehir de bu keyfi azıcıkta olsa yaşama fırsatı buldum.İnanılmaz hoş bir şehir.Görsel olarak şahane.Ulaşım mükemmel...Sanırım saymaya başlasam bitiremem o kadar...


Bayram tatilimizin sonuna doğru bir anda eşimin teklifiyle başladı,hep gitmek istediğim Eskişehir gezimiz.Cuma akşamı hazırlıklara başlayıp cumartesi sabahı arabamızla düştük yola.Eskişehir güzergahında keşfettiğimiz,inanılmaz hoş bir piknik ve mangal alanı olan Bademlik'te mola verdik.Ellerimizle hazırladığımız kahvaltılıklarımız ve çift termosla yanımıza aldığımız çayımızla şahane bir kahvaltı yaptık.Eşim kahvaltımızı hazırlarken,oğlumla inanılmaz keyifli dakikalar yaşadık.Kahvaltı sonrası yola devam kararının ardından toparlandık ve minik dinlencemize son verdik.



Eskişehir'de ilk durağımız Kentpark oldu.Güzel düzenlenmiş bir park.Ama Eskişehir'in inanılmaz sıcağı,parkı doyasıya gezmemize engel oldu.Kendimizi kapalı bir mekana atma gereği hissettiğimizden,Haller Gençlik Merkezine doğru yola koyulduk.


Şehir merkezinde olan Gençlik Merkezine,Eskişehir'e has olan Esbotla gitmeye karar verdik.
Bol müzikli,eğlenceli,alkışlı,oyunlu,Porsuk çayı üzerindeki yolculuğumuz  yaklaşık 15 dakika sürdü.Suda kocaman kocaman balıklar vardı renkli renkli.Hımm!esbotu yüzerek geçeceğine inanan sevimli bir köpeğin yüzme macerasına tanık olduk.Ben bu kadar hırslı köpek görmedim.Yol boyu gah yüzdü,gah karaya çıkıp koştu,köprü atladı,trafik ışığı geçti lakin peşimizi bırakmadı:))Çok güldürdü bizi çoook:)))

Gördüğümüz balıklar...
İnsanlar kıyıda elleriyle besliyor bu balıkları.Ben de bebeğimle tanıştırıverdim hemencecik:)


Esbottan tam bu noktada inip yürüyüşümüze devam ettik.Dilerseniz yine bu noktadan gondollara atlayıp en fazla 4 kişilik olan gondol sefasına çıkabiliyorsunuz.


Bu şehirde ulaşım sorunu yok.Esbotla gidebilir,tramvayı kullanabilir otobüs yada minibüsle gidebilirsiniz gitmek istediğiniz yere.Yine sırf değişik bir yolculuk olsun istiyorsanız,kiraladığınız bir gondola binebilir yada faytonla şehir turu yapabilirsiniz.


Yemek molasında Eskişehir'e özgü çiğbörek keyfi yaşayabilirsiniz.Papağan'da yemenizi öneriyorum.Göbeteyi tatmak istedim lakin hiç rastlamadım.Hala merak ediyorum açıkçası Eskişehir Göbetesini.
Bir başka sefere gittiğimde muhakkak tatmak istiyorum.Yine balaban kebabını da deneyebilirsiniz.Ben cesaret edemedim beğenmezsem diye ama sizlere seçenek olsun diye yazayım istedim.Bence yeme-içme işleri de oldukça hesaplı.Ankaradan sonra çok uygun geldi bize bu şehir:)Bir de pahalı şehir derler Eskişehir için.Gerçi kiraların yüksek olduğunu duymuştum...


Şehir merkezi çiçeklerle bezeli.Bol bol bebeğimin resmini çektim durdum.Miniğim,çevresi çiçeklerle sarılı minik havuzlarda bıcı bıcı keyfi yapmak istedi kendince,zor ikna ettim:))atıcak kendini havuza su canavarım benim:)))



Eshişehir de bolca göreceğiniz bronz renkli heykellerden biri.Parklarda sokaklarda bolca var.




Eğer vaktiniz çoksa,yada alışveriş canavarlığınızı burada da sürdürmek isterseniz Esparkta gezebilirsiniz.Sanırım Eskişehir'in en büyük alışveriş merkezi Espark.Benim çok bi ilgimi çekmedi.Ben küçük şehirlerde büyük alışveriş mrkezlerine ilginin daha az olabileceğini düşünüyordum,Eskişehirde yanıldığımı farkettim.Tıka basa insan doluydu alışveriş merkezi.


Gezilebilecek,ancak gezincede bir çırpıda bitirilebilecek inanılmaz otantik bir yer,Haller gençlik Merkezi.
 Eski bir hanı restore etmişler gibi geldi bana.İçinde ıncığıboncuğu-takısı-tokası minik minik dükkanlardan oluşan bir dolu hediyelik eşya alabileceğiniz yerleri mevcut.Halin bir kapısından girip diğerinden çıkabiliyorsunuz.Görülmesi gereken yerlerden biri.Ama ben çok daha büyük bir yer bekliyordum.Öyle gözünüzde çok büyütmeyin derim.Bir solukta gezebileceğiniz hoş bi mekan...


Ve Eskişehir de trafiğin yükünü inanılmaz azaltan tramvaylar.Birçok güzergah mevcut.Ankaradaki ulaşım fiyatlarıyla kıyaslarsak da inanılmaz ucuz.

 Gittik,gezdik,gördük...
Ben Eskişehiri beğendim açıkçası.
Uzun süre yaşarsam sıkılır mıyım? kestirmesi güç ama bana Ankara'dan daha fazla yaşanabilir bir şehir gibi geldi.
Hemen belirteyim ki;her ne kadar Ankara'nın boğucu kalabalığından ve koşuşturmalı günlük yaşantısından yorulmuş olsam da Ankara'nın benim için yeri ayrı.Burası bana;sevdiğim insanı,biricik oğluşumu,sevdiğim mesleği icra etme imkanını,huzuru,mutluluğu verdi.Birgün buradan gitsem dahi Ankara benim için hep özel kalacak belirteyim.

İşte böyle...
Ve burada Eskişehir gezi notlarıma son veriyorum...

Herşeyin gönlünüzce olmasını diliyorum...
SEVGİLERİMLE...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...