29 Mart 2015 Pazar

Kunta Kinte /Islak Kek


Selamlar herkese...
Bayıldığım lezzetlerdendir ıslak kek...
İşte tarifi...


MALZEMELER
3 ADET YUMURTA
2 SU BARDAĞI SÜT
1,5 SU BARDAĞI ŞEKER
1 SU BARDAĞI DÖVÜLMÜŞ CEVİZ
125 GRAM MARGARİN
1çay bardağı sıvıyağ
2PAKET KABARTMA TOZU
4 YEMEK KAŞIĞI KAKAO
ALDIĞI KADAR UN
1paket vanilya

Yapılışı:
1-Yumurtalar le şeker bembeyaz oluncaya kadar köpürtülerek çırpılır.
üzerine süt,yağ kakao ilave edilir ve çırpılır.

2-Bu karışımdan 2 su bardağı kadar kenara ayrılır.

3-Geri kalan kısıma son olarak un,k.tozu ve vanilya elenerek ilave edilir.kaşıkla karıştırılır.tepsiye dökülür.

4-180 C lik fırında 10 dakika tutulduktan sonra ısı 160 C ye düşürülür.ilk 20 dakika kesinlikle fırın açılmaz.yaklaşık toplam 30-40 dakikada pişen kekin ilk sıcağı gittikten sonra ayırdığımız sos üzerine dökülür.Dökmeden önce çatalla bir kaç yerinden keki delerseniz sosu çok daha iyi çekecektir.

Üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...


8 Mart 2015 Pazar

Berkay 4 Yaşında... Angry Birds Yaşpasta ve Mikifare Butik Kurabiye...



Gecikmiş bir sofra gecikmiş bir paylaşım yine huzurlarınızda...
Ama yine de paylaşayım da benim dünyamda yer alsın istedim işte...

Bebeğimin 4.yaş günü sofra ve konseptini bu şekilde hazırlamıştım.Üstelik pasta tasarım ve yapımı da yine bana aitti.Ancak bu oğlum için yaptığım son şeker hamurlu pasta olacak sanırım.Çünkü küçük beyimiz artık şeker hamurlu pasta istemiyomuş.Öyle söylediler kendileri.Ehh napalım biz de daha farklı süslemeler yaparız artık...


Butik pastaya sardığım bir dönemdi sanırım.Kurabiyeleri de tek tek kendim hazırladım.Butik pastacilik zor değil belki ancak gerçekten emek isteyen bir uğraş.Tek tek üzerinde çalışıyorsunuz kurabiyelerin.Sabır işi anlayacağınız...Ben oğlum için yapıp ortaya güzel bir görüntü çıkardım ancak para için bu işle uğraşabilir miyim?
Cevap:Bilmiyorum... :)

 

Berkay'ım Angry Birds ve Miki mause çizgi filmlerini çok sevdiği için ikisinin karışımı olsun istedim.Beyimiz mutlu olsun istedim.Ve bu iş için gerçekten uğraştım.Malzeme siparişi,hamur renginin seçimi,şekillere ve konsepte karar vermek.Ve sonrasında kolları sıvayıp bu cicişleri ortaya çıkarmak...Lütfen gerisini siz düşünün.


Önemli olan minik bebeğimin mutlu olması...Çok şükür mutlu olduğu,mutlu olduğumuz bir akşamdı.Şişirilemeden patlayan balonlar,şşirilen ancak şekil verip isim yazma işindeki beceriksizliğimiz,balon şişirme pompası arayışlarımız,maytapla örtümüzü delişimiz :))) herşeye rağmen dediğim gibi yüzlerde tebessüm bırakan bir anı daha Elhamdüllillah...
İnşallah daha sağlıklı sıhhatli nice yaşları olur kuzumun...
Rabbim hayırlı bir ömür yazsın canımın yarısı evladıma...


ÖMÜR BİR LAHZA...
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ MİSALİ...
Rabbim ömrün de ölümün de en hayırlısını versin inşallah.Dünyaya geliş gayemizi unutturacak kadar dünya malı vermesin.Sahip olduğumuz malın da hayırlı olanını nasip etsin...Gerçek dünyayı güzelleştirecek ameller işlemeyi nasip etsin inşallah...Ve bizlere de evladımıza da hayırlı bir ömür nasip etsin...
AMİN...

16 Şubat 2015 Pazartesi

Renkli Patates Salatası


Herkese renkli bir hafta diliyorum...
Sevgililer gününü geride bıraktık...Sevdiğimiz insanın bir nefes kadar yakınımızda olmasından daha güzel bir hediye yok bana göre.Eğer sevdiğiniz yanınızda yakınınızda ise,her sabah onunla uyanıp huzurlu bir birliktelik yaşıyorsanız,minik sürprizler yılın tek bir günü değil günlerine yayılmış ise onu gördüğünüzde kalbiniz hala ilk günkü gibi hızlanıyorsa sanırım sevgililer gününde hediyeye ihtiyacı olmayanlardansınız....Benim için 14 şubat sevgililer günü olduğu için değil,evlenme teklifi aldığım gün olduğu için değerli...
Eğer seviyorsanız hergününüz sevgililer günü demektir.Sevgi yok ise bu güne özel sırf bu gün böyle bir gün olduğu için hediye almak çok saçma geliyor bana...
Neyse yine çenem düştü benim...

Geçtiğimiz hafta benim canım tonton dedem anjiyo geçirdi.Allahım nefes aldığı müddetçe ağrı sızı vermesin canımın içine.Çok seviyorum dedemi.Herkesin dedesi kıymetlidir elbette ama benimki de benim kıymetlim.Aynı duamı anneannem ve babaannem için de ediyorum.Onlar çocukluğumun en masum yanları...Onlar benim biriciklerim.Allahım hiiiç sızı vermesin.Hiç biryerciklerine hiç ağrı değmesin inşallah.Rabbim sağlıklı ömür nasip etsin ve üçüne de oğlum kızım dedirtmesin.Hep dualarımdasınız canlarım..

Patates salatası benim yemeye doyamadığım asla dayanamadığım lezzetlerden biridir...
Patatesin her halini ayrı severim.Normal patates salatasını sık yaparım.Ama oğlumun doğumgününde masayı renklendirmek için patatesin bu renkli haline yer vermiştim soframda.
Sizler de deneyebilirsiniz.İsterseniz değişik kalıplarla değişik şekiller de verebilirsiniz...

YAPILIŞI:

1-Patatesi haşlayıp soyunuz...Üç ayrı kaba bölüp çatalla iyice eziniz.(Ben aynı kapta her birini sırayla yapıp kalıba koydum.Çok bulaşık çıkmasın diyenlerdenseniz benim gibi yapabilirsiniz.)

2-Sarılı turunculu bir renk elde etmek için havuçları tavaya rendeleyip minicik su ilavesiyle pişiriniz.Yumuşadıktan sonra dilerseniz 1 kaşık sıvıyağ koyarak lezzetlendirebilirsiniz.Altını kapatıp soğuduktan sonra patateslere ekleyip tuz ilave ederek iyice yoğurup kalıbın en altına yerleştiriniz.

3-Mor renk elde etmek için mor lahanayı minicik doğrayıp yada rendeleyip tuz ve limonla iyice ovarak rengini salmasını sağlayınız.Sonrasında yine patatesle buluşturup iyice yoğurunuz ve ikinci katı oluşturması için kalıba serip yerleştiriniz.

4-Yeşil renk elde etmek için istediğiniz yeşillikleri minik minik doğrayınız.Ben yeşil soğan,maydonoz ve dereotu koydum.Doğradığınız yeşillikleri tuz ve limon ilavesiyle patateslerle buluşturarak iyice karıştırınız.Ve son tabakayı elde ediniz.Bu şekilde yarım saat kadar ağzını streçle kapatıp dolapta bekletiniz.

5-Kalıbı ters çevirip dilediğiniz şekilde süsleyerek servis yapınız.Dilimleyerek misafirlerinizi renk şölenine davet ediniz.Dilerseniz dilimledikten sonra üzerine sarımsaklı mayonezli yoğurt gezdirip lezzetini iki katına çıkarabilirsiniz...

AFİYET OLSUN....


Ayrıntısı tamamen size ve damak zevkinize kalmış diyorum.Ben patates salatasının her türlüsünü seviyorum...

Sevdiklerinize hep yakın olabilmeniz dileğiyle...

mintiden sevgiler

17 Ocak 2015 Cumartesi

Çardak Kebabı

Herkese merhabaa
Ayri kaldigimiz bu sure zarfinda oglumla birlikte kisa bi Antalya kacamagi yaptik babamiz da hazir oradayken kisa sureli bi gezi yapalim istedik.

Akabinde de üç gün kadar Gaziantep yolunu gozledik.10-15 cm lik kar yağışından dolayı pek gezememiş ve pek resim çekememiş malesef :( Olsun ailece gezmek için bahanemiz oldu işte.Gidip,gezip,bol bol resim çekeriz insallah
.....
Neyse efendim asıl konumuza gelelim.İşte durumlar bizde bundan ibaret.Geçen haftanın özeti postunu yapsam daha iyi olacak sanırım.Ama fotoğrafların her biri bi yerde olduğundan, toparlayamıyorum.Kimi tlf.larımızda, kimi fotoğraf makinasında falan işte... İnşallah finallerden sonra o işle ilgileneceğim diyorum ve lezzetime geçiyorum...

Aslında bu tarifi ilk olarak hastanemizin yemekhanesinde tatmıştım.Çoook beğenince neden evde de yapmayayım dedim.Biraz internet araştırmasının sonunda gözüme kestirdiğim bi kaç tarifi birleştirerek lezzetimi sona erdirebildim.Oldu mu? Oldu...
Ama arada bir yapılabilecek bir lezzet olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.Ağır ve bol kalorili ve doğal olarakta çok lezzetli... :)
 

Yaparken, hangi yemek sitelerine baktığımı bir türlü hatırlayamadım.Hatta gerçekten şuan nasıl yaptığımı bile tam olarak hatırlayamıyorum.Bu nedenle siz bu tarifi yapmadan önce Çardak kebabını yapan başka yemek sayfalarına da göz gezdirin olur mu?Beni bilirsiniz.Yalan dolan yok.Ne ise o.Napiyim çok iyi hatırlıyorum dersem,tarifi %100 budur dersem sizleri yanıltmış olabilirim.O yüzden lütfen bu uyarımı dikkate alınız.
Ayrıca normalde Çardak kebabı küçük doğranmış parça etlerle yapılır.Ben ise kıymayı tercih ettim.Bir çok yemek sayfası yaptığı çardak kebaplarını fırında pişirip öyle servis yapmış Ama ben az yağda ,tavada kızarttım.Ben yufka ile yaptım,tarifi kreple deneyenler var.Bu farklılıkları en başından ben yazayım size. 
Siz benim tarifime bakın bi.Sonra da diğer tariflerle kıyaslayıp kafanıza göre kendi tarifinizi yapın olur mu?

 Malzemeler:
3 adet yufka
300 gr. kıyma
yoğurt
konserve garnitur
tuz
salça
pulbiber
tereyağı
sıvıyağ
2-3 diş sarımsak
1adet soğan
Karabiber
 

1-Öncelikle kıymanızı, suyunu salıp tekrar çekene kadar tavanızda pişiriniz.Suyunu çekmeye başladığı an sıvıyağını (göz kararı koyuyorum ben,ne bileyim 2-3 yemek kaşığı mesela) ve ince ince doğadığınız kurusoğanları ilave ederek kavurmaya başlayınız.

2-Soğanlarınız ölmeye başladığında konserve garnitürünüzü sudan geçirip süzdükten sonra ilave ediniz ve yaklaşık 5-10 dakika daha kavurmaya -pişirmeye devam ediniz.

3-Üzerine pulbiber karabiber ve tuzunuzdan damak zevkinize göre atınız.Çok az belki 1 yemek kaşığından bile az salçanızı ilave ederek iyice kavurunuz ve altını kapatınız.

4-Diğer yandan yufkanızı 4e bölerek soğuyan içinizden bolca koyarak sarınız.Yufkanın geniş kısmına koyup kenarlarını içe katlayarak sarıp uç kısmını suyla ıslatarak yapıştırınız.Tavanın dibine koyduğunuz sıvıyağı ısıttıktan sonra sardığınız börekleri bu yağda her yerini kızartınız.Çok pembe ve çok kızarık olmamalı.Hafif sararıp pembeleşmesi yeter.Havlu kağıdına alarak yağından biraz uzaklaştırabilirsiniz.

5-Ardından servis tabağına alınız.Üzerine,soyup dövdüğünüz sarımsak ve az tuzla hazırladığınız yoğurdu gezdiriniz.

6-Üzeri için tereyağında salçanızı eritiniz.Kokusu çıkana kadar karıştırınız.Üzerine çok az pul biber ve nane atarak azıcık su ile sosunuzu inceltiniz.Bir süre daha ocakta tutttuktan sonra alınız.

7- Servis tabağına aldığınız ve üzerine yoğurt döktüğünüz böreklerin üzerine hazırladığınız sostan gezdiriniz ve sıcak servis yapınız.
AFİYET OLSUN....
:)

9 Ocak 2015 Cuma

Gülümse Hayata...


Sahip olduğumuz en  büyük varlık, içimizdeki mutluluk şüphesiz.
"Mutlu insan dünyanın en zenginidir" gözüyle bakıyorum hayata.
Ve kendimi zengin görüyorum :)
 Öyle olabilmek adına çaba göstermeli diye düşünüyorum.
 Günün yorucu meşgaleleri arasında,dünyadaki asıl varoluş amacı unutulmamalı,küçük şeyler için kırmamalı insan en sevdiğini diyorum...
Soruyorum;gama,kedere,derde,tasaya yer verecek kadar,uzun mu hayat???
Küsmeye,üzülmeye,üzmeye var mı zamanınız??
Hanginiz sevdiğinize canı gönülden "Seni seviyorum"dedi?Diyebildi???
Kim en sevdiğine,sımsıkı sarılabildi.
Söylenmemiş ne çok söz var kimbilir içimizde.Söyleyemediğimiz ne çok bitmemiş cümle?
Haydi öyleyse neyi bekliyoruz ki söylememek adına!!
Hayat sevdiklerimizi bizden çalmadan,cümlelerimiz yarım kalmadan sarılalım hayata..

Sarılalım hayata sımsıkı,ve geçen zamana inat bir kere daha söyleyelim,en sevdiğimize sevdiğimizi.
Geç olmadan,yarım kalmadan
seni seviyorum
diyebilelim.

Seni seviyorum anne,baba,kardeş...Seni seviyorum dost,arkadaş,eş...
Seni seviyorum Ya Rab.Enn çook Seni Seviyorum...
Seviyorum seni;içimi ısıtan güneş ve sevdiklerimin kokusunu yüzümde hissettiren rüzgar...
Seni seviyorum ;beni üşüttüğün için kış,üşütüp de sevdiceğime sokulmamı sağladığın için... 
Seviyorum seni ağaç,sana uzanan ellere inat,en derine sal diye köklerini ...
Seni BİLE seviyorum  kötülük yapan insan;iyiliğin kıymetini bilmemi sağladığın için...Ve seni seviyorum ki sevgimle erisin içindeki kötülük...
Seni de seviyorum eyy! affetmeyi bilmeyen insan,semgimle sana affetmeyi öğretebilmek için.Allahın seni affetmesi için seviyorum seni...
...
 Seni seviyorum bebeğim,içimde büyüt diye düşlerini...
 Ve ve ve...
Seni seviyorum hayat;hala nefes alabiliyor,sevdiklerime "seni seviyorum" diyebildiğim için...


Haydi sende,karartma düşlerini,uzat en sevdiğine ellerini...
Mutlu olabilmenin yollarını karşındakinden beklemeden sen ara bu defa...
Kabahatli olmasan bile özrü sen dile.
Yüzünde tebessüm oluşturacak ne varsa onu,sen yap bu vakit...
Kimseden beklemeden,kimseden istemeden,tam da istediğin gibi,yapmak istediğin şeyi ;SEN YAP...
En güzeli;
EN İÇTEN HALİNLE GÜLÜMSE HAYATA ...
Yaratılan güzellikleri gör,yaratılanı YARADANdan dolayı hoşgör...
...
Yaşanacak kaç mevsim var kimbilebilir Rahmandan gayrı?
Kaç gün kaç saat???
İşte bu nedenle severek ve şükrederek yaşamalı hayatı.
Sev ki...sevebil ki...hayat da,seninle güzelleşsin...
Sevgi dolu bir yürek,,,sevgi dolu bir yuva...sevgi dolu bir hayat diliyorum tüm gönüllere...
"minty"

28 Aralık 2014 Pazar

Yusuf Yüzlü Miniğim...


"Ahh çocukkkkkkk !! Canımın canıyla sohbete dalarken mescidin içinde, bilezik diye adlandırdığı tesbihleri kırmızı halının üzerinde dans ettiriyordu...Sohbetimizi bölüp, arkadaşımın yüzüne bakma eylemimi sonlandırıp koşma hızını ayarlayamayan gözlerim onunla buluştu .. Durduk bir süre .. Sadece baktık .. baktık .. baktık .. Yanına gittim..Bilezikleriyle oynadığı zamanki hızından olsa gerek, yüzüne bakmak nasip olmamıştı .. Bana bakmasını istedim anlık bir iç sesle .. Baktı .. Baktı .. Baktı .. Ahhhhhhh Yusuff... ahhhhh Yusufffff diye haykırdı bağrım.... Sarıldım, kokusunu üzerime sürdüm..Kitap okudum dinledi , mescidin içinde deliler gibi koştum onunla eğlendi, eğlendik... Avcunu açtı, dualar ettik .. kevser suresini okudu bana .. Nas, Subhaneke ... Ahhhh dedirtti ahhhh ... içimdeki erkek evlat isteme arzusunu doruklara çıkardı bu çocuk ... sonra annesi geldi yanımıza tebessüm ederek .. Çocukla oyunlara dalarken Ankara'da yaşadıklarını  Antalya'ya geldiklerini söyledi annesi.. Oradan bağladık sohbeti. .Yolcuyuz dedi .. Peki siz diye yöneltti soruyu .. Bizde yolcuyuz .../ Derin mi derin sohbet oracıkta filizlenmeye niyetliydi çoktan , tevafuk kardeşliğini yol esnasında yolcularla karşılaşan dolu mu dolu anneyle .. Ve ve ve o çocuk ... Arkadaşımla sohbete devam ederlerken evimden getirdiğim mandalinamı onunla paylaştım.. Sohbetin derinliğini bozmasın diye ... ona kalsa çocuk doğası gereği annesini hep soru yağmuruna tutacak, sohbetin tadına cımbız sokacaktı .. Ama tatlı cımbız.. Biz de mandalina oyunu oynadık meraklı sorularını avutaraktan .. yedi yedik .. Mandalina kabuğunun içine doldurdu çekirdekleri. Ankara'ya götürüp dikecekmiş... Neyse ....o kadarrrr çok anlatılacak şey yarattı ki bana .. Veda zamanı vurmuştu bu yolculara.. Ellerini kocaaaaaamaaan açıp sarıldı bana ... ama nasılll bir sarılma... Allahımmmmmmm... Kokusunu çektimm derin derin ... Son bakışı ve avcunun kenarından kopardığım öpücüğü yetti bana .... Şükür Allahımm... Binnn şükürr.." Ayşegül Güneş"



Diye yazıyordu sayfasında,güzel yüzlü Ayşegül'ümüz,oğlum hakkında...
...Antalya yolculuğunda tanıdık sevdik hemhal olduk kendisiyle...Daha 21 yaşında belki ama yüreği emin olun 21 bin yaşında...Böylesine genç bir yaşta bunca güzel huyu nasıl da toplayıvermiş kendisinde şaşıyorum.Ben 21imdeyken daha uçarıydım diyorum kendi kendime... 
Oğluma sayıyor da sayıyor güzel sözleri ardı ardına..."Maşallah algısı çok açık, maneviyatı yüksek bir çocuk diyor".
"İnşallah" diyorum.

İnşallah, haktan,Hakikatten,Hakkın yolundan hiiiç ayrılmaz diyorum...Elimizden geldiğince haramı helali,hakkı batılı,olmazı OLduranı,öğretmeye çalışıyoruz miniğimize.Biz, haram lokma geçirmeden kursağından büyütmeye çalışıyoruz..Helalden gelen AZ'ın ,haramdan gelecek ÇOK'tan çok daha kıymetli,çok daha bereketli olduğunu nakşetmeye çalışıyoruz benliğine...

Karanın aka karıştığı,helalin haramdan ayrılmakta zorlaştığı ahir zamanda doğru yoldan ayırmasın Yüce Mevlam inşallah küçüğümüzü...Vatanına milletine,anasına babasına,atasına dedesine hayırlı bir evlat olsun dileğim...Yolu Peygamber (sav)in yolu olsun...Herşeyden önce hayırlı bir kul olsun inşallah...

NOT:
Bir tevafuk neticesinde buluşup, hemhal olduğumuz Ayşegül ve Ebru'ya sevgilerimle...
Minty

21 Aralık 2014 Pazar

Yitik bir çocukluk benimkisi...Soluk bir siluet...Yorgun bir yürek...


Resim netten alıntıdır.

Yine efkarlıyım bugün...
Kadere...Kendime...Hayata kırgınım...
Yorgunum...
Çoook yorgunum...
Hani anneler öpünce geçermiş ya tüm acılar,benim de öyle olsun istiyorum.Şefkat dolu bir el gelip saçlarımı okşasın ve geçecek bebeğim,bak ben yanındayım desin istiyorum...Ve maziden kalan tüm sızılarım uçuuup gitsin istiyorum...Yüreğim sızlıyor bilmiyorum,bilemiyorum nedenini.Yaşanmamış çok şey var hayata dair...
Çocukluğa dair...
Hayatın bir noktasında bitkisel hayattaymışım da sadece bedenen yaşamışım gibi geliyor...

Ruhum can çekişiyor çocukluğum gelince aklıma...
Burnumun direği sızlayıveriyor...


İnsan kendi kendisine üzülür mü hiç?
Kendi çocuk halini düşünüp,o, mini mini ama naçar,ama babasız, ama yapayalnız kıza ağlar mı?? Ağlıyorum işte!!
Sarıp sarmalayacak bir sıcaklık arayan o,minicik kıza ağlıyor şuan yüreğim!!...
Şefkat arayan...Sıcak bir tebessüme muhtaç olan....Kendisini sevsinler diye,o minicik bedeniyle bir ömür çırpınan küçük kıza...
Geçmişteki yalnızlığa mı ağlıyorum??Şuan sahip olduğum mutluluğa mı bilmiyorum??... Bizi böylesine sarıp sarmalayan bir babamızın olması mı babasızlığımı çağrıştırıyor?
Bilemiyorum...


Karşılıksız sevgi var mıdır.?
Vermeden alır mısın hayatta?...
Beni benden bile daha çok seven olmuş mudur çocukluğumda...??
Cevabı bilinmeyen sorularla,sorgulamalarla dolu hayat...

Yitik bir çocukluk benimkisi...
Soluk bir siluet...
Yorgun bir yürek...

Doldurulamayan bir yalnızlık gerisi...
...
Sanki hiç yaşamamışım gibi...
Kırgınım hayata...Maziye...Çocukluğa...
Yitiğim...
Hiçim adeta...
                                                                                                                  " Minty"



*******************************************************************************
Sıcacık yuvamda,en mutlu olduğum anda kalemime hücum etti kelimeler...
Alıkoyamadım yazmaktan kendimi...
İnsan,en büyük yalnızlıkları kalabalıklarda,
En büyük acıları en mutlu olduğu anlarda hisseder.@a

Oğlumun başını sevgiyle okşarken babası,
Ocakta çayımızın fokurdaması, 
Fırından çıkan kekin kokusu,
Yavrumuzun mutlulukla şakıması.............

Evi ev yapan,
insanı mutlu kılan herşeye sahipken,
sıcacık yuvamda böylesine mutluyken,
içimde çırpınan çocuktan,bugünüme sızan 
sessiz bir haykırıştı bu belkide......

(Pazar akşamı ailece,gelecek misafirlerimizi beklerken yazılan bir yazı...)

16 Aralık 2014 Salı

Kuru Domatesli Poğaça / Kuru Domatesli Çörekotlu Ekmek


Selamlar benden,
Çok sık yazamıyorum ama elimi de bloğumdan çekmek istemiyorum açıkçası...Zamanın yetmeyişinden şikayetçiyim her zamanki gibi...Diğer taraftan da Allahım sağlık sıhhat versin de ben de bu tatlı telaşeler peşinde koşaym diyorum...

Ekim ayının 15inde annem kalp rahatsızlığı geçirmişti.Apar topar memleketime gitmiş annemi görmüştüm kısa süreliğine de olsa...Anjiyo yapılmıştı 6 damarına birden.Kıyamam hiç.Ben telaşlanmayayım diye haber bile vermemiş.Sonradan kuziş sayesinde öğrenip,düşmüştüm oğlumla yollara...Şimdilerde çok iyi çok şükür.Bu ayın başında da Aysel annem bel fıtığı ameliyatı oldu.Elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık.Eşimin memleketine gitmek üzere çıktık bu kez yola...Açık ameliyat oldu Allahtan ameliyatı çok iyi geçti.Ve şuan günlük yaşantısına başladı bile.Her iki anneciğime de acil şifalar diliyorum.En büyük yaşadıkları sıkıntı bu olsun inşallah diyorum...


İşte bu nedenledir ki herşeyin başı sağlık diyorum.Allahım herşeyden önce sevdiklerimize,biriciklerimize sağlık sıhhat versin inşallah...
Bu lezzeti daha önce yapmıştım tarifini görmek için buraya tıklayabilirsiniz...

Çok lezzetli bir ekmek.Ben bu defa poğaça büyüklüğünde yapıp dilimledim.Daha da güzel oldu.Bence siz de deneyecekseniz ekmek şeklinde değil de, biraz daha küçük boyutlarda yaparak denemelisiniz....İçi çok daha güzel pişecektir böylece...

İsmini kendiniz belirleyin.
ister ekmek deyin ister poğaça..Paşa gönlünüze kalmış...Ama deneyin mutlaka...Diğerindekinden farklı olarak maydonoz ve çok sarımsak koymadım.1diş yetti.Lezzeti kuru  domatesinde gizli...
Tarifini isteyenler tıklasın...

Şimdiden afiyet olsun...Bu arada biraz kırgınlık var.Grip olmak üzereyim ama elimden geldiğince mücadele ediyorum.Tam grip olmadan ayakta atlatacağım inşallah...

Hatamı biliyorum: :)ıslak kafayla evde gezinip durmak!!
Grip mücadelem:meyve meyve meyve...

Meyve yemeyen ben nasıl meyveci oldum bilseniz...:)Sabah 1 portakal,yarım nar sıkıp içtim.Gün boyu limon ve mandalina.akşam eşim sağaolsun bana yine portakal nar karışımı sıkıp içirdi...Binbir emek nar ayıkladı onu da yediiiim...Ohh mikroplar korksun asıl.Kış çayı takviyem ılık su takviyem ballı zencefil karışımım da cabası...
Korkutamaz mikroplar...Mikroplara hücuuuum diyor,mücadeleye devam ediyorm.

Aman sıkı giyinin bu havalarda...Üşütmeyin sizler de...
Sevdiklerinize ve elbette kendinize çooook iyi bakın...
Allaha emanet kalın...

mintiden sevgiler

30 Kasım 2014 Pazar

Çocuklarda Çizgi Çalışmasının Önemi Ve Rakam Yazma Eğitimi




 Herkese selamlar
Çocuklarımız okul öncesi dönemde bizim işlediğimiz, yönlendirdiğimiz ,şekillendirdiğimiz hamurlardır...
Ben böyle düşünüyorum en azından...
Bizler nasıl şekillendirirsek onlar o yönde şekillere bürünmekteler...Ben de eğitimcilerin büyük çoğunluğunun düşündüğü gibi 0-6 yaş yaş sonrasının,eğitim için geç bir süreç olduğunu düşünüyorum.Çocuklarımız bu yaş aralığında bilgiye eğitilmeye yoğurulmaya inanılmaz müsait oluyorlar.0-6 yaş aralığında insan beyninin tam kapasite ile çalıştığı unutulmamalıdır.Ve bu süreçte anne-babalar çocuklarının anlayamayacağını, öğrenemeyeceğini yada onlar için henüz erken olduğunu düşünmemelidir.

Sevgi en büyük öğretme aracıdır...Gözlerle iletişime geçilerek başlanılmalı ilk eğitime...Onlara masal tadında anlatılmalı öğretmek istenilen şeyler...

Ben,bebeğimle bu yönde bir iletişim ve etkileşim gerçekleştirdim...
En minik aylarından başlayarak ona dış dünyayı tanıtmayı amaçladım...Başını tutmakta zorlandığı anlarda bile ben onunla sözsel ve tensel iletişimdeydim zaten.Karnımda dahi konuşuyordum onunla.Çocuklarınızla konuşun.Onlara anlatın dünyayı.Kimi zaman masal tadında, kimi zaman ninni ymuşaklığında, kimi zaman öğretmen edasında...

Çocuklarınız sizi anlayacaktır emin olun.

Oğlumu rakamlarla 1 yaş civarı tanıştıran bir anneyim ben.Kendi yaptığım kartlarla,zamana yayarak oyunla beraber öğrettim rakamları ilk...O da inanılmaz meraklıydı zaten.Rakamların kendilerinden çok kavramsal anlatmaya çalıştım ona.
Yani 2 rakamını görsel olarak öğretmekle kalmayıp 2elma/3 top vs. şeklinde de öğretmeye çalıştım.Çok erken yaşta tanıdı rakamları ve öğrendi hiç zorlanmadan.Sonrasında aldığı kreş eğitiminden dolayı üstünde durmadım.
Yaptığım en büyük yanlış 3-4 yaş aralığında bebeğime çizgi çalışması yaptırmamam oldu.Bu eksikliğin bizde bir eksiklik olduğunu özel okulumuza gittiğimizde farkedebildim ancak.Meğer özel eğitim alan 3-4 yaş çocukları kalem tutmayı çizgi çalışması yapmayı rakam yazmayı yavaş yavaş öğreniyormuş.Kurum kreşimizde bu tarz bir eğitim yada yönlendirme olmadığından dolayı oğlum yeni okulunda birazcık zorlandı.Öğretmeninin gayreti ve kendisinin azmiyle üstesinden geldik bu sıkıntının.

Bu süreçte biraz yoruldu,akranlarına yetişemediği için biraz üzüldü.Ama en nihayetinde yetişti elbette.Şuan 20ye kadar tüm rakamları yazabiliyor.5 rakamının ayna görüntüsünü kullanıp,3 rakamını hala düzgün yazamasa da iyiyiz şimdilerde.Daha iyiyiz... 

Anlayacağınız çocuklarınıza minik motor kaslarını kullanabilmesi ve bu kasları daha iyi kontrol edebilmesi için lütfen erken yaşlarda çizgi çalışması yaptırınız...Özel okulun 3yaş,4 yaş,ve 5 yaş sınıflarında çizgi çalışmasıyla minik motor kaslarını geiştiren çocuklar 6yaş sınıfında öğretmeninin yazmasını istediği rakamları,hiç zorlanmadan yazabiliyor.Oğlum en başından beri özel okula gitmediği için bu aşamaları atlamak ve direk sonuca varmak zorunda kaldı.Bu nedenle de zorlandı.Bu süreçte ona yardımcı olabilmek amacıyla çok araştırma yaptım,çizgi çalışması çıktıları alıp küçük kaslarını kontrol edebilmeyi evde öğrettim.Eğer daha bilinçli olsaydım bu öğrenme sürecini daha geniş aralığa yayarak bıktırmadan zorlamadan öğrenmesini sağlayabilirdim.Dar aralıkta öğrenmeye sıkıştırarak akranlarından geride kalmasını önlemiş oldum sadece...

Bu nedenle anneleri bilinçlendirmek için "Çocuklarda Çizgi Çalışmasının Önemi Ve Rakam Yazma Eğitimi" yazımı hazırladım.Umarım annelere faydalı olabilmişimdir...

Yukarıda yazdıklarım;tamamen şahsi fikirlerim ve edindiğim tecrübelerden ibarettir.Mutlak doğruluğu içermeyebilir, edinilmiş tecrübelere dayanmaktadır....

Aşağıda da internetten sizler için araştırdığım bilgiyi paylaşmak istiyorum...
Çocuklarınıza rakam eğitimini verirken sizlere yardımcı olacağına inandığım bilgiler aşağıdaki gibidir...
Bilgilerinize arzolunur...
Sevgiler....
Minty


Rakamları Yazma“0,1,2,3,4,5,6,7,8,9” ile yazılan semboller ”rakamlar” olarak isimlendirilir (Kennedy ve Tipps 1997).
Rakamları tanıma ve yazma birbirinden farklı becerilerdir. Bir rakamı yazmadaki beceriksizlik, matematik başarısındaki becerisizlikle karıştırılmamalıdır. Bir rakamı güzel yazma, problem çözmek için o rakamı kullanma ile aynı anlama gelmemektedir (Burton 1985, Hatfield ve ark. 1997).
Rakamları doğru olarak yazma ancak birinci sınıfta üstesinden gelinebilecek bir beceridir. Çocukların yazma becerilerini geliştirmek için okul öncesi dönemde bol miktarda rakam yazma çalışmalarına yer verilmelidir. Ancak öğretmen rakam yazma çalışmaları için kağıt kalemle rakam yazma çalışmalarından daha çok diğer rakam yazma çalışmalarına yer vermelidir. Örneğin, kum, un, toz boya üzerine parmakla rakam yazma gibi. Okul öncesi dönemde formal eğitimde rakam yazma çalışmalarını hızlandırmaya gerek yoktur. Rakamları doğru olarak yazma birkaç yılda yavaş yavaş gelişir ve çocuğu bu konuda zorlamamak gerekir.
Rakamları yazmaya 1’den 5’e kadar olan rakamlarla başlanılmalıdır. Çocuk 5’e kadar rakamları öğreninceye kadar öğretmen her gün yalnız bir veya iki rakam öğretmelidir. Öğretmen rakamları yazmayı öğretirken çocukların rakamları doğru yazdıklarından emin olmalıdır. Çünkü yanlış alışkanlıkları düzeltmek doğruyu öğretmekten daha zordur. Bunun için öğretmen, çocukların rakam yazmaya doğru noktadan başlamaları için onlara rehberlik etmesi ve hangi yönde çizeceklerini göstermesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, rakamları yazma yönü yukardan aşağıya doğrudur (Nair ve Pool 1991).


Rakam yazma çalışmaları yaparken öğretmenin dikkat etmesi gereken noktalar:*Öğretmen rakam yazma çalışmalarına öncelikle kağıt ve kalemle başlamamalıdır. Bu amaçla yapılabilecek bazı etkinlik örnekleri şunlardır;
-Zımpara kağıtlarından rakamlar oluşturma ve kesme
-Kumaşlardan rakamlar keserek onları kartona yapıştırma
-Rakamlar şeklinde çimlendirme deneyleri yapma
-Kuru baklagillerle rakamlar oluşturma ve yapıştırma
-Tebeşir, sulu boya veya parmak boya ile rakamları boyama
-Havaya el ve burun ile rakamlar çizme
-Çamur ve kil ile rakamları yapmasını isteme
*Öğretmen rakamın doğru yazımını masanın üzerine koyabilir veya bu rakamların yazılı olduğu kartları sınıfa asabilir.
*Rakamların yazımını öğretirken çocukların yazdıkları denetlenmelidir. Çünkü daha sonra yanlışları düzeltmek daha zordur.
*Sol elini kullanan çocuklar için öğretmen mümkünse sol elini de kullanarak model olmalıdır. Bu çocukların öğretmeni izlemeleri ve model almaları açısından kolaylık sağlar.
*Panoya asılması veya tahtaya yazılmasının yanı sıra öğretmen model olması açısından her çocuğun önüne rakam modelleri koymalıdır. Bu çocuğun yatay ve dikey görünüşleri kopyalamaları açısından çocuğa yardımcı olacaktır.
*”Dört” rakamının yazılı formları farklı yerlerde farklı şekillerde kullanıldığı için, bu çocuklar için şaşırtıcı olabilir. Bu nedenle öğretmen her iki yazılımında aynı rakam olduğunu anlamasında çocuğa yardımcı olması gerekmektedir.
*Öğretmen çocukla rakam yazma çalışmaları yaparken çocuğun 0’dan 9’a kadar tüm rakamları yazdığından emin olması gerekmektedir.

Aileler çocuklarına aşağıdaki ifadeleri söylemekten kaçınmalıdır.
Eğer ağlarsan giderim.
Ağlayacaksan seni burada bırakıp giderim.
Ağlayacak ne var bak kimse senin gibi ağlamıyor.
Kimseye kendini sevdirmez, çok yabani.
Okula gitmek zorundasın, evde yalnız kalamazsın.
Sen artık büyüdün bebekler ağlar.
Şımarıklık yapıyorsun. Her gün geldiğin yer ne var şimdi ağlıyorsun.
Ağlamadan sınıfına git, akşama ne alayım ne istersin?
Ağlama sonra sana ağlak çocuk derler.
Ağlayınca ne kadar komik oluyorsun.
Ağlarsan akşama gelip seni almam.
Sen çok akıllı bir çocuksun.
Neden ağlıyorsun.
Benim kızım abla olmuş ağlamıyor artık.
Ağlama sesi duymak istemiyorum.
Hiç arkadaşların ağlıyor mu? Çok ayıp arkadaşların seni görmesin.
Böyle davranırsan bu okulda kimse seni sevmez.
Bugün kal yarın gelmezsin.
Galiba sen okula alışamayacaksın.
Acaba bugün başlamasa mı?
Arkadaşların seni sevmedi mi?
Öğretmenin sana iyi davrandı mı?

10 Kasım 2014 Pazartesi

Sevgiyle,Saygıyla,Minnetle,Gururla Anıyoruz.....




Yerin doldurulamaz,onca yokluğa rağmen Türkiye Cumhuriyeti devleti için yaptıkların,eserlerin,hizmetlerin,devrimlerin ortaya çıkardığın yeniliklerin anlatmakla saymakla bitirilemez.Bir Türk evladı olarak GURUR DUYUYORUM....Seni ve tüm şehitlerimizi saygıyla hürmetle minnetle anıyoruz...


7 Kasım 2014 Cuma

Çiku (Achras sapota)



bilgi netten alıntıdır
Üst resim netten alıntıdır...

Anavatanı Batı Hindistan'dır.
 Bu meyvenin ağacı kendi haline bırakıldığı takdirde 20 m. yüksekliğe kadar büyüyebilir ise de kültür bitki olarak yetiştirildiği takdirde, budanma suretiyle boyu 3-6 m. arasında muhafaza edilir.

 Çiku ağacı düzenli taçlanan, çiçekleri beyaz ve kokusuzdur. Dalları karşılıklı oluşan, yaprakları aşağı doğru sarkık ve oval şekildedir. Meyvenin şekli hafif yassı bir şeftaliye benzer ve tulü ortalama 7,5 cm. çapı ise 5 cm. civarındadır. Dışında patates renginde ince bir kabuğu ve içinde sarı-açık kahve renginde, kokusu yasemine benzeyen gayet tatlı bir meyve eti vardır. 

Genellikle marcottage yöntemiyle üretilen bu meyvenin fidanları asıl yerlerine 6 X 6 m. ara ile dikilir ve ekseriya dikimden bir sene sonra meyve verir. Ağaçlar, genellikle senede iki defa çiçek açarlar. Ancak bütün sene meyve verirler. Hafif eğimli sahaları seven Çiku ağacı yalnız yağışlı tropik ülkelerde yetişen bir bitkidir. Meyveleri ezilmemesi için biraz ham olarak toplanır ve hasırlar üzerinde korunarak ayrıca olgunlaştırılır. 

Tohumları, yassı bir badem iriliğinde ve gayet parlak siyah-kahve rengi bir kabuğun içindedir. 




Tadına bayıldığım bu lzzetli meyve hakkında bulduğum bilgileri paylaştım sizlerle.
Hayırlı cumalar diliyorum...




1 Kasım 2014 Cumartesi

Geçen Haftalarda Biz.......India Gifts,Köfte Yağmuru-2, Dominos Keyfi,D&R Gezmemiz Ve Daha Fazlası...



Daha çok okumak...
Daha çok şey öğenmek...
Daha daha daha....
Elimden gelebildiği kadar daha çok yol katetmek istiyorum...
Bunları dile getirken boş bomboş geçen,en genç yıllarım geliyor aklıma.Ben diyorum,ben de diğer tüm gençler gibi vakt-i zamanında okumalıydım,okuyabilmeliydim.
çoluk çocuk-iş-hayat koşuşturmasının tam ortasında değil.

Eşim,"sendeki hırsın onda biri bende olsa yeter de artardı bana "diyor.
Gülüyorum...


Eşim;hayatımda rastladığım en donanımlı en zeki insan.
Abartmıyorum....
Ciddi ciddi öyle yani.
"Bay vikipedia" diyorum kendilerine..
Bunca bilgiye şaşıyor,şaşırıyorum...Gururlanıyor saygı dyuyorum...Bir eksiği de var hemen belirtiyorum ..Başarı için zekaya sahip olduğunuz kadar azim ve hırsa da sahip olmanız gerekmekte bence...
Nıck!
Dirhem hırs yok anacım!:)

Mesela!!!Bir Kimyager olarak önünde sadece TUS engeli var Biyokimya Uzmanı olabilmek için.
Ancaaaaak beyefendimiz sınava girmek yerine pc.de strateji oyunu oynamayı tercih ediyor,yada hobileriyle ilgilenmeyi:) Onun bu önemsemeyip boşvermeleri beni çıldırtıyor:)
Tamam prestijli bir işte ve iyi bir birimde çalışıyor,çok önemli işlerle uğraşıyorsürekli seyahatlerde,denetimlerde,gezmelerde ama ne var azıcık (bir sınavcık) dişini sıkıp Biyokimya Uzmanı olsa.? 
dimi?

Yok efendim,yok.malesef yok.
Ben şu çocuklu halimle Veterinerlik okuyup,sonrasında Tus'a hazırlanmaya niyetleniyorum (ama örgün olmasından mütevellit gözüm yemiyor açıkçası,o;ayrı!) ama,onun kılı kıpırdamıyor...

O bana "sendeki şu hırs ve azim bende olsaydı keşke"diyor.
Ben ise ona "sendeki şu zeka ve diploma bende olsaydı keşke" diyorum :))
Gülüşüyoruz...

Biliyoruz ki ikisi de tek başına bi anlam ifade etmiyor.İşte tam da bu noktada oğlumun zeki olması için dua ederken hırslı ve azimli olması için de dua ediyorum.Hırsını faydalı şeylere ilme kullanmasını diliyorum elbette...

Bu arada Kimya ve Veterinerlik bölümü mezunlarının TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı)'a girmelerinin gerekliliğini altını çizerek belirtiyorum.Gerçi bu bölümleri bitirip,bu avantaj hakkında bilgi sahibi olmayan yoktur heralde,ancak ben yine de bilgilendirmek istedim.
Hoş!! önünde böylesine kek bir fırsatı eşimden başka,tepecek kimse olduğuna da inanmıyorum.:(

Daha önce büyük uğraşlara rağmen 63-64 puanla TUS u kazanamayanların yerine ,52-53 gibi düşük puanlarla asistanlığa yerleşti Kimya,Eczacılık ve Veterinerlik bölümü mezunları...Bu değerlendirilmesi gereken şahane bi fırsat bence.Ve değerlendirenleri tebrik ediyorum buradan...Tabiki bizim asistanlarımızı da:))

Neden fırsat olarak görüyoruz peki??
Sadece yan dallar giriyor sınava çünkü .Çünkü Biyologların önünü kapattılar TUSa.
Biyologlara TUS engelinin gelmesiyle, meydan Kimya,Eczacılık ve Veterinerlik mezunlarına kaldı.Sınavlar kolaylaştı atanma puanları düştü.Çünkü yarışanlar aynı seviyedeler.Yani 6yıl tıp okumuş doktorlarla aynı yarış içerisinde değiller....

...Ayyyyyy ne güzel bişiiiii bu ya.Düşünsenize önünüzde sadece tek bir sınav engeli var.TUSa hazırlanacak 52 gibi puan alacak hayatınızın geri kalan 4 yılını paranızı alarak asistan olarak devam edecek,4 yılın sonunda ise atandığınız bir Laboratuvara Uzman olarak gideceksiniz.Para kısmını hiiç konuşmuyorum bile...Bi düşünün.
Bu prestijli meslek beni mest ederken eşimin kılı bile kıpırdamıyor.Ben onu hırslandırmak adına Veterinerlik okuycam,sonra TUSa giricem sonra da Uzman olucam diyorum."TAMAM" diyor.:))))))Sadece "tamam,ne güzel"diyor.
:)))))
Off neyse işte benden bu kadar.İnşallah ikna olur.Yada inşallah bu kaymaklı fırsatın kendi farkına varır diyorum.Asistan arkadaşlar biz ikna edelim eşini diyorlar ama ne fayda.İşinde rahat olduğundan pek yanaşmaz biliyorum...
Neyse hakkımızda hayırlısı olsun diyorum.


Mutfağımın bu bölümünü çook seviyorum.
Mutfak masamızın bulunduğu alan..
Tablo;Evim.Net ten.
Ünlü Japon kalesi...


Arkadaşım Muradiyenin tarifine göre yaptığım ve Berkay_ın bayılarak yediği kolay tava pizza...
Gerçekten yapımı kolay kendisi lezzetli.Elbette diğer pizzalar gibi değil ama masrafsız ve hızlı olmasından dolayı tercih nedeni...Eksiği ise biraz kuru olması...

Dün ise Dominos'un Bol Malzemos+Extravaganza sı söylenilip ailece afiyetle mideye indirildi.Tavsiyem Dominosun Kayseri Ateşi ama bunlar da hoştu gerçekten.Ancak tercihiniz kesinlikle İnce Hamur olsun.Ve parmesan kenar tavsiye ederseniz tadından yenmez söyliyim :))


Küçük beyimizin en sevdiği şeyi yapıyoruz bu aralar.Evde "Köfte Yağmuru" keyfi....
İlkini sinema da izledikten sonra ikincisini evde izler olduk...Hemde bıksakta usansakta DEFALARCA :(
Eğlenceli bi animasyon ama fazlası bayıyor......


Berkayın eline konan uğurböcüğümüz :))
Epey bi elinde kolu nda gezdirdikten sonra kendi rızasıyla doğaya salmaya karar verdi.Vebalkonumuza kadar uzanan koca ayva ağacının bi yaprağına bırakıverdi...


Hindistan dönüşü bizleri bulan minik hediyelerimiz .Berkaya her dönüşünde bi oyuncak getirmeyi ihmal etmeyen babamız bu defa araba serisi yapmış :)
Nihayet ipek bir fularım oldu nar çiçeği desenli.Yuppi!
İnanılmaz mutluyum.
Yumuşacık vee %100 silk :)

Çiku isimli bi meyve geldi  bide :) tropikal meyveleri çook severimbu arada .Çiku da aromatik ve çok lezzetliydi.Görünümü patates,lezzeti ananas+portakal+mango karışımı bişey.Tam olmuşunu yemek makbulmüş diye koyuvermiştim bi kenara olgunlaşsın diye.Yemek nasip olmayacak ya ,2 günde tüm meyvelerim çürümüştü malesef.
Anlayacağınız sadece bi tane yiyebildim..:(


Arkadaşlarla epeydir yaptığımız haşhaşlı çörek polemiğine son noktayı koyuyorum
ve "Minty yapar"diyorum.
Üstat Elif hanım tarafından tadına bakıldı ve onaylandı :)
OLMUŞ OLMUŞ...PEK GÜZEL OLMUŞ...
Bu arada bu çöreği çok sevdiğimi bilen canım arkadaşım Ayşeciğimin annesi bana taa Amasyalardan dövülmüş haşhaş alıp getirmiş.Canım arkadaşıma bu ince jesti için çok teşekkür ettim tabiii.
Ve hemen yapıverdim.Gerçi bayram sabahı yememiz için veren Sevimser teyzemin çörekleri kadar olmadılar ama eh oldular işte benimkiler de.Yavaş yavaş geliştiricem daha da...


Veee bir kez daha yakından ipek fularım...
Çok şımardım tabisiiiii.....
Biraz görmemiş oldum ama eveet hiç ipek şalım olmamıştı yani görmemişliğim doğru :))))


Ve kendi beğendiği zarif el işçiliği Gümüş-Zirkonyum kolye setim...Bi şekilde yine ilerde hatılanmak üzere benim dünyamda yer aldılar kendileri...
Yaşlandığım zaman bu yazılarımı keyifle okumak istiyorum.Allahım sağlık sıhhat ve ömür verirse tabi...Anı yazmak anı biriktirmek inanılmaz güzel...

Bloga yazmadığım süre zarfında işi dolayısıyla Erciyes Üniversitesine gidip 2 gün kalıp işlerinin bitirp geldi eşim.Yarın da Ege Üniversitesine günübirlik gidip gelecek işi gereği yine.Akşam evde olacağı için bi sıkıntı yok benim için...

Yine bu süre zarfında kuzencanlar gelip bir hafta misafir oldular bizde.Berkayla inanılmaz tatlılardı,inanılmaz yaramazlardı.Çok eğlendik,çok çıldırdık...Ama oğlmun yaşıtı kuzeniyle birlikte zaman geçirmesi anı biriktirmesi inanılmaz güzeldi.Cemoş Cemoş diye geziyor şimdilerde....Kuzenlerimle büyüyen biri olarak bunun çok güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...Birlikte çok güzel zaman geçirir kız kıza dolu dolu sohbetler ederdik.Severdik birbirimizi...Şimdilerde Buki kuzencanla hala öyleyiz elbette.Umarım minik kuzenler de devam ettirirler sevgilerini...

Benden/bizden bu kadar...

En sevdiklerinize hep yakın kalabilmeniz dileğiyle...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...