19 Şubat 2011 Cumartesi

Vişne Kompostosu (Elmalı)



Sevgili arkadaşımın hazırladığı lezzetlerin tariflerini de,hemen paylaşmak istiyorum sizlerle.
İlk olarak yaz kış tüketilebilen bir lezzet olan,vişne kompostosunun yapılışını anlatmak istiyorum.Dilerseniz içerisine kuşüzümü yada armut gibi meyveler katarak daha da zenginleştirebilirsiniz elbette.Yine şeker miktarını zevkinize göre azaltabilir yada artırabilirsiniz.

Ve eğer kış için hazırlayacaksanız,bu şekilde hazırlayıp sıcakken kavanozlara koyarak saklayabilirsiniz.Kayınvalidem bana iki büyük kavanoz vermişti mesela.Aysel annem kış için yaptığı kompostolara şeker koymuyor ama,kışın pişireceği vakit şekerini ekliyor.Böylece yüzde yüz doğal bişekilde hazırlanıp,saklanmış oluyor:)Sizlere bu yöntemi tavsiye edebilirim.

Malzemeler
Yarım kg. vişne
2.5 litre su 1,5 su bardağı toz şeker
1-2 tane karanfil
1 çubuk tarçın1-2 adet elma

Yapılışı:
1-Vişnelerin saplarını ayıklayıp iyice yıkayınız.Su ile şekeri derin bir tencereye koyup kaynatınız.Soyulup küpler halinde doğranmış elmaları,tarçın kabuğunu,karanfilleri ve vişneleri tencereye atıp 15-20 kadar orta ateşte pişiriniz.
2-Kompostonuz hazır olunca ocağı kapatıp,kompostoyu soğumaya bırakınız.Ardından buzdolabına kaldırarak iyice soğutunuz.Servis yapacağınız kaselere koyarak sunumunuzu hazırlayınız.
Afiyet olsun!

Fındıklı Kurabiye

 
Arkadaşım bu kurabiyelerin tarifini Sevgili Portakal Ağacı Hatice'den almış.Lakin fındıkları fazla ufaladığından orjinalindeki gibi olmamış sanırım.Zaten ufak çaplı değişikliklerde var tarfinde:)Fındıkları biraz iri dövülmüş olmasına özen göstermek lazım ayrıca.

Malzemeler:
  • 125 gr tereyağı (oda sıcaklığında yumuşamış)
  • 1 adet yumurta
  • Yarım su bardağı pudra şekeri
  • 1,5-2 su bardağı kadar un
  • 1/2 paket kabartma tozu (1 tatlı kaşığı)
  • 1 su bardağı dövülmüş fındık
 Üzeri için:
Pudra şekeri


Yapılışı:
1-Yoğurma kabında öncelikle yağ ve pudraşekerini elle biraz yoğurunuz.Yumurtayı ve dövülmüş fındıkları ilave ederek karıştırınız. Azar azar un ve kabartma tozunu ekleyerek yoğurma işlemine devam ediniz.

2-Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edinceye kadar yoğurunuz. Hamurdan istenen büyüklüklerde parçalar alıp yuvarlayınız.(Dilerseniz bu aşamayı yaparken,siz de Portakal Ağacı'ndaki gibi hazırladığınız kurabiyeleri yumurta akına batırıp,dövülmüş fındığa bulayabilirsiniz.)Yağlı kağıt serilmiş yada yağlanmış tepsiye diziniz.150 derecede 15-20 dk. kontrol ederek pişiriniz.

3-Fırından çıkıp,ilk sıcağı gittikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis yapınız...

Afiyet Olsun...
Herkese Gönlünce Geçireceği Güzel Bir Haftasonu Diliyorum.
Mintiden Sevgiler...

Sevgili Arkadaşım Elvan'ın Mutfağından...



 Maharetli arkadaşım benim,her gittiğimizde ayrı döktürür maharetlerini:).
Bizler için neler yapacağını,neler hazırlayacağını bilemez.Bu davet sofrasının lezzetlerini yiyip bitireli bir hayli zaman oldu esasında,lakin lezzetleri damağımda hala,desem yeri var.
Kayınvalideciğinin de,sevgili arkadaşımın da ellerine sağlık diyorum;bizlere görüntülemeyi unuttuğum şahane bir sofra ve bu lezzetleri hazırladıkları için...

Bizler sayısı az belki,lakin dostluğu kadim arkadaşlarız.Aynı işyerinde çalışıyoruz üstelik.Ve evlenmeden önce de ev arkadaşlarıydık...Anlayacağınız sıkı dostluk bizimkisi.Arada mecburi firelerimiz oldu tabi,lakin nereye giderlerse gitsinler onlar bizim en yakınımızdalar.(Şenay'cığım bu lafım sanaydı özellikle biliyorsun:)En özel günlerde,hastalıkta,sağlıkta biraradayız hep çok şükür.Özellikle Ramazan sofralarıdır daha sık ailece,eşlerimizle birlikte görüşmemize neden olan.Hoş benim eşimle Elvan'cığımın eşi bekarlıktan kalma arkadaşlar zaten.Beylerin anlaşıyor olması,bizsiz kalsalar bile sıkılmadan ortak paydada buluşuyorlar olması inanılmaz keyifli.Bizler beyleri biraraya getirip,kızkıza takılmanın keyfini sürüyoruz bu nedenle:))

 (VİŞNE KOMPOSTOSU)
Elvanımın sofrasında öyle çok çeşit vardı ki sağolsun bazılarını çok net çekemediğim için yayınlamadım bile.Özellikle muhammara bu postta olmasa bile gerçekten lezzetliydi.....
İşte bunlar da  sofranın kırmızı sulatanları:)Vişne kompostoları...


(FIRINDA KAŞARLI MANTARLI TAVUK)

Bu üçlüye kim hayır diyebilir ki?Özellikle bol kaşarlıysa değil mi?


(Etimekli Patlıcan Salatası)                                                                                  (Beyaz Peynirli Kırmızıbiber Salatası)

Henüz denemediğim,lakin tadını çok beğendiğim yoğurtlu bir yardımcı meze yapmıştı mesela.Etimekli patlıcan salatası,hem değişik,hem lezzetliydi...Kırmızı biber salatası ise rengiyle hoş bi hava katmıştı doğrusu...

(FISTIKLI BAKLAVA)

Baklavanın ben cevizlisini severim birtek...fıstıklıyı baklavadan saymam nedense.Ama yemeden de edemem tabi:)

(FINDIKLI KURABİYE)
Ve çayın yanında lezzetine doyamadığımız bu kurbişler de o geceye ait ikramlardandı.
Resmini beğenmediğim için yayınlamadığım başka lezzetler de vardı üstelik.
Örneğin;en sevdiğim lezzetlerden biri olan muhallebili kadayıf ve sucuklu börekler de gecenin lezzetleri arasındaydı:)
Hepsi birbirinden güzel ve lezzetliydi arkadaşım...Kayınvalidenin de senin de ellerinize sağlık diyorum...

Mintiden şimdilik bu kadar...
Mantının tarifini sonraki postumda vereceğim inşallah.
Şimdi bizim evde kahvaltı zamanıııı...
Herkese güzel bir haftasonu diliyorum...

17 Şubat 2011 Perşembe

Limonlu Kakaolu Kek


 Limonlu kekinizi,limon aromalı un ile denediniz mi?
Kesinlikle tavsiye ediyorum.Ben kekin içindeki yoğun limon aromasına ve yoğun kakao aromasına bayılıyorum.Bu kekte de ikisi birarada olsun istedim.Siz kalıbınıza dilediğiniz şekilde dökebilirsiniz bu şahane ikiliyi.Dilerseniz kakolu kısmına nutella ilave edebilirsiniz...Yada üzerine çikolata sosu dökerek servis yapabilirsiniz.
Servisi sizin zevkinize bırakarak,ben tarife geçmek istiyorum:)

Malzemeler
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
1 su bardağı ayçiçek Yağı
2.5 su bardağı Sinangil Limon Aromalı Un
1 limon kabuğu rendesi
3 yemek kaşığı Kakao
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya


Yapılışı:
1-Yumurta ve şekeri her zamanki gibi köpük köpük oluncaya kadar iyice çırpınız.İçerisine kakao ve limon kabuğu hariç tüm malzemeleri koyarak çırpmaya devam ediniz.Un miktarını ayarlarken lütfen ölçüye değil göz ayarınıza güveniniz.Çok koyu olmayan bir hamur hazırlayacak miktarda un ekleyiniz.Ve keki iki eşit parçaya ayırınız.

2-Bir kısmına kakaoyu ekleyerek çırpınız.Diğer kısmına ise limon kabuklarını ekleyerek çırpınız.Ve istediğiniz bir kalıba yada orta boy bir tepsinin tabanına,kakaolu hamuru üzerine ise sade hamuru dökerek düz bir zeminde düzlenmesi için bekletiniz.

3- 180 derece önceden ısıtılmış fırında 20 dakika boyunca fırını hiç açmadan pişiriniz...
Afiyet olsun...

Mintiden notlar:
***Limon kabuklarının daha iyi aroma vermesi için rendenin minik tarafıyla rendeledikten sonra,kek hamuruna katacağınız şekerin içersinde en az 1 saat kadar bekletiniz.Limon aromasını daha yoğun hissedeceksiniz...
***Limonun beyaz kısmını,kekinize rendelememeye çalışınız.Kekinize acılık katabilir.
***Fırının kapağını ilk 20 dakika açmayınız.15 dakikalık pişme süresinin ardından,fırınınızın ayarını 10-15 derece kadar düşürünüz.Kekeinizin daha güzel kabarıp piştiğini göreceksiniz...


Mintiden Sevgiler...

Yumurtalı Ispanak


Herkese selamlar ...
 Ispanağın her haline bayılıyorum.
Böylesine faydalı böylesine leziz bir sebze yok bana göre...Hangi şekilde pişirirseniz pişirin,apayrı bir lezzet çıkıveriyor ortaya.Her bir halini ayrı beğeniyorum inanın.
Ama evlendikten sonra en çok bu halini sever oldum.Sanırım çok özlediğim,az pişirdiğim için :)
Eşim ıspanağın sadece bulgurlu yemeğini seviyor.Eh! malumunuz beyler hangi yemeklerden hazediyorsa,biz bayanlar en çok onları tercih ediyoruz.
En çok onların sevdiği yemekler pişsin istiyoruz mutfaklarımızda :) ,öyle değil mi?
Biliyorum biliyorum,benimle aynı fikirdesiniz çoğunuz...
Ama bazen,sırf kendime özel hazırlayıveriyorum özlediğim lezzetleri...
İşte bu lezzette,onlardan biri...


Malzemeler
-500 gr ıspanak
-1 orta boy soğan
-2-3 yemek kaşığı sıvı yağ
-1 tatlı kaşığı salça
-tuz ,pulbiber, karabiber 
-2-3 adet yumurta

Yapılışı: 
1-Ispanakları bol suda yıkayıp, yemeklik doğrayınız.(Ben ıspanakları yıkama konusunda gerçekten çok hassasım.Neredeyse herbir yaprağı ayrı ayrı yıkıyorum.Bir kaç defa sirkeli suda bekletiyorum.Toprağını,çamurunu ayıklamak kolay olmuyor elbette.Ama yıkadığım kabın dibinde kum taneleri kalmayıncaya kadar,defalarca defalarca yıkıyorum.Ayrıca ıspanağı doğradıktan sonra yıkayanlara kesinlikle karşıyım.Lütfen ıspanak ve benzeri sebzeleri vitamin kaybına neden olmamak için yıkadıktan sonra doğrayınız...Ben bütün halindeyken bile zor temizlerken,doğranmış ıspanakları nasıl tertemiz kılabiliyorlar gerçekten merak ediyorum.Çok zor temizlenen ve ihtimam isteyen bir sebze....

2-Yıkayıp doğradıktan sonra,diğer yanda da soğanı yemeklik doğrayarak hazırlayınız.ve yağla birlikte tavaya alarak kavurunuz.

3-Eğer salça eklemek isterseniz soğanın üzerine ilave ederek kavurabilirsiniz.
(Ben keyfime göre,arada 1-2 tatlı kaşığı kadar ekleyerek kavuruyorum.Bazen hiç eklemiyorum.)

4-Salçayı kavurdukdan sonra ıspanakları ekleyiniz.Kapağı kapalı vaziyette kendi suyunu salıncaya dek,orta ateşte pişiriniz.Arada ıspanakları,çevirerek altüst ediniz.Sularını tamamen salıp tekrar çekmesine yakın tuz ve karabiberini isteğinize göre pulbiber (ben çok seviyorum) ilave ediniz.Yumurtaları üzerine kırınız ve piştikten sonra servis tabağına alarak servisinizi yapınız...
Afiyet olsun... 

Yüreğinizden sevgi,muhabbet hiç eksik olmasın...
Herşey dilediğiniz güzellikte olsun...
Sevgilerimle... 

14 Şubat 2011 Pazartesi

Havuç Jöleli-Ballı İrmik Tatlısı



Herkese gönlünce geçireceği güzel bir hafta diliyorum.
Bugün mübarek bir gün,mübarek bir gece.Sevgililer sevgilisinin,dünyaya teşrif ettiği,dünyamızı aydınlattığı gündür bugün.Rabbim onun sevgisine erişebilmeyi,onun yolundan gidenlerden olmayı nasip eder inşallah.Bu mübarek günde  dualarımız,Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizin yüzü suyu hürmetine kabul olur inşallah...Hayırlı kandiller diliyorum...
Bugünün 14 şubat sevgililer günü oluşu beni çok da bağlamıyor,hemencecik bunu da belirtmek istiyorum.Nedenleri hususunu uzun uzadıya paylaşıp,sizleri sıkmak istemiyorum,kutlayanları büyük bir saygıyla karşılıyorum.Hoşgörülerimi sunuyorum.

Velhasıl,sözü çok uzatmadan;sevgililer gününün eşim ve bana göre bir anlamı olmadığını söylemek istiyorum.Lakiiiiin 14 şubatın anlamı bizim için paha biçilemez.Eşim 2008 yılının 14 şubatında yapmıştı unutulmaz bir şekilde evlilik teklifini bana.İşte bu nedenle evet 14 şubat bizim için çok çok özel.Ama tek nedeni bizim için bu.İnsanlar 14 şubatta ne kutluyorlar bilmiyorum ama biz;unutamadığımız 2008 şubatını,yadetmek amacıyla bugünü özel kılıyoruz birbirimize.
İşte bu nedenle hemen postumu hazırlayıp yayınladıkladıktan sonra,eşimin daveti için hazırlanmam gerekecek sanırım.Yer mekan sormayın.henüz ben de bilmiyorum.Bana sadece süslenip hazırlanmam söylendi:))
Hadi biran önce tarifime geçeyim.

Bu tarifimi Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğine evsahipliği yapan sevgili Cafemis'e
 gönderiyorum ve kendisine bol katılımlı bir etkinlik diliyorum...


İrmik tatlısı mutfağımın kurtarıcılarındandır.Hem pratik olduğundan Hem de acil misafirleri şık birşekilde uğurlayabildiğinden dolayı seviyorum bu tatlıyı.Bu defa havuç peltelisini denemek istedim.Herzamanki aynı sunum olmasını istemediğimden,bu defa değişik bir sunum kullanmayı tercih ettim.Bana göre çok değişik oldu.Umarım sizler de beğenirsiniz.


Malzemeler:
-4 su bardağı süt
-6 çorba kaşığı irmik
-7 çorba kaşığı şeker
-1 paket vanilin
-40-50gr. tereyağı(2 yemek kaşığı kadar yeter)
çay kaşığının ucuyla tarçın(tamamaen opsiyonel)
 
Havuç Jölesi İçin Malzemeler:
-1 su bardağı havuç püresi(2 adet havuç)
1 paket vanilya

2 yemek kaşığı bal
-1 çorba kaşığı toz şeker
1,5 yemek kaşığı nişasta
-1 adet portakal kabuğu rendesi


Hazırlanışı: 
1-Sütü bir tencereye koyduktan sonra,içine irmiği ve şekeri koyarak karıştırıp ocağın altını açınız.Orta ateşte sürekli karıştırarak,pişirip kıvam kazanmaya başladığında ocaktan alınız.

2-İçerisine vanilya ve margarini ekleyerek çırparak karışmasını sağlayınız.Margarin yerine tereyağı da kullanabilirsiniz.

3-Bu arada havuçları yıkadıktan sonra kabuklarını soyup rendeleyiniz.Yaklaşık 1-1,5 su bardağı suyla birlikte ocağa koyup tamamen pişmesini sağlayınız.Bu arada suyunda azalma olursa su ilave edebilirsiniz her zaman söylediğim gibi.

4- Pişen havuçları mutfak robotuna koyarak tamamen püre haline gelip ezilmesini sağlayınız.Bu hazırladığınız pürenin toplam miktarı 1 su bardağı olmalıdır.Eğer 1 su bardağından az ise üzerini suyla tamamlayarak,bir tava yada sos tenceresinin içerisinde ocağa koyunuz.İçine nişasta ve şekeri ekleyerek karıştırınız.1 adet portakal kabuğunu rendeleyip,vanilyayı da ekledikten sonra pişirerek jöle hatta pelte kıvamını alıncaya kadar karıştırma işlemine devam ediniz.

(Bu noktada biraz mutfak becerinizi konuşturacaksınız.Eğer çok cıvık bir hal aldıysa 2 yemek kaşığı kadar suyun içinde yarım kaşık nişastayı karıştırıp karışımın içine dökebilirsiniz.Yada çok çok koyu olacağını anladıysanız,azıcık suyla inceltebilirsiniz.Bu ölçülerde yeterli kıvamda bir pelte elde edebiliyorsunuz.)Jölenize enson 2 yemek kaşığı kadar bal ilave ediyorsunuz...

5-Her iki karışımı da hazırladıktan sonra fincanların yada elinizde varsa,değişik kupların içini suyla ıslattıktan sonra tabanına havuçlu jöleden yaklaşık 2-3 yemek kaşığı koyup üzerini hazırladığınız irmikle tamamlayınız.Hepsi bitene kadar bu işlemi devam ettiriniz.Kuplar yada fincanlar soğuduğunda,buzdolabında bir gece beklettikten sonra servis tabağına ters çevirerek üzerini dilediğiniz gibi süsleyip servis yapınız.

Afiyet Olsun...

 not:Ben küçük türk kahvesi fincanlarını kullandım.Ve üzerini fındıkla süsleyerek servis yapmayı tercih ettim.Hangi kalıbı kullanacağınızı size bırakıyorum,ama kalıbınızı ıslatmayı unutmamanızı bir kez daha dile getiriyorum.Dilerseniz üzerini çikolata sosuyla yada çikolata rendesiyle de süsleyebilirsiniz.Ben güzel olabileceğini düşünüyorum...

Sunumuyla,lezzetiyle,rengiyle kefif veren bu lezzeti,sizin de seveceğinizi umuyorum.Şimdiden afiyet olsun diyorum.
 
  
 Cici yüreklerinizden bu mübarek günde duayı eksik etmemenizi ,
İçinde minticiğinizi de unutamanızı temenni ediyorum.
Sizi En Emin'e,En Sevgiliye emanet ediyorum.
Mintiden şimdilik bu kadar...
Kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum...

13 Şubat 2011 Pazar

Zeytinyağlı Nohutlu Bamya


Her gönüle en derin sevgilerimi,en güzel muhabbetlerimi gönderiyorum.
Cici pazarlar diliyorum herkese.
Cuma günü çok sevdiğim arkadaşım Necibe geldi bana.Bebeği bebeğimin ayına yakın.Üstelikte ben onun sütannesiyim.Evet evet!komşu olduğumuz dönemde bebeklerimize kısa süreliğine süt anneliği yapıvermiştik.Şimdi uzağa taşındılar.Ama olsun,önemli olan gönüllerin birlikte olması değil mi?Mutfakta uğraşıp,fazla yorulmamayım diye geleceği gün haber verdi bana sağolsun.Ama ben arkadaşıma bişeyler yapmadan dururmuyum hiç??:)Ne yapsam arkadaşıma bu kadar kısa sürede diye düşünürken,aklıma kısır yapmak geliverdi aniden.Şöyle bol limonlu,hafif acılı bir kısır yapıverdim.Daha evvelinde ise; kolayından,lezzzetli bir bisküvili pasta yapıp dondorucuya koymuştum bile.Ben kısırla falan uğraşırken,o da kıvam alıyordu soğutucuda:)
Yanına,acelesinden bir de peynirli milföy yapıverdim arkadaşıma.Ohh keyifle yedik birlikte.Bebeklerin kaynaştığı,oynaştığı bol muhabbetli bir gün oldu bizim için.Bisküvili pastanın tarifini de yayınlayacağım ilerleyen zamanlarda lakin daha evvelinde;en sevdiğim lezzetlerden biri olan bamyayı,nohutla birlikte deneyip lezzetine bayıldığım,tarifime geçmek istiyorum.


Malzemeler:
1 subardağı haşlanmış nohut
1 kg bamya
1 adet  kurusoğan
1-2 adet domates(mevsimindeyse)
1-2 yemek kaşığı domates salçası
1-2 diş sarımsak
1 limonun suyu
4 kaşık zeytinyağı
tuz


Yapılışı:
1-Akşamdan ıslattığınız nohutu haşlayıp ve süzünüz.Soğan ve sarımsağı ince ince doğrayıp zeytinyağında hafifçe kavurunuz.Domateslerin kabuklarını soyup minik küpler şeklinde doğradıktan sonra,soğanların üzerine ilave ediniz.

2-Birkaç dakika kavurduktan sonra,daha evvelden ayıklayıp hazırladığınız bamyaları ve suyunu ilave ediniz.Kaynamaya başlayınca limon suyunun tamamını sıkınız.Bamyaların rengi dönmeye yakın nohutu ilave edip,tuzunu ekleyiniz.Yaklaşık 20-25 dakika pişmesi yeterli olacaktır.

3-Bu süre zarfında her zamanki gibi suyu azaldıkça kaynamış su ilave edebilirsiniz.İlk koyacağınız suyu da yine göz kararı,belki bamyaların üzerini basacak kadar,ama daha ziyade zevkinize göre ayarlayınız.Ağzı kapalı pişmesi tercihimiz olmalı herzaman için.Yine damak tadınıza uygun ekstra limon ilave edebilir yada piştikten sonra servis esanasında da sıkabilirsiniz.

Afiyet Olsun...

Kendinize Çok İyi Bakın...
Allah'a Emanet Olun...
Mintiden Sevgiler...

12 Şubat 2011 Cumartesi

Pirpirim Aşı (Semizotu Yemeği)



Semizotunun faydalarını saymakla bitmez,öyle değil mi?? Tadına ise doyum olmaz...Salatası benim elbetteki favorim,ancak yemeğini de beğenerek yiyorum...Bazıları "semizotu yemeği" der,ya da bazı yörelerde "pirpirim aşı" olarak geçer.lakin biz buna  "pirpirim yemeği"diyoruz,semizotuna "pirpirim"deriz çünkü:)

Annemden anneannemlerden bildiğim bir tatdır.Ispanak yemeğine benzer yapılışı.Hazır pirpirimden bahsetmişken;şunu da eklemeden geçemeyeceğim.Biz kendi yöremizde pirpirimi;çok az suyla haşlarız,sonra soğutup öyle yoğurtlar,sarımsak ekleriz.Lakin görünümü semizotu yoğurtlaması gibi olmaz bizim yaptığımızın.Daha ziyade cacık kıvamında biraz daha suludur hatta.Biz "pirpirim cacığı" deriz ona ve bayıla bayıla yeriz.tadı semizotu yoğurtlamasından çok daha farklıdır.yaptığımda onu da yayınlarım inşallah...
Şimdi pirpirim yemeğinin(aşının) yapılışına geçelim isterseniz...

MALZEMELER
1 demet semizotu (pirpirim)
1 adet soğan
2 yemek kaşığı salça
3 yemek kaşığı sıvıyağ
3 yemek kaşığı pilavlık bulgur
tuz
pulbiber
1 adet domates

YAPILIŞI

1-Yemeklik doğradığınız soğanları sıvıyağla birlikte tenceye koyun ve ocağa alın.Soğanların rengi dönünceye kadar kavurun,çok pembeleştirmeyin.Üzerine salçayı ilave edin ve birlikte kavurun.

Üzerine kabuklarını soyup küp küp doğradığınız  domatesleri veya salçayı ilave edin.Bu arda semizotlarını bol suda yıkayıp,çok küçük olmayacak şekilde doğrayın ve tencereye ekleyin.Ağzı kapalı şekilde pirpirimin suyunu salmasını bekleyin.

2-Pirpirim suyunu saldıktan sonra bulguru ilave edin.Tuzunu ve baharatını kattıktan sonra yaklaşık 1-2 su bardağı kaynamış su koyarak pişmeye bırakın.Suyunu dilediğiniz şekilde ayarlayabilirsiniz.Dilerseniz az su ekleyip normal pilav gibi de pişirebilirsiniz.ancak pirpirim yemeğinin nam-ı diğer  "pirpirim aşının" en önemli özelliği biraz sulu olmasıdır...Bilginize duyurulur...




3-Piştikten sonra 10-15 dakika dinlendirip servis yapabilirisiniz.Dilerseniz üzerine sarımsaklı yoğurt döküp yiyebilirsiniz.Oldukça besleyici ve omega3 bakımından zengin bu yemeği çocuklarınız için özellikle öneriyorum.


püfnoktası:

***Vitamin kaybına uğratmamak adına mümkün olduğunca ağzı kapalı pişirmenizi öneriyorum.Ve çok uzun süre pişirmeyin.Bulgur piştikten sonnra altını kapatabilirsiniz.




AFİYET OLSUN DİYORUM HERKESE...MİNTİ...

11 Şubat 2011 Cuma

Acılar Hiç Uğramasın Yüreğine,Masum Tebessümün Kaybolmasın İstiyorum




AHH yavru kuşum...Benim tertemiz meleğim.Bir bilsen sana neler neler öğretmek niyetindeyim.Aydınlık bakmanı istiyorum hayata.İçin pırıl pırıl olsun,pırıl pırıl kalsın istiyorum.Bu masumiyetini,bu bebek yüreğini her daim,en gizlinde saklı tutuver istiyorum.Çocukça umutlarını,çocukça heveslerini,çoçukca düşlerini,çocuk saflığındaki el değmemiş duygularını hiç yitirme istiyorum.Dünya kirlense, insanlar kirlense,insanlık kirlense de sen temiz kal istiyorum yavrum.Kirli eller değmesin mabedine,dikenli eller kopartmasın yüreğindeki umut çiçeklerini...

Sen hep ipek yumuşaklığında ol emi,bebeğim:)Hiddeti,şiddeti öğrenmesen de olur.Kinle,nefreti hiç duymasan da olur.Kıskançlık,öç,haset,gıybet,yalandolan yer almasın lügatında.Sen bunlara yüreğinde,hiiiç yer açma anneciğimm.

Sen,sevmeyi öğren bebeğim.Sevgiyle yıka hergün yüzünü.Sen,şefkati ek yüreğine.Hergün biraz ümit iç,şifa niyetine.Merhamet baçtacın olsun bebeğim,acımayı öğren ama,insanları acıdığın için sevme.Yaradılanı hoşgör her daim,Yaradandan ötürü.Nefsin seni terbiye etmesin yavrum,sen onu esirin et.


Hakkaniyetli bir çocuk ol istiyorum ,en çok.Hakkı hukuku bil,Hak yolundan ayrılmadan,hakkaniyetli davran istiyorum.Adil olmayı bil,terazinin kefesini,vicdanının sesinden yüksek tutma istiyorum.
İnsanlara güvenmemeli,yada güveneceğin insanları iyi seçmelisin oğlum.Herşeyden önce kendine güvenmeyi öğrenmelisin.Kendine güvenmelisin ki hızla ilerleyebilesin.Baban gibi saygın biri olabilmek için;kendine her daim saygın olsun.Sen kendine saygı duymalısın ki insanlara da sana,saygı duymayı öğretebilesin.

Kendine yalanı yakıştırmamalısın asla.En zor anında bile gerçekler gelsin hep,dilinin ucuna.Azla yetinmeyi öğrenmeli,aza kanaat etmelisin bebeğim...Helal yoldan,helal kazançtan ayrılmamalısın.Alınterinle kazandığın üç kuruşu,haybeden gelen milyarlara değişmemelisin.Altın dahi bulsan yerde,dönüp bakmamalı,harama el sürmemelisin.Başkasının "çoğunu" senin olan "aza",tercih etmemelisin.
Eğer birşeyi istiyorsan,istediğini açıkça söylemeyi öğretmek istiyorum sana.Çekindiğin kimse olmasın hayatta,sen iste isteğini hayattan."Hayır" demeyi de öğren istiyorum.İstemediğin birşeyi,kimse zorla yaptıramasın sana.Senin keskin çizgilerin olsun hayatta.Çıtanı hep hayal ettiğinden bile yüksekte tut istiyorum.En çok da kararlı ol istiyorum.Babanın kararlılığına hayranken,senin de en az baban kadar kararlı  olmanı istiyorum.Huyunu,mizacını,karekter yapını babandan al istiyorum.Onun gibi,kimselere olmasın eyvallahın.Sen de tıpkı baban gibi;el etek öpmeyi sevmeyenlerden,belini kimseye eğmeyenlerden,harama göz süzmeyenlerden ol istiyorum.Annenden al;affetmeyi,merhametli olmayı,şefkatli bir yüreği.Sen de seveceksen,bizim gibi sev istiyorum oğlum..En acı aşk ateşinin bile, aşksız bir yürekten daha iyi olduğunu bil istiyorum.Aşık olup,aşkın her halini,en derin ateşini yüreğinde duy istiyorum.




Sana öğretmek istediğim öylesine çok şey var ki bebeğim.Gamı,kederi,derdi,elemi hiiiiç bilme istiyorum.Dilerim bunlar hiç uğramaz yüreğine.Çektiğin en büyük acı,tatlı bir aşk acısı olur,dilerim.Ondan gayrı acı,yüreğine hiç uğramasın bebeğim.Yollarına dikkenler,taşlar hiç çıkmasın.Annen gibi hayatı mücadelelerle değil,en keyifli halleriyle yaşa istiyorum.Pişmanlıkla asla tanışmasın yüreğin.Günün birinde yaptıklarından değil, yapmadıklarından pişmanlık duymalısın ancak.İstikrarlı olmanı istiyorum bebeğim.Ne istediğini bil ki,hayatta bir duruşun olsun.

Hayatı öyle ucundan yaşayanlardan da olma.Pamuk ipliğiyle bağlanma hayata sakın.Şöyle tırnaklarınla, pençelerinle kavra hayatı.Tırnakların acısa da vazgeçme hayatından.Yıldırmasın seni,güçlükler çıksa bile karşına.Hırsı,azmi sakın elden bırakma.Ben vazgeçenleri sevmem bilesin.Sakın idealerinden,hayallerinden vazgeçmeyesin.

Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlatmak istiyorum bir de. Hayatı yargılamanı değil,sorgulamanı istiyorum....En büyük gücün,bilgi olduğunu bilmeni.Kazanmanın,başarı elde etmenin hazzını görmeni istiyorum.Babanın plaketleri,başarıları ve daha fazlası oluvermeli senin de hayatında.Kitaplar,en büyük dostun olmalı yavrum.Kutsal kitabımız ışığın olmalı evvela.Onunla,ilerlemelisin hayat yolunda.


Ah benim küçük oğlum,gözünde hiçbirşey kalmasın istiyorum.Benim yapamadıklarım,yaşayamadıklarım da senin olsun.Hayat sana hep istediklerini,en hayırlı haliyle versin.Ben de ne çok şey isteyip duruyorum:)) Anne yüreği işte,herşeyden koruyabileceğini,hayata kalkan olabileceğini sanıyor.
Tüm güzellikler bebeğinin olsun,hayat onu,hiç incitmesin istiyor.Oysa kul,mutlak kaderini yaşıyor


(Yüreğimde sürekli artan sevginle kucaklıyorum seni evladım.
Seni pamuklara sarıp sarmalamak,yüreğimin en derininde saklamak istiyorum.
Seni çok ama çok seviyorum.)
mommyminti:))

10 Şubat 2011 Perşembe

Peynirli Börek

 

Gerçekleşmesini istediğimiz planlarımızı düşündükçe, zamanın hızla akmasını,o günlerin hemencecik gelivermesini ister gibi oluyorum.Büyükşehirde insanın stresi de büyük oluyor.Şunu hemen söylemeliyim ki ben metropol insanı değilim.Büyükşehirlerdeki keşmekeşlikler,trafik,beklemeler,karmaşalar,koşuşturmalar,kirlilik,kalabalık, nefes aldırmıyor insana adeta.Temiz hava çekmek için dışarı çıksan,kaçarak içeri giriyorsun.Alışveriş mağazaları öylesine bağlıyor ki insanı,bir girdiğinde 6 saatten evvel çıkamıyorsun.İşten çıktığında evine,en az bir saatte ulaşıyorsun.Zaman hızla akıyor ve sen hiçbirşey yaşayamıyorsun.

İşte bu nedenle eşimle birlikte;daha küçük,daha sakin,zamanın ağır aktığı,telaşların olmadığı,akrebin yelkovanı harala gürele kovalamayıp,sakince takip ettiği,denize mutlak kıyısı bulunan,yeşilin kucağında olan,dingin,modern,güneşin yakıp kavurmadığı,en sıcak zamanda bile,bir nebze serinliği barındıran,kendi halinde şirince bir diyarda yaşamak istiyoruz.

İşimizden çıkınca,yavrumuzu kreşten alıp sahilinde yürüyebileceğimiz,dilediğimizde balığımızı tutabileceğimiz,doğayı fotoğraflayabileceğimiz,dalgıçlık öğrenebileceğimiz,yelkenlimizle açılabileceğimiz,haftasonu; kırlarında uçurtma uçurabileceğimiz,yavrumuza piknik keyfini yaşatabileceğimiz,piknik yeri kapmak için sabahın 7sinde mesire yerine gitmek yerine,canımızın istediği vakitte gidip eğlenebileceğimiz,ayaklarımızı  "kedi-köpek gezmiş midir?" düşüncesi olmadan toprağına basabileceğimiz,dalından yemiş koparabileceğimiz,penceremizi açtığımızda gökdelenler yerine,maviliği kucaklayabileceğimiz,bahçesine hamaklar kurabileceğimiz,sardunyalar yetiştirebileceğimiz,canımız istediğinde,arabalarımıza atlayıp dilediğimiz yere çıkıp gidebileceğimiz,bisikletlerimizle doğa turu yapabileceğimiz,sabahında koşumuzu yapıp,ardından işin yolunu tutabileceğimiz,öğlenleri evimizde buluşabileceğimiz,sinema kuyruğu,tiyatro kuyruğu,ekmek kuyruğu,alışveriş yaptıktan sonra hesabı ödeyebilme kuyruğu ve ardı arkası kesilmeyecek olan kuyrukların uğramadığı,trafiğinde saatlerin heba edilmediği,kendimize daha çok zamanın kaldığı,rüzgarların saçlarımızı okşadığı,gecesinde mehtabı bulabildiğimiz,yıldızların yeryüzüne daha yakın olduğu:)ayın parlak göründüğü,yakamozların tatlı pırıltılarına şahit olabileceğimiz bir diyar olsun istiyoruz.

Çok şey istemiyoruz aslında:)Bu mutlulukları düşündüğümde,içim kıpır kıpır oluyor işte.
Ankara bana birbirinden güzel,güzellikler bahşetti.Bu şehri seviyorum,yeri yüreğimde apayrı.Mutluluğa vuslatın şehri Ankara benim gönlümde.Lakin ömür öylesine kısa ki doyadoya yaşamak istiyoruz eşimle.Evler alıp,mal mülk biriktirmek,paraları yastık altı yapmak bize göre iş değil.Her tatil zamanı başka yerler olsun güzergahımızda.Arada kaçamaklar yapalım istiyoruz günübirlikte olsa...
Heybemizde suyumuz-ekmeğimiz,yüreğimizde sevgimiz bir de miniğimiz olsun yanımızda yeter.
Gezmek,görmek,eğlenmek,keşfetmek,her lezzeti ait olduğu yerde tatmak istiyoruz kısmetse.Zaman geçip gittiğinde cüzdanımızdaki biriktirdiklerimize değil,yüreğimizdekilerine bakmak istiyoruz.


Şimdilik bunlar hayal gibi görünse de,birgün gerçekleştirmeyi istediğimiz,yığınla olgudan sadece en basitleri,ilk aklıma geliverenleri.Bakalım hayat bizlere bunları yaşayabilme fırsatı verecek mi?Bakalım bunları yaşamaya,nefesimiz yetecek mi?Herşeyden önce herzaman ki gibi hayırlı olanı diliyorum Rabbimden dedikten sonra;
lezzet yolculuğumuzdaki yeni durağımıza yol alıyoruz.
Peynirli yufka böreğine kimse hayır diyemez zannediyorum.
Ben bayılıyorum.Ve hemen sizlere tarifini veriyorum.
Malzemeler:
4 adet yufka
250 gr. kadar tam yağlı beyaz peynir
yarım demet maydonoz
1,5 su bardağı yogurt
1 çay bardağı sıvıyağ (biraz çıtır isterseniz z.yagı, yumuşak isterseniz ayçiçekyağı)
2 yumurta
 

Yapılışı
1-1 yumurtayı derince bir kaseye kırın, diğer yumurtanın sarısını ayırıp,beyazını diğer yumurtaya karıştırınız ve  iyice çırpınız,yoğurt ve yağı ekleyerek karıştırmaya devam ediniz.(ben çok az kabartma tozu yada karbonat da ekliyorum.bilginize)
2-Diğer yandan peyniri iyice ufalayınız,maydonozu incecik kıyıp peynire ekleyiniz.Fırın tepsisinin tabanını  yağlayınıyada yağlı kağıt seriniz.Ben yağlamayı tercih ediyorum. 
3-İlk yufkayı tepsinin dışına taşacak şekilde serin .(Yufkanın taşan kısımları en son böreğin üzerine örtülecek ve boylece böreğimizin kenari kısımları açık kalmayacak)

4-Karışımdan ilk kata sürünüz ve üzerine peynirli harçtan seriniz.Her kata önce harçtan sürüp,sonra peynirli harctan serpiniz.En son yufkayı tepsinizin büyüklüğünde kesip,artan ufaklarını soslayarak böreğe dahil ediniz.En alta düzlediğiniz,kenarlardan taşan yufkayı böreğin üzerine doğru kapattıktan sonra,tepsinin büyüklüğüne göre ayarladığınız yufkayı,böreğin en üstüne düzleyiniz.Böreği dilimledikten sonra kalan yoğurtlu karışıma en başta ayırdığınız yumurta sarısını,eğer çok azlmışsa biraz daha yoğurt ve yağ ilave ederek çırpıp, tamamını dökünüz.

5-Dilerseniz üzerine susam yada çörekotu serpebilirsiniz.Hazırladığınız böreği zamanınız varsa 1-2 saat hatta bir gece buzdolabında dinlendiriniz.Fıırını 200 derece ayarlayıp ve 20-25 dk pişiriniz.
Sıcacık çayınızla birlikte ,sevdiklerinize servis edebilirsiniz.
Afiyet Olsun...
 

Hayallarinizin,bir tebessüm kadar yakınınızda olması dileğiyle...
Yüreğimden hiiiç eksik olmayın inşallah...
Minticiğinizden Sevgiler

8 Şubat 2011 Salı

Tavuklu Adıyaman Patlıcan Kebabı

Gönlünüzce geçireceğiniz güzel bir hafta diliyorum sizlere,
Akşamlarımız bu aralar pek bir durgun geçiyor.Eşim bu aralar çok yoğun günler geçiriyor.Yakın bir zamanda görevi gereği,tek başına gerçekleştireceği 3 günlük İngiltere yolculuğu onu bekliyor.Haliyle sorumlulukları arasında mücadele ediyor.İngilizceyi çok iyi anlıyor neyse ki.Ancak bildiğiniz gibi nankördür ingilizce.Hayatınızın içine sokmadığınız vakit,gözardı ediverdiğiniz vakit,o sizi sizden önce gözardı ediveriyor.

İşte bu nedenle eşim şu günlerde kolay anladığı ingilizcesini anlatmaya çalışmakla meşgul işte.Pratik yapması gerekiyor.Tek başına gidiyor oluşu,çok önemli bir kongreye tek başına Türkiye'yi temsilen katılacak oluşu,stres yaratıyor haliyle.Ama altına girdiği her iş gibi,bunu da başarıyla neticelendireceğinden eminim ben.

Eşime bu yorucu süreçte destek olmaya çalışıyorum.Fazla ilgi beklememeye,gezme,eğlenme taleplerinde bulunmamaya çalışıyorum.Çünkü süresi çok kısıtlı.Kendini hazır hissediyor olmalı.İşte bu nedenle kendi halime kaldığım şu dakikalarda,ben de size sevgili Cafe Pepela'da gördüğüm,çok beğenip hemen denediğim lakin,ancak  şimdi yayınlayabildiğim bir tarifi sunmak istiyorumArkadaşıma teşekkür ediyorum.
 ***
Patlıcanı şu kış günlerinde,çok özlediğimi söylemek istiyorum evvela.Gerçi yazdan közleyip,sıkı sıkı paketleyip dondurucuya attığım patlıcanları kullanıyorum ara ara.Çok şükür,lezzetlerini de koruyorlar hala.Ama onlara da,bitecek diye kıyamıyorum işte.Biran önce yaz gelse de en sevdiğim sebze olan patlıcanın,her nevi yemek ve lezzetlerini yapıp yiyiversem:))

Şimdi özlediğim patlıcan lezzetinin güzel bir halini getiriyorum sizlere.Ve hemen yapılışına geçmek istiyorum:)


Kaplama İçin Malzemeler
5-6 adet patlıcan 
1 adet tavuk göğsü
1 adet küçük boy haşlanmış patates
1 adet yumurta
3-4 kaşık galeta unu veya bayat ekmek içi
 Tuz, karabiber

 Yapılışı:
1-Patlıcanları közleyiniz ve kabuklarını soyunuz.

2-Tavuk göğsünü robotta iyice çekiniz.Diğer yandan haşladığınız patatesi çatalla eziniz.Çektiğiniz tavuk ve patatesi birleştirip ,üzerlerine bir tane yumurta kırınız ve yoğurarak karıştırınız.

3-Tuzunu,galeta ununu,karabiberini ve varsa arzu ettiğiniz diğer baharatları ekleyerek yoğurmaya devam ediniz.Köfte kıvamında olmalı hazırladığınız harç.Dilerseniz çok çok az bir suya elinizi batırarak biraz yumuşaklık kazandırabilirsiniz.Hem bu şekilde kaplama işini daha kolay halledebilirsiniz.

4- Közlediğiniz patlıcanların bütünlüğünü bozmadan yağlı kağıt serilmiş,yağlanmış tapsiye yerleştiriniz.Hazırladığınız harç ile kaplama işini tepside yaparak tamamlayınız. ve patlıcanların tüm görünen yüzeyini harçla kaplayınız.

5-180 derecelik fırında, 15-20 dakika kadar pişiriniz.Dilerseniz tamamen yüzeyi kızarıncaya dek pişiirp bu haliyle de servis yapabilirsiniz.Dilerseniz yüzeyi kızarmaya başladığı vakit tepsiyi fırından alıp,harçla kaplanmış patlıcanların üzerine dilim halinde kaşarlar yerleştirip,kaşarlar eriyip kızarıncaya kadar tekrar fırında tutttuktan sonra da servis yapabilirsiniz...Huuu!!!ne uzun bir cümle oldu böyle,hiç bitmeyecek sandım biran.:)
not:
***hazırladığınız harç miktarı size az görünse bile oldukça bereketli oluveriyor.ben artan harçtan köfteler deyapıverdim hemen.Siz de harcınız arttıysa bu şekilde değerlendirip fırında tavuk köftesi pişirebilirsiniz.
***mümkün olduğunca küçük patlıcanlar seçmeye özen gösterin.Hem sunum açısından,hem lezzet açısından daha güzel olacaktır.
***Elinizde büyük boy patlıcanlar varsa,pişirdikten sonra dilimleyerek de servis yapabilirsiniz...


Elbetteki üzerine koyduğunuz kaşar lezzetini iki kat artırmakta,lakin dilerseniz kaşar ile kaplamadan sadece hazırladığınız tavuk köftesiyle de servis yapabilirsiniz.Ben her iki halini de göstermek istedim sizlere,ve tercihi sizin damak zevkinize bıraktım herzamanki gibi.Ben her iki halini de beğenerek yedim ama favorimi soracak olursanız,kaşarlıyı tek geçerim:))


Aslında benzer bir lezzeti,Taze Nane arkadaşımın bloğunda da görmüştüm.Kendisine uğrayıp tarifine bakabilirsiniz.Kızartarak yapıvermişti.Eminim lezzeti şahanedir.Ama ben de kelebeğim gibi közlenmiş halini denemek istedim.Her iki arkadaşımın da eline sağlık dedikten  sonra;
Kıymalı harçla kaplamak isteyenler için  Kıyma,tuz ve barahatları karıştırıp,patlıcanların yüzeylerini kaplamalarını söyleyebilirim.Kızartarak yapmak isteyenleri Taze Nane arkadaşıma gönderiyorum:)


Yüzünüzden tebessümü,
yüreğinizden sevgiyi,şefkati eksik etmemenizi diliyor 
kalb-i selamlarımı gönderiyorum.
"minti"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...